Dedi ki: Ey kavmim, gördünüz mü, eğer ben Rabbimden bir belge üzerindeysem ve bana O’ndan güzel bir rızık verdiyse. Size yasakladığım şeyde size ters davranmak istemem. Ben sadece gücüm yettiğince düzeltmek istiyorum. Başarım yalnızca Allah’ın yardımıyladır. O’na tevekkül ettim. O’na yönelirim.
Diyanet Vakfı
Dedi ki: Ey kavmim! Eğer benim, Rabbim tarafından (verilmiş) apaçık bir delilim varsa ve O bana tarafından güzel bir rızık vermişse buna ne dersiniz? Size yasak ettiğim şeylerin aksini yaparak size aykırı davranmak istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmek istiyorum. Fakat başarmam ancak Allahın yardımı iledir. Yalnız Ona dayandım ve yalnız Ona döneceğim.
Kurtubi Tefsiri
Dedi ki “Ey kavmim! Şayet ben Rabbimden gelen apaçık bir belgeye sahipsem ve O bana kendisinden güzel bir rızık ihsan etmiş ise ne dersiniz? Size yasakladığım şeylere kendim uymayarak, size (emrettiklerime) aykırı davranmak istemiyorum. Ben gücümün yettiği kadar ıslahtan başkasını İstemem. Benim başarım ancak Allah iledir, ben yalnız O’na güvenip dayandım ve yalnız O’na dönerim.”
“Dedi ki: Ey kavmim! Şayet ben Rabbimden gelen apaçık bir belgeye sahipsem” -buna dair açıklamalar daha önceden geçmiş bulunuyor.
“ve, O bana kendisinden güzel” yani geniş ve helal
“bir rızık ihsan etmiş ise ne dersiniz?” İbn Abbâs ve başkalarının dediklerine göre Şuayb (aleyhisselâm)ın malı pek çoktu.
Şöyle de açıklanmıştır: Hazret-i Şuayb, bununla hidayet, ilahi tevfik, ilim ve marifeti kastetmiş idi ve ifadede hazfedilmiş sözler vardır. Bu da bizim zikrettiğimiz husustur. Yani buna rağmen ben sizi sapıklıklardan vazgeçirmeye çalışmayacak mıyım?
Anlamın şu olduğu da söylenmiştir: “Şayet ben Rabbimden gelen apaçık bir belgeye sahipsem” ben yine sapıklığa mı tabi olacağım?
Şu anlamda olduğu da söylenmiştir. “Şayet ben Rabbimden gelen apaçık bir belgeye sahipsem” siz yine bana insanların eşyalarını eksik vermek, hakettiklerinden daha az vermek suretiyle isyankarlık etmemi mi emredeceksiniz? Allah beni buna muhtaç bırakmamışken, bunu yapmamı mı istersiniz?
“Size yasakladığım şeylere kendim uymayarak size aykırı davranmak istemiyorum.” Ben size emrettiğim bir şeyi terketmediğim gibi, yasakladığım bir şeyi de kendim işleyemem.
“Ben gücümün yettiği kadar ıslahtan başkasını istemem.” Ben ıslâhtan başka bir iş yapmak istemem. Yani adaletli davranarak dünyanızı ıslah etmenizi, ibadetlerle âhiretinizi ıslah etmenizi istiyorum.
Hazret-i Şuayb’ın
“gücümün yettiği kadar” demesi; güç yetirmenin -iradeden ayrı olarak- fiilin şartları arasında yer aldığından dolayıdır.
“Gücümün yettiği kadar” ifadesindeki; mastariyedir. Yani ben ancak gayret ve gücüm ile ıslahı istiyorum, ondan başka bir isteğim yoktur.
“Benim başarım” yani doğruyu bulmam, çünkü başarı (tevfik) doğruluk (rüşt) demektir.
“ancak Allah iledir. Ben yalnız O’na güvenip dayandım ve yalnız O’na dönerim.” Başıma gelen bütün musibetlerden dolayı yine O’na dönerim. Âhirette dönüşüm O’na olacaktır, diye açıklandığı gibi; dönüş (inâbe) dua etmek demektir, diye de açıklanmıştır ki; buna göre; ben yalnız O’na dua ederim, demek olur.