Bir hac, Temettu, İfrat ve Kıran (haccı) olmak üzere, üç şekilde ihrama girmekle gerçekleşir.
Temettu olana gelince; Bu hac ayları içerisinde mikatlardan birisinden sadece umre yaparak ihrama girip telbiye getirmesi, umresini bitirdikten sonra o yılın haccını yerine getirmek için hac için ihrama girmesidir.
İfrat ise; Sadece haccı yapmak için ihrama girmesidir.
Kıran da; Hac ve umreyi aynı ihramla birleştirerek hac ve umreyi beraber yapması ya da umre yapmak için ihrama girip sonra -farz tavaftan önce- haccın gelmesiyle onu icra etmesidir.
Hz. Aişe der ki: “Biz, Veda Haccı senesi Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber yola çıktık. İçimizde sadece umreye niyet edenler vardı, hem hac ve hem de umreye niyet edenler vardı ve sadece hac yapmak için niyet edenler de vardı.” Bu hart ve Müslim ittifak etmiştir. İşte bunlar da Temettu, İfrat ve Kıran haccıdır.
İlim ehli bir kimsenin bu üç hac şeklinden dilediği için ihrama girmesinin caizliği hususunda icma etmişlerdir. Bunların hangisinin daha faziletli olduğu noktasında ise ihtilaf etmişlerdir. İmam Ahmed, temettu olan haccın daha faziletli olduğunu tercih etmiştir. Bu, aynı zamanda İmam Şafü’nün iki görüşünden de birisini oluşturmaktadır. Nitekim bu noktada İbn Abbas, Cabir, Ebu Musa ve Hz. Aişe’den gelen rivayete göre; “Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), ashabına Allah’ın evini tavaf ettikleri vakit ihramdan çıkmalarını ve bunu umreye katmalarını emretmiştir.” Onların İfrat, Kıran ve temettu’ya dair naklettikleri gelmiştir ki onların yaptıkları bu nakillerde ancak en faziletli olanı söz konusu olmuştur. Nitekim Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Mekke’ye geldiğinde, yanında hac için hediyelik kurbanlıklar getiren ashabı dışında onlara tekrar ihrama girmelerini emretmiş olduğu söz konusu olmamıştır. Sabit olduğu üzere O (sallallahu aleyhi ve sellem) ihramında şöyle buyurmuştur: “Eğer şu durum benim için bir daha gerçekleşseydi, yanıma (hedy/hediye) kurban almazdım ve insanlar gibi ben de ihramdan çıkardım.” Buhart ve Müslim ittifak etmiştir.
Cabir’den nakledildiğine göre kendisi, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte hac yapmış ve insanların ifrad haccı yapmak amacıyla kurbanlıkların yürütüldüğü o gündeki beraberlikleri noktasında Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Kabe’yi tavaf ederek, Safa ile Merve arasında say yaparak ve sonra traş olarak ihramdan çıkınız. Sonra Terviye gününe kadar ihramsız olarak kalınız. Terviye günü olunca da hac için ihrama girin ve bu umrenizi hacca temettu şeklinde katın.” buyurduğunu aktarmıştır. Bunun üzerine Sahabe: “Biz hac yapmaya dair niyetlendik, peki, bu nasıl temettu olacak?” diye sorunca, Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle cevap verdiler: “Ben size neyi emrediyorsam onu yapınız. Eğer yanımda kurbanım olmasaydı bende size emrettiğim şeyi yapardım.”
Bir lafız ise şöyle gelmiştir: “Bunun üzerine Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) ayağı kalktı ve şöyle buyurdu: “Kesinlikle biliyorsunuz ki; ben sizin Allah’tan en çok korkanınız, en doğru söyleyeniniz ve en iyinizim. Şayet yanımda kurbanım olmasaydı sizin gibi ben de ihramdan çıkardım. Şu durum benim için bir daha gerçekleşseydi, yanıma hediyelik kurban almazdım. Artık ihramdan çıkınız.” Bunun üzerine bizler ihramdan çıkıp Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’i dinledik ve itaat ettik.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.
Onların bu nakilleri temettu ve teessüfe dair gelmiştir. Zira mümkün olmaması nedeniyle de bunun (temettu haccının), daha faziletli olduğuna işaret etmiş olmaktadır. Çünkü temettu haccı, Yüce Allah’ın kitabında açıkça belirtilmiştir: “(Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile temettu (faydalanmak) isterse…” (Bakara Suresi: 196)
Sadece bu hac türü belirtilmiş, diğerleri ise zikredilmemiştir. Çünkü temettu haccında, söz konusu olan hac ayları içerisinde, hem hac ve hem de umre tamamen birlikte icra edilip yerine getirilmektedir. Ve her ikisinin amelleri de kolay bir şekilde ifa edilmektedir. Bir şeyin kolay olması, hac ve umre ibadetlerini daha çok işlemek anlamına gelmiş olur. Bu da daha evladır.
Kıran haccına gelince; burada ise sadece hac amelleri icra edilir; umre amelleri ise bunun içerisine dahil olur. İfrad haccında ise yalnız hac amelleri yerine getirilir.
Bundan sonra “Ten’lm” mevkiine gidilip umre yapılmak istense, bunun, İslam’ın emrettiği bir umre hakkında yeterli olup olmayacağı noktasında ihtilaf edilmiştir. Aynı şekilde Kıran umresi hakkında da ihtilaf edilmiştir. Ama hac ve umreyi birlikte yaparak temettu haccının yeterli gelmesi noktasında ise bir ihtilaf yoktur, onun içindir ki daha evladır.
İmam Ahmed’den nakledildiğine göre; Kişi şayet hediyelik kurbanlıkları önden göndermiş olursa, bu durumda kıran yapması daha faziletlidir. Önden göndermemiş olursa, temettu haccı daha faziletlidir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) hediyelik kurbanlıkları gönderdiğinde Kıran yapmıştır. Bunun yanında kurbanı kesilinceye kadar hill bölgesinden hediyelik kurbanlıkları gönderen herkesi de men etmiştir.
Sevri ve Rey ashabı ise Kıran haccının daha faziletli olduğu görüşünü tercih etmişlerdir. İmam Malik ve Ebu Sevr ise İfrat haccının daha faziletli olduğu görüşünü tercih etmişlerdir. Bu, Şafü mezhebinin de zahir görüşünü oluşturmaktadır.
el-Muvaffak der ki: Onların ileri sürdükleri delillere gelince, bir defa onlar Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bu minvaldeki amellerini gerekçe göstermişlerdir. Bunlara verilecek cevaplarımız, şunlardır:
Bir defa biz, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in temettu yapmaksızın ihramlı olduğunu engel olarak görürürüz… Nitekim onun ihramdan çıkmasını engelleyen durum yanında kurbanlıklarını getirmiş olmasıdır.
Şüphesiz Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) İfrat ve Kıran’dan, temettu haccına geçiş yapmalarını ashabına emretmiştir. Onlara emrettiği bu geçiş ise ancak en faziletli olanıdır. Zira onları en faziletli olandan, en düşük olanına yönlendirmiş olması imkan dışıdır. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), hayıra davet eden ve fazilete çağıran kimsedir. Sonra O, kaçırması sebebiyle kendisi hakkında da bir teessüf ifadesi olarak, kendisinin bunu icra edemeyiş üzüntüsünü de dile getirmiştir. Zira hediyelik kurbanlıkları önden göndermiş olması hasebiyle ona (temettu haccına) geçiş yapamamıştır. Bu da delaleti açıktır.
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kavline dair zikrettiklerimizi ise onlar, bunların, Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in amelleri olduğu şeklinde delil göstermişlerdir. Bu durumda, söz konusu olan çatışmada ise Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kavlini öne geçirmek vacip sayılır; çünkü işledikleri amellerin ona ait özel bir hüküm ifade etmiş olma ihtimali vardır…