"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

İbrahim 43

Başlarını dikmiş, gözleri kendilerine dönmez, yürekleri bomboş halde koşarak gelirler.

Diyanet Vakfı
Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.

Kurtubi Tefsiri
Hepsi de başlarını dikerek koşacaklar, gözleri kendilerine bile dönüp bakmayacak. Kalpleri ise bomboş olacaktır.

“Hepsi de başlarını dikerek” hızlıca

“koşacaklar.” Bu açıklamayı el-Hasen, Katâde ve Saîd b. Cübeyr yapmışlardır. Bu kelime hızlıca koştu, koşar, koşmak anlamındaki;dan alınmıştır. Yüce Allah’ın:

“Davetçiye hızlıca koşarak” (el-Kamer, 54/8) âyetinde de aynı kökten gelen kelime kullanılmıştır. Şair de der ki:

“Dicle’dedir onların evi ve ben Dicle’de onların

Semâ’a doğru hızlıca koştuklarını görüyorum.”

ın; zillet ve huşu’ içerisinde bakan kimse, demek olduğu da söylenmiştir. Yani onlar gözlerini kırpmaksızın bakarlar demek olur. Bu açıklamayı da İbn Abbâs yapmıştır. Mücahid ve ed-Dahhak ta derler ki: ” Sürekli bakarak, bakışlarını uzatarak… anlamındadır. en-Nehhâs da der ki: Sözlükte bilinen, hızlıca koşmayı anlatmak üzere; şeklinin kullanılmasıdır. Ebû Ubeyd de der ki: Her iki şeklin de sürekli bakmakla birlikte, hızlıca koşmak anlamına gelme ihtimali de vardır. İbn Zeyd ise bu kelime başını kaldırmayan kimse hakkında kullanılır, demektedir.

“Hepsi de başlarını dikerek” yani zillet içerisinde bakarak ve başlarını yukarı doğru, dikip kaldırmış olarak, demektir. Çünkü “Başın yukarı doğru kaldırılması” demektir. Bu açıklamayı İbn Abbâs ve Mücahid yapmışlardır.

İbn Arafe, el-Kutebî ve başkaları da derler ki: “Başını diken kimse, başını kaldırıp gözleri ile de önüne doğru bakan kimse” demektir. Nitekim namazda ikna’ da bu anlamdadır. Sesin iknâ’ı da yükseltilmesi demektir. el-Hasen der ki: O gün insanların yüzleri semaya doğru bakacak, kimse kimseye bakmayacaktır. Bunun, başlarını önlerine eğmişler olarak… anlamında olduğu da söylenmiştir.

el-Mehdevî der ki: Bu tabir hem başını kaldırması halinde, hem de zillet ve boyun eğme şeklinde başını önüne eğmesi halinde kullanılır. Âyet-i kerîmenin her iki anlama gelme ihtimali de vardır. Bu açıklamayı el-Müberred de yapmıştır. Ancak birinci görüş dilde daha çok bilinen bir husustur. Şair recez vezninde şöyle demiştir:

“Başını bana doğru eğdi ve kaldırdı,

Sanki bir şey gördü de umutlandı.”

eş-Şemmâh da develeri vasfederken şöyle demektedir:

“Dikenli iri ağaçlara yukarı doğru kaldırdıkları başlarıyla hızlıca koşuyorlar,

Dişleri ise çift yönü de kesen keskin baltalar gibidir.”

Şair burada bu dikenli ağaçları yemek için başlarını kaldırdıklarını kastetmektedir. Kadının başından aşağı yüzüne sarkıttığı peçesine de yukarıda bulunduğu için “mikna’a” denilmesi de buradan gelmektedir. Kişinin razı olması halini anlatmak üzere kullanılan “kani oldu” ifadesi de buradan gelmekte olup, artık soru sormaktan yana başını kaldırdı (soru sormaz oldu), demektir. Yine soru sorma halinde de bu fiil kullanılır. Yani böylelikle ikna” olduğu bir dereceye varmış demek olur. Bu açıklamalar en-Nehhâs’dan gelmiştir.

“Mukna’ ağız” ise dişleri içe doğru ağız demektir. Mukanna’ adam, başında miğfer bulunan adam demektir. Bu açıklamayı da el-Cevherî yapmıştır.

“Gözleri kendilerine bile dönüp bakmayacak.” Yani gözleri yukarı doğru fırladığı için kendilerine dönüp bakamayacaktır. Göz kapaklarını kapatamayacaklardır. “Adam gözlerini kapattı, kapatır” denilir. O bakımdan bakmaya da; denilmesi buradan dolayıdır. Çünkü bakmak onunla gerçekleşir. Göz anlamına da gelir. Şair Antere de der ki:

“Komşum bana görünecek olursa, hemen gözümü kapatırım,

Tâ ki komşum barınağının içinde saklanıncaya (evine girinceye) kadar.”

Şair Cemil de şöyle demiştir:

“Ve ben Cuml’ün önünde gözümü kaldırıp bakmıyorum,

Cuml’e saygımdan, hem de kaldırıp bakmadığım gözüme saygımdan ötürü.”

“Kalpleri ise bomboş olacaktır.” Yani aşın korkudan dolayı hiçbir fayda sağlamayacaktır. İbn Abbâs der ki: Kalplerinde hiçbir hayır bulunmayacaktır. es-Süddî der ki: Kalpleri göğüslerinden dışarıya çıkmış olacak ve gırtlaklarına sıkışıp kalacaktır. Mücahid, Murre ve İbn Zeyd de der ki: Kalpleri boş, yıkık, paramparça, hiçbir hayır ve hiçbir idrâk olmayacaktır. Bu da içinde hiçbir şey bulunmayan bir ev hakkında: O ancak bomboştur, demeye benzer. İbn Abbâs da böyle bir açıklamada bulunmuştur. Sözlükte; “İçi boşaltılmış ve boş” demektir. Hassan’ın şu beyiti de bu kabildendir:

“Benden yana Ebû Süfyan’a şunu bildir: Sen yüreksiz mi yüreksiz,

İçinde kalbi bulunmayan korkağın tekisin.”

Züheyr de başı küçük bir dişi deveyi nitelendirirken şöyle demektedir:

“Onun üzerindeki adam âdeta göğüs kafesi bomboş küçük başlı

Bir erkek devekuşu üzerindeymiş gibi.”

Kur’ân-ı Kerîm’de de

“Mûsa’nın annesi kalbi bomboş sabahı etti” (el-Kasas, 28/10.) diye buyurulmaktadır. Mûsa hakkındaki düşüncesi dışında kalbinde hiçbir şey yoktu, demektir.

Buradaki âyette mukadder bir kelimenin de olduğu söylenmiş olup “kalpleri bomboş ve içinde hiçbir şey bulunmayan kalpler” anlamında olduğu bildirilmiştir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ibrahim-42/,https://kutsalayet.de/ibrahim-44/