"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Fussilet 30

Şüphesiz, “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra dosdoğru olanlara melekler iner: “Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilmekte olan cennetle sevinin.”

Diyanet Vakfı
Şüphesiz, Rabbimiz Allahtır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vadolunan cennetle sevinin! derler.

Kurtubi Tefsiri
Muhakkak “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler: “Korkmayın, üzülmeyin ve size vaadolunan cennetle sevinin” diye inerler.

“Muhakkak Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanların..” âyeti ile ilgili olarak Atâ, İbn Abbâs’tan şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Bu âyet-i kerîme Ebû Bekir es-Sıddîk (radıyallahü anh) hakkında inmiştir. Şöyle ki; müşrikler: Rabbimiz Allah’tır, melekler onların kızlarıdır ve onlar Allah’ın katında bizim şefaatçilerimizdir, dediler ve böylelikle onlar

“dosdoğru” olmadılar.

Ebû Bekir ise şöyle demişti: Rabbimiz Allah’tır. O bir ve tektir, O’nun hiçbir ortağı yoktur. Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) da O’nun kulu ve Rasûlüdür. Böylece o da

“dosdoğru” olmuştur.

Tirmizî’de Enes b. Malik’ten gelen rivâyete göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Muhakkak Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra dosdoğru olanların…” âyetini okuyup, şöyle demiştir: “İnsanlar bunu söylemişler, fakat sonradan onların çoğu kâfir olmuştur. Kim bu söz üzere ölürse, o dosdoğru olanlardandır.” (Tirmizî) dedi ki: Bu garib bir hadistir. Bu âyet-i kerîme ile ilgili olarak Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali’den rivâyete göre “dosdoğru olanlar”in anlamına dair açıklamalar rivâyet edilmiştir Tirmizi, V, 376. Ayrıca bk. İbn Receh el-Hanbeli, Camiu’l-Ulumi ve’l-Hikem, s. 204; Ebû Yala, Mu’cem, I, 122, VI, 213

Müslim’in, Sahih’inde Süfyan b. Abdullah es-Sakafî’den şöyle dediği kaydedilmektedir: Ey Allah’ın Rasûlü! İslâm hakkında bana öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden sonra -bir rivâyette de: senden başka kimseye- soru sormayayım. Peygamber şöyle buyurdu: “Allah’a îman ettim de, sonra da dosdoğru ol.” Müslim, I, 65; Müsned, III, 413

Tirmizî ayrıca şunu da kaydetmektedir: Ey Allah’ın Rasûlü! Benim için en çok korktuğun şey nedir? diye sordum. O kendi dilini tutarak: “Bu” diye buyurdu. Tirmizi, IV, 607; Dârimi, II, 386; İbn Mace, II, 1314; Müsned, III, 413, IV, 384.

Ebû Bekir es-Sıddîk (radıyallahü anh)’dan:

“Sonra dosdoğru olanların” âyetini Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayanlar… diye açıkladığı rivâyet edilmiştir.

el-Esved b. Hilal’in ondan rivâyet ettiğine göre arkadaşlarına şöyle sormuş: Şu

“muhakkak Rabbiniz Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanların…” âyeti ile

“îman edenler ve imanlarına da zulüm karıştırmayanlar” (el-En’am, 6/82) âyetleri hakkında ne diyorsunuz? Arkadaşları: Dosdoğru olanlar, günah işlemeyenler, imanlarına zulüm karıştırmayanlar da imanlarına hiçbir günah bulaştırmayanlar, demektir, dediler. Bunun üzerine Ebû Bekir şöyle buyurdu: Yemin olsun siz bu âyeti olmadık şekilde yorumladınız.

“Muhakkak Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra dosdoğru olanlar” başka hiçbir ilâha iltifat etmeyenler, yönelmeyenler demektir.

“Îmanlarına zulüm karıştırmayanlar” ise imanlarına şirk karıştırmayanlar demektir.

“İşte onlaradır güvenlik ve onlardır hidayete ermiş olanlar.” (el-En’am, 6/82)

Ömer (radıyallahü anh)’dan da minber üzerinde hutbe irad ederken şöyle dediği rivâyet edilmektedir:

“Muhakkak Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanlar” âyeti hakkında dedi ki: Allah’a yemin ederim O’na itaat için dosdoğru yol üzerinde gidenler, sonra da tilkilerin sağa sola kıvrılıp gittikleri gibi kaçışmayanlar demektir.

Osman (radıyallahü anh) da: Sonra Allah için amellerini ihlâs ile yapanlar, diye açıklamıştır. Ali (radıyallahü anh)’ın da: Sonra farzları edâ edenler… diye açıkladığı rivâyet edilmiştir.

Tabiînden gelen açıklamalar da bu anlamdadır.

İbn Zeyd ve Katade dedi ki: Allah’a itaat üzere dosdoğru olanlar. el-Hasen: Allah’ın emri üzere dosdoğru yürüyerek O’na itaat olan işleri yapıp O’na masiyet olan işlerden kaçınanlar demektir, diye açıklamıştır.

Mücahid ve İkrime de şöyle demişlerdir: Ölünceye kadar Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Şehadeti üzerinde dosdoğru gidenler demektir.

Süfyan es-Sevrî de; söylediklerine uygun olarak amelde bulunanlar, diye açıklamıştır. er-Rabî’ dedi ki: Allah’tan başkasından yüz çevirenler, diye açıklarken, el-Fudayl b. İyad da şöyle demiştir: Fani olana rağbet etmediler, ebedi olana yöneldiler.

Bunun: İkrarları ile dosdoğru oldukları gibi gizli hallerinde de dosdoğru olanlar anlamında olduğu söylenmiştir. Yine: Sözleriyle dosdoğru oldukları gibi, fiilleriyle de dosdoğru yürümüşlerdir, diye de açıklanmıştır. Enes de şöyle demektedir: Bu âyet-i kerîme nazil olunca, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kabenin Rabbine yemin ederim ki bunlar benim ümmetimdir” diye buyurmuştur.

İmâm İbn Furek de şöyle demiştir: Buradaki (“dosdoğru olanlar” anlamındaki: “istekamu” lâfzında bulunan) “sin” harfi taleb anlamındadır. “İsteska: su istedi, aradı” kelimesindeki “sin” gibidir, yani yüce Allah’tan kendilerine din üzere sebat vermesini istediler, demektir. el-Hasen de bu âyet-i kerimeyi okudu mu: Allah’ım, sen bizim Rabbimizsin! İstikameti bize ihsan et, diyordu.

Derim ki: Bu görüşler her ne kadar biri diğerini kapsıyor ise de şöyle özetlenebilir: Onlar Allah’a itaat üzerinde itikaden sözleriyle ve fiilleriyle mutedil olanlar, dengede olanlar ve böylece devam edenlerdir.

“Üzerine melekler… inerler” âyeti ile ilgili olarak İbn Zeyd ve Mücahid: Ölüm esnasında inerler, diye açıklamıştır. Mukâtil ve Katade de: Diriltilerek kabirlerinden kalktıklarında diye açıklamışlardır. İbn Abbâs da şöyle demiştir: Bu âhirette melekler tarafından kendilerine verilecek bir müjdedir. Vekî’ ve İbn Zeyd de şöyle demişlerdir: Müjde üç yerde olacaktır. Ölüm esnasında, kabirde ve diriliş vaktinde.

“(……..): Korkmayın… diye” âyeti; “Korkmayın demekle” anlamında olup cer harfi hazfedilmiştir. Mücahid: Ölümden korkmayın, diye açıklamıştır.

“Üzülmeyin” çocuklarınız için üzülmeyin. Sizin yerinize Allah onların üzerinde halifeniz olacaktır.

Atâ b. Ebi Rebah dedi ki: Sevabınızın yüzünüze geri çevrileceğinden korkmayın, o kabul edilecektir. Günahlarınız için de korkmayın, Ben günahlarınızı size bağışlayacağım. İkrime de şöyle açıklamıştır: Bundan sonra karşılaşacağınız şeylerden korkmayın, günahlarınız için üzülmeyin.

“Ve size vaadolunan cennetle sevinin, diye inerler.”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/fussilet-29/,https://kutsalayet.de/fussilet-31/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız