"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Hakka 19

Kitabı sağından verilen der ki: “Alın, kitabımı okuyun.”

Diyanet Vakfı
19, 20. Kitabı sağ tarafından verilen: Alın, kitabımı okuyun; doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum, der.

Kurtubi Tefsiri
Kitabı sağdan verilmiş olana gelince; der ki: “İşte alın, okuyun kitabımı;

“Kitabı sağdan verilmiş olana gelince” âyetinde sözü edilen kitabın sağdan verilmesi, kurtuluşa bir delildir. İbn Abbâs dedi ki: Bu ümmet arasından kitabı sağından verilecek ilk kişi -güneş ışığı gibi bir ışığı olduğu halde-Ömer b. el-Hattâb olacaktır. Ona: Peki Ebû Bekir nerede kaldı? diye sorulunca, Heyhat heyhat dedi. Melekler onu cennete götürmüş olacaklardır. Bunu Zeyd b. Sabit yoluyla gelen Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a ulaşan (merfu) bir hadis olarak lâfzıyla ve manasıyla “et-Tezkire” adlı eserimizde zikretmiş bulunuyoruz. Allah’a hamdolsun.

“Der ki: İşte alın okuyun kitabımı!” Bunu İslâm’a güvenerek ve kurtuluşuna sevinerek söyleyecektir. Araplara göre “yemin: sağ” sevincin delilleri arasındadır. Şimâl (sol) ise kederin delillerindendir. Şair şöyle demektedir:

“Açıkça söyle banaleyhisselâmen beni sağ elinde mi tutuyorsun,

De ki; sevineyim; yoksa beni soluna mı aldın?”

“İşte alın” gelin, demektir. Mukâtil de gelin, toplanın diye açıklamıştır. Alın anlamında olduğu da söylenmiştir. Faize dair haberde (hadiste) geçen: “Ancak al ve al demesi müstesnadır.” Buhârî, II, 750, 760, 761; Müslim, III, 1209; Tırmizi, III, Î45; Ebû Dâvûd, III, 24H; Nesâî, VII, 243; İbn Mâce, II, 757, 759; Muvatta’, II, 637; Müsned, I, 24, 35 İfadesi, birinin diğerine, al demesi müstesnadır, anlamındadır.

İbnu’s-Sikkît ile el-Kisâî şöyle demektedir: Araplar bir kişiye: “Ey adam gel, oku!” İki kişiye: “Ey iki kişi gelin!” Üç kişiye: “Ey adamlar gelin!” Kadına hemzeyi kesreti olarak derler. Tesniye olursa çoğul olursa derler. (Çoğul erkekler için) bunun aslı ise şeklinde olup, “kef” yerine “hemze” getirilmiştir. Bu açıklamayı el-Kuteybî yapmıştır.

Bir diğer görüşe göre;

“İşte alın!” lâfzı sevinç ve huzurlu zamanlarda çağıran kimseye cevap vermek için öngörülmüştür. Rivâyet olunduğuna göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a bedevi bir Arap yüksek bir sesle seslenmiş, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) da sesini uzatarak “İşte buradayım” diye cevap vermiştir. Tirmizî, V, 545, 546; İbni Hibbân, Sahih, IV, 150

“Kitabımı” lâfzı Kûfelilere göre

“işte alın!” anlamındaki lâfız ile nasbedilmiştir. Basralılara göre ise; ‘okuyun!” âyeti ile nasbedilmiştir. Çünkü iki âmilden daha yakın olanı budur. Aslı ise;

“Kitabımı” şeklinde olup, “he” harfi “ye”nin üzerindeki fethanın açıkça telaffuzu için getirilmiştir. “He” aslında vakıf içindir. Aynı şekilde bunun benzeri olan; “Hesabıma, malımın, saltanatım” lâfızları da bu şekildedir. Yine el-Karia Sûresi’nde

“nedir?” (el-Karia, 101/10) âyetinde de böyledir.

Bu genel olarak hepsinde hem vakıf, hem vasıl hallerinde “he” ile okunmuştur. Çünkü bu kelimeler mushafta “he” ile yazılmıştır, o bakımdan okunuşları terkedilmez.

Ebû Ubeyd ise bir taraftan sekt (susma) halinde kelimenin sonunda “he”yi getirmek bakımından lügate, diğer taraftan da hat’a (mushafın yazılışına) uygun olsun diye özellikle vakıf yapmaya dikkat etmeyi tercih etmiştir.

İbn Muhaysın, Mücahid, Humeyd ve Yakub ise hepsinde vasıl halinde “he” harfini hazfederek, vakıf halinde ise isbat ederek okumuşlardır. Hamza onlara; “Malımın, saltanatım” lâfızlarında ve el-Karia’daki: “O nedir” kelimesinde onlara muvafakat etmiştir. Bu şekildeki kelimelerin tamamı yedi tanedir. Ilımlar bu suretle yer alan 19. âyetin, 20., 25, 1& , İH. ve 29. âyetlerin son kelimeleri ile el-Karifi Sûresi’nde geçen 10. ayet-i kerimenin sonuncu kelimesidir.

Ebû Hatim ise -lugate uymak suretiyle- Yakub ve onunla birlikte olanların kıraatini tercih etmiştir. Vasıl halinde “he” ile okuyanlar da vakıf niyeti ile böyle okurlar.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/hakka-18/,https://kutsalayet.de/hakka-20/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız