İki kişi yahut iki grup arasında bir müsabaka olursa, bu durumda ivazın, yarışa giren bu iki kişi tarafından veya üçüncü bir kişi tarafından kurulması icap eder. Şayet üçüncü kişi tarafından kurulacak olursa bakılır; eğer bu devlet başkanı olursa bu caizdir. İster ona ait malından olsun yahut Beytü’l-Mal’dan olsun, fark etmez. Çünkü bunda, cihad talimi ve müslümanların menfaatine söz konusu olacak bir teşvik ve maslahat bulunmaktadır.
Eğer bu üçüncü kişi devlet başkanı değilse, bu durumda kendi malından bu ivazı vermesi caiz olur. Bunu, Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. Zira o, içinde maslahatın ve (Allah’a yakın olma demek olan) kurbet niyetinin yer aldığı bir müsabaka için malını vermiş sayılacağından bu da caizdir. Sanki o kişiye bir at yahut bir silah satın alıp vermiş gibi kabul edilir.
İmam Malik ise devlet başkanından başkasının (müsabaka için) bu ivazı vermesi caiz olmaz. Çünkü bunlar cihad etmek için ihtiyaç duyulan türden şeylerdir; dolayısıyla bunlar sadece devlet başkanına aittir. Tıpkı valileri görevlendirmek ve emirler atamak gibi sayılır, demiştir.
Eğer müsabakaya konulan ödül, yarışa giren bu iki kişiden sadece birisi tarafından kurulmuş olacağına dair şart koşulmuş olursa, bu caizdir. Çünkü sadece ikisinden birisi bu ödüle hak sahibi olacaktır. Öyleyse sanki devlet başkanının bunu çıkartıp vermesine benzemektedir.
İmam Malik’ten nakledildiğine göre bu, caiz olmaz; çünkü bu, bir kumar sayılır. Fakat kumarla, her iki tarafın da kazanması yahut borçlu düşüp kaybetme (tehlikesi) söz konusu olabileceği şeklinde cevap verilmiştir. Ama burada her iki taraf için de bir tehlike olmadığı için bu, kumar sayılmamaktadır. Buna göre yarışmacıdan birisinin kazanması durumunda, karşıdakinin koyduğu ödülü alır ve diğeri de bir şey alamaz. Öbürü yarışmayı kazanacak olursa, diğerinin koyduğu ödülü alır ve buna da malik olur.