Ve sana yakin gelinceye kadar Rabbine ibadet et.
Diyanet Vakfı
Ve sana yakin (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!
Kurtubi Tefsiri
Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et.
Bu âyet ile ilgili açıklamalarımızı tek başlık halinde sunacağız:
Yakîn, Ölüm Demektir:
Yüce Allah Peygamberine, kullarının kendisine hizmette kusur etmeleri halinde kendisine ibadet etmesini emretmekte ve bunun, vacip olduğunu belirtmektedir.
Yüce Allah’ın:
“Sana yakîn gelinceye kadar” ifadesinin anlamı nedir? Çünkü, zaten “Rabbîne ibadet et” ifadesi ibadet emri için yeterlidir, diyene şöyle cevap verilir:
Bu âyetin anlamı şudur: Eğer “Rabbime İbadet et” emri mutlak gelmiş olsaydı, sonra da Hazret-i Peygamber, yüce Allah’a yalnızca bir defa ibadet etmiş olsaydı, bu emre gereken şekilde itaat etmiş olurdu. Yüce Allah’ın:
“Sana yakîn (Ölüm) gelinceye kadar” diye buyurması ise, ölünceye kadar sen O’na ibadetten ayrılma, anlamında olur.
Peki, şanı yüce Allah:
“Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et” diye buyurduğu halde, niçin “ebediyen” diye buyurmamıştır, denilecek olursa, şu şekilde cevap verilir:
“Yakîn” ifadesi, “ebediyyen” ifadesinden daha beliğdir. Çünkü, “ebediyyen” kelimesinin tek bir anı ve bütün anları
“sonuna dek” ifade etme ihtimali vardır, Bu anlamdaki açıklamalar daha önceden (el-Bakara, 2/95. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
Maksat, hayatı süresince ibadetin de devamlılığıdır. Nitekim yüce Allah’ın salih kulu şöyle demiştir:
“Hayatta olduğum sürece namaz kılmamı, zekât vermemi emretti ” (Meryem, 19/31)
Buna bağlı olarak bir kimse hanımına: Sen ebediyyen benden boşsun, diyecek olursa, sonra da: Ben bununla bir gün veya bir ayı kastettim derse, hanımına ric’at yapmakla mükellef olur. Eğer: Hayır, ben hayatı boyunca onu boşamış oldum diye açıklarsa, ona ric’at yapamaz.
“Yakîn” kelimesinin, ölüm anlamına geldiğine delil ise, Ensar’dan olan Um el-Alâ’nın rivâyet ettiği hadistir. Bu hanım, Hazret-i Peygamber’e bey’atte bulunan kadınlardandır. Bu hadiste şunlar da geçmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Osman’a -Osman b. Maz’un’u kastediyorum- gelince, ona da yakîn gelmiş bulunmaktadır. Ve ben, onun namına hayır ümid ederim. Allah’a yemin ederim, ben Allah’ın Rasûlü olduğum halde ona ne yapılacağını bilemem” dedikten sonra, hadisin geri kalan bölümünü zikretmektedir, Buhari Cenâiz 3T Şehadat 30: Müsned, VI. 436. Buhârî, Cenâiz 3 ile Müsned, VI, 436’da “… ona ne yapılacağını…” yerine; “buna ne yapılacağını…” şeklindedir. Bu hadisi, sadece Buhârî -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- rivâyet etmiştir.
Ömer b. Abdulaziz de şöyle derdi: Ben insanların ölümü yakîn (kesinlik) ile bildikleri halde, ondan çok şüpheye benzeyen bir yakîn görmüş değilim. Çünkü onlar, bu yakînlerine rağmen Ölüm için gerekli hazırlığı yapmıyorlar.
Bununla ölümün geleceğinde şüphe ediyorlar demek istiyor gibidir.
Şöyle de denilmiştir: Burada “yakîn”in, yüce Allah’ın, düşmanlarına karşı sana zafer vereceği hususunda şüphe edilmeyen hak anlamında olduğu da söylenmiştir. Bu görüş, İbn Şecere’ye aittir. Ancak birincisi daha sahihtir. Mücahid, Katade ve el-Hasen’in görüşüdür. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
Cubeyr b. Nuleyr ise, Ebû Müslim el-Havlânî’yi şöyle derken dinlediğini rivâyet etmektedir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Bana mal toplamam, ticaret yapanlardan olmam vahyolunmadı. Ancak bana: Rabbini hamd ile tesbih et, secde edenlerle beraber ol ve yakîn (ölüm) sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et,” diye vahyolundu. Suyûtî, ed-Durru’l-Mensur, IV, 105.