Gözlerini, onlardan bazı kimselere verdiğimiz geçimliklere dikme. Onlar için üzülme. Müminlere karşı kanadını indir.
Diyanet Vakfı
Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol.
Kurtubi Tefsiri
Sakın bazılarını faydalandırdığımız şeylere iki gözünü dikip uzatma! Onlar için tasalanma da. Mü’minlere de kanadını indir.
Bu âyete dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:
1. Dünya Ehline İmrenmek:
Yüce Allah’ın:
“Sakın… İki gözünü dikip uzatma” âyetinin anlamı şudur: Kur’ân-ı Kerîm sayesinde Ben, insanların elinde bulunan şeylere seni muhtaç olmaktan kurtardım, yücelttim. Çünkü Kur’ân-ı Kerîmi kendisi için yeterli bir servet görmeyen bizden değildir. Yani, sahip olduğu Kur’ân-ı Kerîm ile İhtiyaçtan kurtulduğunu kabul etmeyip -yüce Mevlâ’nın marifetlerine sahip olduğu halde- gözünü dünyanın, süsüne diken bir kimse bizden değildir.
Denildiğine göre, Busra ve Ezriât denilen yerlerden yedi kafile, Kurayza ve Nadirlilere aynı güncte ulaştı. Bu kafilelerle beraber buğday, hoş kokular, mücevherat, denizlerden çıkarılan eşyalar da vardı. Müslümanlar şöyle dedi: Bu mallar bizim olsaydı, bunlarla güçlenir ve bunları Allah yolunda infak ederdik. Bunun üzerine yüce Allah:
“Yemin olsun ki Bîz sana tekrarlanan yediyi…” âyetini indirdi. Yani, bunlar sizin için oraya gelen yedi kafileden daha hayırlıdır. O bakımdan gözlerinizi onlara dikmeyiniz. İbn Uyeyne bu kanaattedir. O bununla İlgili olarak Hazret-i Peygamberin şu hadisini de zikreder: “Kur’ân-ı Kerîm ile kendisini zengin görmeyen yani başka şeylere ihtiyaçtan kendisini uzak kabul etmeyen kimse bizden değildir.” Buhârî, Tevhîd AA, Ebû Dâvûd, Vitr 20, Darımı, Salat 171: Müsned, I. 172, \7% 179; ” ni…” diye baştaynn açıklama yalnızca- Ebû Dâvûd, Vitr 20: Müsned, I. 172’de
Bu anlamdaki açıklamalar bizim bu kitabımızın baş taraflarında (Kur’ân’ın faziletleri bölümü Kur’ân’ı okuma keyfiyeti ile ilgili bahiste) geçmiş bulunmaktadır. Bazılarınız ifadesi nimetlerde emsal kıldığımız kimseleri demektir. Yani zenginler zenginlik bakımından birbirlerinin emsalidirler. Bu bakımdan âyet-i kerimede bunlara (“çiftler” anlamına gelen): “Ezvac” denilmiştir.
2. Sürekli Dünya Metaını Arzulamak:
Bu âyet-i kerîme dünya metaını arzulayıp ona göz dikmekten uzak kalınmasını ve onun sürekli olarak mevlâsına ibadete yönelmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Yüce Allah’ın şu âyeti da buna benzemektedir:
“Onlardan bir kısmına bunlarla kendilerini imtihan edelim diye dünya hayatının süsü olarak verip faydalandırdığımız şeylere gözlerini dikme!” (Ta-Ha, 20/131)
Ancak durum bu şekilde değildir. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Bana dünyanızdan kadınlar ve hoş koku sevdirildi. Gözümün nuru da namazda kılındı ” Nesâî, işretu’n-NlsS 1: Müsned, III, 128, 199. 285 Hazret-i Peygamber de insan olmanın ve insanî fıtratın bir özelliği olarak hanımları ile hoş vakit geçirir, güzel koku sürünmeye dikkat ve özen gösterirdi. Yüce Mevlasına seslenmesi esnasında da gözü ancak namaz ile aydınlanırdı. O Rabbine münacaatını, seslenişini bundan daha lâyık ve daha uygun görürdü. Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’in dininde Îsa’nın dininde olduğu gibi ruhbanlığa yönelmek yoktur. Şanı yüce Allah insana hafif gelen, zorluklardan uzak ve arınmış müsahamakar hamiliği teşri buyurmuştur. O bakımdan insanoğlu dünyanın arzulanan şeylerinden nasibini alır ve yüce Allah’a selim bir kalb ile döner. Faziletli kıraat bilginleri (İslâm âlimleri) ile ihlaslı kimseler bugün için lezzet verici şeylerden uzak durarak göklerin ve yerin Rabbine ihlasla yönelmenin daha evla olduğu görüşündedirler. Çünkü dünyada haram şeyler daha baskın halde bulunmaktadır. Kul ise mÂişeti dolayısıyla kendileriyle birlikte oturup kalkmanın câiz olmadığı kimselere oturup kalkmak şeklinde haramların galip geldiği bir ortamda iyi davranmak zorunda kalmış bulunmaktadır. Böyle anlamak kıraat daha faziletli dünyadan kaçmak bunun İçin daha doğru ve daha adil bir davranış olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “İnsanlar öyle bir döneme geleceklerdir ki; müslümanın en hayırlı malı -dinini korumak kastıyla fitnelerden kaçarak- dağ başlarında ve yağmurun düştüğü yerler arkalarından gideceği bir koyun (sürüsü) olacaktır.” Buhârî, Îman 12; Bed’ul-Halk 1% Menâkib 25. Rikaak 34. Fiten 14, Ebû Dâvûd, Fiten 4; Nesâî, İınîtTi 30; İbn Mâce, Fîlen 13; Muvatta’, İsti’zrîn 16: Müsned, III, 6. 30, 43, 57.
Yüce Allah’ın:
“Onlar için tasalanma” âyeti, müşrikler îman etmeyecek olurlarsa onlar için üzülme demektir. Manası: Dünya hayatında kendilerine verilen meta ve dünyalık dolayısıyla üzütme, çünkü âhirette senin bundan daha üstün ve faziletli şeylerin vardır. Şöyle de açıklanmıştır: Eğer onlar azaba doğru yol alacak olurlarsa onlar için üzülme; çünkü onlar azâb ehli kimselerdir.
“Mü’minlere de kanadını indir” sana îman eden kimselere karşı yumuşak davran ve onlara alçak gönüllüce tevazu ile haraket et.
“Kanadın indirilmesi” aslında, kuşun yavrusunu bağrına basarken kanadını açtıktan sonra üzerine kanadını kapatması hakkında kullanılır. însan hakkında kendisine tabi olanları daha yakınlaştırması ve yakın tutmasının bir sıfatı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Mesela: Filan kişi kanadını alçaltan, indiren bir kimsedir, denilirken o vakur ve sakin bir kimsedir, denilmek İstenir. Âdemoğlunun iki kanadı onun İki yanıdır. Yüce Allah’ın:
“Elini kanadının (koltuğunun) altına götür” (Tâ-Hâ, 20/22) âyeti da buradan gelmektedir. Kuşun kanadı onun eli hükmündedir. Şair der ki:
“Bir kavmin lideri olan için mertlik olarak yeter.
Hasta kardeşlerine kanadını uzatman.”
Yani onlara alçak gönüllülükle ve yumuşaklıkla davranman.