Hasta kişi konuşamayacak durumda olsa bile, konuşmaya muktedir olduğu sürece işaretle ikrarda bulunamaz. Bu, Sevrî’nin görüşüdür.
İmam Şâfiî ise, dilsiz kişiye kıyasla, konuşamayan hastanın işaretiyle ikrarının geçerli olacağını söylemiştir.
Buna karşılık şu şekilde cevap verilmiştir: Hasta, konuşmaktan tamamen ümit kesilmiş biri sayılmaz. Bu nedenle, sağlıklı bir kimse gibi onun işareti konuşma yerine geçemez.
Dilsiz kişinin durumu ise farklıdır; çünkü o konuşmaktan ümidini tamamen kesmiştir. Oysa hasta kişinin konuşamaması, gerçekten aciz olmasından değil, belki zorlanması ya da konuşmanın kendisine ağır gelmesinden olabilir.
Eğer hasta kişi gerçekten konuşmaktan ümidi kesilmiş bir duruma gelirse, bu durumda dahi işareti güvenilir sayılmaz. Zira hastalık, onun dili yerine geçen bir ifade aracı değildir.
Dilsiz kişi ise işaretle ifade etmeyi sürekli tekrarlar ki yanında bulunanlar onu kesin olarak anlayabilsin. Hasta kişi bunu yapamaz; onun işareti, belki ikrar değil, inkar ya da soru soranı susturma anlamına da gelebilir. İşte bu nedenlerle, hastayı dilsiz kimseye kıyaslamak geçerli bir kıyas sayılmaz.