İmam hutbeye başladığı zaman susmak vacip olduğu için artık orada hazır bulunanların (cemaatin) konuşması caiz olmaz. Bu durumda konuşmayı, içinde İmam Malik, Ebu Hanife ve Evzai’nin de yer aldığı ilim ehlinin geneli mekruh saymıştır. Nitekim bu noktada Ebu Hureyre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Cuma günü imam hutbe okurken arkadaşına ‘sus’ diyecek olursan, boş konuşmuş, Cuma’nın sevabını kaçırmış olursun.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.
Ubey b. Kab hadisinde ise (Hz. Peygamber hutbe verdiği esnada) kendisine “Tebareke (Mülk)” suresinin ne zaman nazil olduğu sorulunca; “Senin kıldığın namazdan ettiğin kar sadece konuştuğun lüzumsuz sözdür.” demiştir. Söz konusu hadiseyi Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’e intikal ettirince, O: “Ubey doğru söylemiş.” buyurdu.
İmam Ahmed’den gelen diğer bir rivayete göre, (hutbe verilirken) konuşmak haram değildir. Bu konuda İmam Şafii’ye ait de iki rivayet gibi, iki de görüşü vardır.
Buna cevaz verenler, Enes’in aktardığı şu rivayetle delil göstermişlerdir: “Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) bir Cuma günü ayakta hutbe okurken bir adam içeri girdi. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e şöyle dedi: ‘Ey Allah’ın Resulü! Beygir sürüleri ve koyunlar helak oldu. Yüce Allah’a dua et de bize yağmur versin!'”
Bir rivayet de şöyledir: “Bir Cuma günü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ayakta hutbe okurken kapıdan bir kimse mescide girdi. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in karşısına dikilerek şöyle dedi: ‘Ey Allah’ın Resulü! Mallar (hayvanlar) helak oldu, yollar kapandı. Yüce Allah’a dua et de bize yağmur versin…'” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.
Onun bu sırada konuşmasına Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ses çıkarmamıştır. Buna, “muhtemelen imamla birlikte konuştukları ya da imamın kendisiyle konuşmak istediği yönünde” cevap verilmiştir. Çünkü bu şekilde konuşma olunca, hutbeyi dinlemenin önüne geçilmemiş olur. Böylece gelen haberler (hadis ve rivayetler), kesin olarak uyum içerisinde cem edilerek hamledilmiş olmaktadır ve artık bundan başkasına kıyas etmek de sahih değildir. Çünkü imamın konuşması – başkasının tersine – hutbe dışında gerçekleşen bir konuşma olarak ad edilir.
Hutbe esnasında konuşma ve sessizlikle ilgili hükümler:
Zikredilen hadislerin genel anlamı itibariyle (kişinin hutbeyi dinlerken) yakın ya da uzakta olması arasında bir fark yoktur. Yani uzakta olup da hutbeyi işitemeyen bir kimse, kendi içinden Yüce Allah’ı zikredebilir, Kur’an okuyup, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e salat getirebilir. Bunu yaparken de kendi sesini yükseltmemelidir ki, hutbeyi dinleyebilecek yakın mesafede olanın dinlemesini engellememiş olsun.
Bir kuyuya düşüp de zarar görmek, üzerine ateşin sıçramasından endişe etmek, yılanın bulunması yahut başka bir zarar sebebiyle konuşulması zorunlu olanlara gelince, bunları ise söyleyebilir. Çünkü namazın içerisinde bile, namazı bozabileceği halde bunu söylemek caiz iken, hutbe esnasında bunu söylemek daha önceliklidir.
Aksırana, (“yerhamukallah” diyerek) cevap vermek ya da selama karşılık vermek hakkında ise iki görüş gelmiştir:
Selama ve aksırmaya karşılık verilebilir. Buna ruhsat verenler; Hasan (Basri), Nehai, Sevri ve İshak olmuştur. Zira bu bir vecibedir ve — zarar verecek bir şeyden sakındırma da olduğu gibi — hutbede bunlar da yerine getirilebilir.
Eğer hutbeyi işitemiyorsa selama ve aksırmaya karşılık verebilir. Eğer işitiyorsa karşılık vermez. Çünkü susmak vaciptir ve — bir mazeret olmadıkça — dinlemeden kendisini men edecek bir şey konuşmak caiz olmaz, ama işitemiyorsa o zaman durum farklıdır.
el-Kadı (İyaz) ise şöyle demiştir: (Hutbe okunurken) selama ve aksırmaya karşılık verilmez. Bu, İmam Malik, Evzai ve Rey ashabının görüşüdür. İmam Şafii’nin ise bundaki görüşü farklıdır. Muhtemeldir ki onun bu görüşü, hutbeyi işiten ve işitmeyen kimseye dair verilen (fetvaya) özgüdür; bu durumda ikinci rivayet (görüş) ile aynıdır. Belki de hazır olup hutbeyi işiten ve işitmeyen herkese dair genel bir hüküm ifade etmiş de olabilir. Çünkü susup dinlemek hepsi için vacip sayılmaktadır.
Hutbeye başlamadan önce yahut hutbe bittikten sonra konuşmak ise mekruh değildir. Bu, İmam Malik, İmam Şafii, İshak, Yakup ve Muhammed’in görüşüdür. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Cuma günü imam hutbe okurken arkadaşına ‘sus’ diyecek olursan, boş konuşmuş, Cuma’nın sevabını kaçırmış olursun.” Bu hadisi, hutbe zamanına tahsis etmiştir. Çünkü hutbe okunduğunda susulması gerektiği için, bu esnada konuşmak haram sayılmıştır. Onun içindir ki hutbe olmadığı vakit konuşmak haram olmaz.
Ebu Hanife ise; imam (hutbeye) çıktığı vakit konuşmak haram olur, demiştir. Onun bu görüşüne ise önceki bilgilerle cevap verilmiştir.
İmam dua etmeye başladığında konuşulabilir mi?
Bu konuda iki görüş gelmiştir:
Konuşmak caizdir. Çünkü hutbe bitmiş ve başka bir konuya girilmiş demektir. Sanki imam minderden aşağı inmiş gibi hüküm alır.
Muhtemelen caiz değildir. Çünkü dua da hutbeye tabidir, onunla sabitesini korur. Mesela vaazı uzatmak gibidir. Muhtemeldir ki şayet dua; mümin erkek ve kadınlara ve (İslam) devlet başkanına yapılan dualar cümlesinden (hutbeye ait) meşru sayılan dualardan ise susup dinler. Başka konular hakkında yapılan bir dua ise susmak gerekmez; çünkü bu durumda susmamak haram olmaz.