Eğer ona, kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka der ki: “Bu benim hakkımdır. Kıyametin kopacağını sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile, şüphesiz orada da benim için güzellik vardır.” Elbette inkâr edenlere yaptıklarını haber vereceğiz ve onlara ağır bir azaptan tattıracağız.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve le-in (ve eğer gerçekten) ezaknâhu (ona tattırsak) rahmeten (bir rahmet) minnâ (bizden) min (den) ba‘di (sonra) darrâe (bir sıkıntının) messethu (ona dokunan), le-yekûlenne (elbette der): Hâzâ (bu) lî (benimdir) ve mâ (ve sanmıyorum ki) ezunnu (zannederim) es-sâ‘ate (kıyametin) kâimeten (kopacağını). Ve le-in (ve eğer gerçekten) ruci‘tu (döndürülürsem) ilâ (doğru) rabbî (Rabbime) inne (şüphesiz) lî (benim için) ‘indehû (O’nun katında) lel-husnâ (elbette en güzeli vardır). Fe-le-nunebbi’enne (elbette haber vereceğiz) ellezîne (o kimselere ki) keferû (inkâr ettiler) bimâ (şeyi ki) ‘amilû (yaptılar) ve le-nuzîkannehum (ve elbette onlara tattıracağız) min (den) ‘azâbin (bir azaptan) galîzin (ağır).
Mukatil Tefsiri
Taberi Tefsiri
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…