Kişi ihramlı iken Yüce Allah’ın kendisine yasakladığı “refes”ten -ki bu cinsel ilişkidir- “fusuk”tan -ki bu da sövmektir- ve “cedel”den -ki bu da tepeden bakmaktır- uzak durması gerekmektedir. Çünkü şanı Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca niyet ederse (ihramını giyerse), hac esnasında kadına yaklaşmak, günah sayılan davranışlara yönelmek, kavga etmek yoktur…” (Bakara Suresi: 197) Burada gelen “yoktur” şeklindeki siga, nefy sikasıdır ve bunların yasak olduğu kasdedilmiştir.
Ayette geçen “Refes” ifadesi, cinsel ilişki demektir. Başkası olduğu da söylenmiştir. Buna göre “refes” olarak tefsiri yapılan her şeyden bir ihramlının kaçınması gerekmektedir, özellikle de cinsel ilişkiden kaçınması daha aşikardır. (Mezhep) imamları da bu şekilde yorumlamışlardır. Allah’ın kitabındaki başka bir ayette de bu ifade gelmiştir ve bununla “cima” kasdedilmiştir. Yüce Allah buyurur ki: “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak (refes) size helal kılındı…” (Bakara Suresi: 178)
“Fusuk” ifadesi ise seb/sövmek demektir. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Müslüman’a sövmek fusuk (fasıklık)’tır.” Fusuk ifadesinin günahlara yönelmek demek olduğu da söylenmiştir.
“Cidal” ifadesi de, gösteriş/büyüklenmek demektir. İşte ihramlı olan bir kimseye bunların hepsi yasaktır. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim hac eder de refes (cima) etmez ve kötü sözler söylemez, günah işlemezse, o kimse annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olarak geri döner.”
İhramlı bir kimsenin -fayda verecek şeyler dışında- az konuşması müstehaptır. Zira faydasız konularda az konuşmak zaten her halükarda müstehaptır. Çünkü bu şekilde kişi, nefsini haddi aşmaktan, yalana duçar olmaktan ve kendisine helal olmayan şeylere düşmekten kendisini korumuş olur. Kuşkusuz çok konuşan, çok da hataya düşer. Hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Her kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa, ya hayır konuşsun ya da sussun.” Bu durum ihramlı iken daha çok uyulması müstehap olan bir husustur. Çünkü ihramlı olma hali, ibadet üzere olma, Yüce Allah’a taatin hissedildiği haldir ki, bu şekliyle bir tür itikaf haline benzemektedir. Öyleyse onun telbiye ile, Yüce Allah’ı zikir ile, Kur’an-ı Kerim okumakla, iyiliği emredip kötülükten men etmekle, bir cahile bir şeyi öğretmekle meşgul olması ya da bir ihtiyacını emretmesi veyahut susması müstehap görülmüştür. İçeriğinde günah olmayan bir şey konuşacak olursa ya da çirkin olmayan bir şiir okursa, bu da mübahtır ancak bunu çok yapmamalıdır.