Şüphesiz alay edenlere karşı sana yeteriz.
Diyanet Vakfı
(Seninle) alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
Kurtubi Tefsiri
O alay edip duranlara karşı muhakkak ki Biz sana yeteriz.
“Artık emrolunduğunu açıkça bildir.” Sana emrolunan Allah’ın risaletini tebliğ görevini bütün insanlara karşı yerine getir. Tâ ki onlara karşı delil ortaya konulmuş olsun. Çünkü Allah bunu sana emretmiş bulunuyor.
“Yarık” demektir, ” Kavim dağıldı” manasınadır. Yüce Allah’ın:
“Bölük, bölük ayrılacakları bir gün” (er-Rum, 30/43) âyetinde de bu kökten gelen kelime kullanılmıştır. Onu yardım, o da yarıldı” anlamındadır. Aslında bu kelime anlam itibariyle ayırmak ve yarmak ile alâkalıdır. Ebû Zueyb, bir eşeği ve onun sıpalarını sözkonusu ederken, şöyle demektedir:
“Sanki o (sıpa) lar otların üzerine bırakılmış bir örtü gibidir.
Ve sanki o, fal oklarını çektirene benzer.
O fal oklarının üzerine bir eğilip onları çeker ve dağıtır.”
Onları dağıtır, birbirinden ayırır, demek istemektedir
Yüce Allah’ın:
“Artık emrolunduğunu açıkça bildir” âyeti ile ilgili olarak el-Ferrâ’ der ki: Yüce Allah bununla emri açıkla demektedir Yani dinini açıkça bildir, ortaya koy anlamındadır. Buna göre buradaki; (……..) edatı, (emrolunma) fiili ile birlikte mastar konumundadır. İbnü’l-Arabî der ki: Buradaki “emrolunduğunu açıkla” emri, emrolunduğunu yerine getir, anlamındadır.
“Artık emrolunduğunu açıkça bildir” âyetinin: Sen onları tevhide davet etmek suretfyle, topluluklarını ve sözbirliklerini dağıt. Çünkü onlar, bir bölümü senin çağrım kabul etmek suretiyle ayrılıp dağılacaklardır, anlamında olduğu da söylenmiştir. O takdirde, buradaki “Kâfirlerin topluluğunun dağıtılması” demek olur.
“Müşriklerden de yüz çevir.” Yani, onların alay etmelerini önemsemekten, onların sözlerine aldırmaktan yüz çevir. Çünkü Allah seni onların söylediklerinden, arındırmış, uzak tutmuştur.
İbn Abbâs der ki: Bu âyet, yüce Allah’ın:
“Müşrikleri… öldürünüz” (et-Tevbe, 9/5) âyeti ile nesh edilmiştir.
Abdullah b. Ubeyd de der ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yüce Allah’ın:
“Artık emrolunduğunu açıkça bildir” âyeti ininceye kadar gizli kalmaya devam etti. Bu âyet indikten sonra o da, ashabı da artık dışarı çıktılar, Mücahid der ki: Bu âyet ile namazda Kur’ân-ı Kerîm’i açıktan oku, demek istemektedir. “Müşriklerden de yüz çevir” ise, onlara aldırış etme, demektir
İbn İshak der ki: Müşrikler kötülük yapmayı sürdürüp, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile çokça alay etmeye başlayınca, şanı yüce Allah da: “Artık emrolundugunu açıkça bildir. Müşriklerden de yüzçevir. O alay edip duranlara karşı muhakkak Biz sana yeteriz. Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilâh tanırlar. Onlar yakında bileceklerdir” âyetlerini indirdi. Âyetin anlamı şudur: Sen, emrolunduğunu açıkça bildir, Allah’tan başkasından korkma. Hiç şüphesiz Allah, alay edenlere karşı sana yeterli geldiği gibi, sana eziyet verenlere karşı da O sana yeter. Bu alay edenler Mekke’nin ileri gelenlerinden beş kişi idiler. Bunlar başlarını çeken el-Velid b. el-Muğire’den başka el-Âs b. Vâil, el-Esved b. el-Muttalib b. Esed Ebû Zema ve el-Esved b. Abdi Yeğus ile el-Haris b. et-Tulâtila’dır. Allah onların hepsini helâk etmiştir. Bedir günü Savaşının, bir günde helâk edildikleri de söylenmiştir. Çünkü bunlar, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile alay eden kimselerdi.
(Yine) İbn İshak’ın belirttiğine göre, bunların helâk edilmelerine sebep şudur: Sözü geçen bu kimseler, Beytullahı tavaf ettiklerinde Cebrâîl (aleyhisselâm), Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a geldi. Hazret-i Cebrâîl kalkınca, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) da kalktı. Onun yanından el-Esved b. el-Muttalib geçti. Hazret-i Cebrâîl, el-Esved’in yüzüne yeşil bir yaprak attı, hemen kör oldu ve gözüne bir ağrı girdi. Başını duvara vurmaya koyuldu. Bu sefer, yanından el-Esved b. Abdi Yeğus geçti, Hazret-i Cebrâîl onun karnına işaret etti. Bu sefer su içip kanamama hastalığına yakalandı ve karnı irinli su ile dolup şişerek öldü. Yanından el-Velid b. el-Muğire geçince Cebrâîl, ayak topuğunun alt tarafında bulunan bir yara izine İşaret etti. Bu yara senelerce önce kibirinden elbiselerini yukarı doğru çekerken isabet etmişti. Şöyleki; el-Velid, Huzaalılardan, oklarına tüy takmakta olan bir adamın yanından geçti. Bu oklarından birisi el-Velid’în elbisesine takıldı ve o topuğunda pek önemsiz olan bu yarayı açtı. Hazret-i Cebrâîl’in işareti ile bu yarası bir daha açıldı ve ölümü ile sonuçlandı. Yine yanından el-As b. Vâil geçti, onun da ayağının alt tarafındaki çukura işaret etti. Taife gitmek üzere eşeğine bindi. Eşeği çıbrık denilen dikenli bir otun üzerine çöktü. Bu sırada da Âs’ın ayağının çukur tarafına bir diken battı ve Ölümüne sebep oldu. Sonra el-Haris b. et-Tulâtıla yanından geçti. Onun da başına işaret etti, başından irin akmaya başladı ve bu sebepten öldü. İbn İshak, Sire, s. 254 -az farkla
Bunların ölüm sebepleri ile ilgili buna yakın, nisbeten farklı açıklamalar da zikredilmiştir.
Yüce Allah’ın:
“Nihayet Allah binalarım temellerinden, yıktı ve üstlerindeki tavan başlarına yıkıldı” (en-Nahl, 16/26) âyetinde kastedilenlerin bunlar olduğu da söylenmiştir. Böylelikle ölümlerinde onlara gelen bu musibetler -ileride geleceği gibi- üzerlerine yıkılan tavana benzetilmektedir.