Dedi ki: Keşke sizinle baş edecek bir gücüm olsaydı ya da dayanacak sağlam bir yere sığınabilseydim.
Diyanet Vakfı
(Lut:) Keşke benim size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı veya güçlü bir kaleye sığınabilseydim! dedi.
Kurtubi Tefsiri
Dedi ki: “Keşke size yetecek bir gücüm olsaydı, yahut güçlü bir yere sığınabilseydim.”
“Dedi ki: Keşke size yetecek bir gücüm olsaydı.” Hazret-i Lût onların bu azgınlıklarında devam edip gittiklerini görüp onlara karşı zayıf düştüğünü, onları Savaya, defetmeye gücünün yetmediğini görünce, onları geri püskürtmek için bir yardımcı bulsam diye temennide bulundu ve yüce Allah’a karşı zilletini bildirdi ve bu musibetten dolayı âdeta bir feryad suretinde:
“Keşke size yetecek bir gücüm olsaydı” yani yardımcılarım ve destekçilerim bulunsaydı diye temenni etti. İbn Abbâs der ki: Bununla oğulları olsaydı, temennisinde bulunmuştu.
“Keşke size yetecek bir gücüm olsaydı” âyetindeki mukadder bir fiil ile ref mahallindedir ve bu ifadenin takdiri: Olsaydı, bulunsaydı” takdirindedir. Bu takdir aynı şekilde ın, ” Keşke”den sonra geldiği bütün terkiblerde söz konusudur. Temenninin cevabı ise hazf edilmiştir, Yani buna gücüm olsaydı, fesat ehlini bu gücümle geri çevirir, püskürtür, istediklerini gerçekleştirmelerine engel olurdum.
“Yahut güçlü bir yere sığınabilseydim” oraya katılabilseydim ve iltica edebilseydim.
” Yahut… sığınabilseydim” ifadesi ” Güç, kelimesine ati ile mansub olarak okunmuştur. Sanki: Keşke size yetecek bir gücüm olsaydı, yahutta güçlü bir yere sığınabilme imkanını bulsaydım” demiş gibidir ki bu da; takdirindedir. Buna göre bu
“sığınabilseydim” kelimesi, takdirinde ve bu edatın mahzuf olarak varlığı kabul edilerek nasb edilmiş gibidir.
Hazret-i Lût’un “güçlü yer’den kastı aşiret ve çokluk ile güç ve kuvvet sahibi olmak idi. Onların yaptıkları çirkinlikler Allah’ın nezdindekileri bilmekle birlikte ona bu sözü söyletecek dereceye ulaşmıştı. Rivâyet edildiğine göre melekler Hazret-i Lût bu sözleri söyleyince, bu sözleri ona yakıştıramamış ve: Şüphesiz senin sığındığın yer çok güçlüdür, demişler.
Buhârî’de de Ebû Hüreyre’den rivâyete göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah Lût’a rahmetini ihsan eylesin. Yemin olsun o gerçekten güçlü bir yere sığınmıştı zaten.” Söz konusu bu hadis daha önce el-Bakara Sûresi’nde (2/260/âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. Buhârî, Enbiyâ 11, 19, Tefsir 12. sûre 5; Müslim, Îman 238; Tirmizî, Tefsir 12. sûre 1; Müsned, II, 322, 326, 346, 384, 389, 416. Bu hadisi Tirmizî de rivâyet etmiş ve şu ilaveyi de kaydetmiştir: “Ondan sonra yüce Allah ne kadar peygamber gönderdiyse, onu kavminden büyük bir kalabalık arasında göndermiştir.” Muhammed b. Amr dedi ki: Kalabalıktan kasıt çokluk ve onu koruyacak kimselerdir. Hadîs hasen bir hadistir. Tirmizî, Tefsir 12. sûre 1.
Rivâyet edildiğine göre Lût (aleyhisselâm)a kavmi baskın çıkıp tuttuğu kapıyı kırmak isterlerken, elçi olarak gelmiş olan melekler ona : Kapının arkasından kenara çekil, dediler. Kenara çekilince kapı açıldı, Hazret-i Cebrâîl kanadıyla onlara bir darbe indirdi. Gözleri silme kör oldu ve gerisin geri: Bizi kurtaracak yok mu diyerek kaçtşıp gittiler. Yüce Allah da bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:
“Yemin olsun onlar misafirlerine dahi kötülük yapmak istediler de gözlerini silme kör ettik.” (el-Kamer, 54/37)
İbn Abbâs ve tefsir bilginleri derler ki: Hazret-i Lüt evinin kapısını yanında melekler olduğu halde arkadan kilitledi ve kapının arkasından kavmiyle tartışıyor ve onlara yalvarıyordu. Onlar ise duvarı aşmanın yollarını arıyorlardı. Melekler Hazret-i Lût’un kendileri için bu kadar yorulup çabaladığını, ızdırap çektiğini görünce: Ey Lût hiç şüphesiz senin sığındığın yer çok güçlüdür ve onlara geri çevirilemeyecek bir azâb gelecektir. Bizler de senin Rabbinin elçileriyiz, haydi kapıyı aç, bizi onlarla başbaşa bırak, dediler. Hazret-i Lût kapıyı açtı. Hazret-i Cebrâîl de önceden geçtiği üzere kanadıyla onlara bir darbe indirdi.
Bir diğer görüşe göre Hazret-i Cebrâîl yerden bir miktar toprak alarak yüzlerine serpti. Allah bu topraktan bir miktarı uzak olanın da, yakın olanın da gözlerine ulaştırdı ve bu da onların gözlerini silme kör etti. Yollarını tanıyamaz oldular, evlerine gidemediler. Bu sefer kurtuluş, kurtuluş diye bağırmaya başladılar. “Lût’un kavmi arasında öyle kimseler vardır ki bunlar yeryüzünde bulunanların en ileri derecedeki büyücüleridir. Onlar bize büyü yaptılar ve gözlerimizi kör ettiler” deyip arkasından: Ey Lût, hele olduğun gibi kal da sabah olunca sana neler yapacağımızı göreceksin, diye tehdit etmeye koyuldular.