“Ona şekil verdiğimde ve ona ruhumdan üflediğimde, hemen onun için secdeye kapanın.”
Diyanet Vakfı
«Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!»
Kurtubi Tefsiri
“O halde onun yaratılışını tamamlayıp ona ruhumdan üflediğim zaman siz de derhal onun için secdeye kapanın.”
Yüce Allah’ın:
“Hani Rabbin meleklere şöyle demişti…” âyeti ile ilgili açıklamalarımız daha önce el-Bakara Sûresi’nde (2/30. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
“Ben, kuru bir çamurdan, değişmiş ve şekillenmiş balçıktan bir beşer yaratacağım. O halde, onun yaratılışını tamamlayıp
” onun hilkatini ve suretini düzenleyip
“ona ruhumdan üflediğim zaman, siz de derhal onun için secdeye kapanın.”
“Üfleme”; rüzgârı bir şeyin içinden geçirmek demektir. Ruh ise, gözle görülemeyen latif bir cisimdir. Yüce Allah’ın, adeli (sünneti) bu cisim ile bedende hayatı yaratma şeklinde cerayan edegelmiştir. Bunun hakikati İse, yaratmanın yaratıcıya izafe edilmesinden ibarettir Çünkü ruh, Allah’ın yarattığı şeylerdendir. Yüce Allah’ın bunu, kendi nefsine izate etmesi ise, şerefini yükseltmek ve onu yüceltmek içindir. Nitekim: “Benim arzım; Benim semam, Benim evim, Allah’ın devesi, Allah’ın ayı ifadeleri de buna benzemektedir. Yine:
“Ve kendinden bir ruhtur” (en-Nisâ, 4/171) âyeti da bu açıdan buna benzemektedir Nisa Sûresi’nde (işaret edilen âyette) buna dair açıklamalar genişçe geçmiş bulunmaktadır. Aynı şekilde “et-Tezkire” adlı eserimizde de ruhun latif bir cisim olduğuna, nefsin ve ruhun aynı şeyin iki ayrı ada olduğuna dair varıd olmuş hadisleri zikretmiş bulunuyoruz. İleride de buna dair açıklamalar inşaallah gelecektir.
“Ruh” hayatın kendisidir, diyen kimseler, bedene ruh verildiği zaman hayat bulur, demek isterler.
“Siz de derhal onun için secdeye kapanın” yani, onun için secde edin. Bu secde, bir selâmlama ve bir İkram secdesidir. İbadet kastıyla yapılan bir sücud değildir. Allah, dilediğini üstün kılma hakkına sahiptir. O, peygamberleri meleklerden üstün kılmıştır. Bu anlamdaki açıklamalar daha önceden el-Bakara Sûresi’nde (2/34. âyet, 3. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır.
el-Kaffâl der ki: Melekler, Hazret-i Âdem’den daha faziletli idiler. Büyük ve üstün sevap konusunda İşarette bulunmak üzere ona secde etmekle onları sınamış oldu. Mutezilenin kabul ettiği görüş de budur. Bir diğer açıklamaya göre, onlara Âdem’in yakınında Allah’a secde etmeleri emredilmişti ve Hazret-i Âdem onların secdeleri için bir kıble durumunda idi.