1 – 2 – 3 – 4 – 5 – 6 – 7 – 8 – 9 – 10 – 11 – 12 – 13 – 14 – 15 – 16 – 17 – 18 – 19 – 20 – 21 – 22 – 23 – 24 – 25 – 26 – 27 – 28 – 29 – 30 – 31 – 32 – 33 – 34 – 35 – 36 – 37 – 38 – 39 – 40 – 41 – 42 – 43 – 44 – 45 – 46 – 47 – 48 – 49 – 50 – 51 – 52 – 53 – 54 – 55 – 56 – 57 – 58 – 59 – 60 – 61 – 62 – 63 – 64 – 65 – 66 – 67 – 68 – 69 – 70 – 71 – 72 – 73 – 74 – 75 – 76 – 77
Furkân Suresi, Kur’an’ın 25. suresi olup Mekke döneminde indirilmiştir ve 77 ayetten oluşur. Adını, ilk ayette geçen ve “hak ile batılı birbirinden ayıran ölçü” anlamına gelen “furkân” kelimesinden alır. Bu kelime Kur’an’ı ifade eder. Surede tevhid, vahiy, peygamberlik, ahiret, müşriklerin itirazları ve gerçek müminlerin özellikleri üzerinde durulur.
Surenin başlangıcında, âlemleri uyarmak üzere kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın yüceliği belirtilir. Göklerin ve yerin hükümranlığının Allah’a ait olduğu, O’nun çocuk edinmediği ve hiçbir ortağının bulunmadığı vurgulanır. Böylece surenin temel konusu olan tevhid inancı ortaya konulur.
Furkân Suresi’nde müşriklerin Kur’an ve Allah’ın Elçisi hakkındaki itirazları ele alınır. Onların Kur’an’ı insan sözü olarak göstermeye çalıştıkları, peygamberin bir melekle gönderilmesini veya büyük hazinelere sahip olmasını bekledikleri anlatılır. Bu iddialara karşılık, bütün peygamberlerin insanlardan seçildiği ve onların da normal insanlar gibi yaşadıkları hatırlatılır.
Surede kıyamet ve ahiret sahneleri de geniş şekilde anlatılır. İnkârcıların cehennemde pişmanlık duyacakları, dünyada yanlış kimseleri dost edindikleri için üzülecekleri belirtilir. Özellikle kişinin, kendisini Allah’ın zikrinden uzaklaştıran kimselere uymaktan dolayı pişman olacağı ifade edilir.
Furkân Suresi’nde Allah’ın kudretini gösteren yaratılış delilleri de zikredilir. Gece ve gündüzün yaratılması, rüzgârların gönderilmesi, yağmurun indirilmesi, denizlerin yaratılması ve insanın sudan yaratılması gibi birçok nimet hatırlatılır. İnsanlar bu deliller üzerinde düşünmeye ve Allah’a şükretmeye çağrılır.
Surede Nuh, Âd, Semûd, Lût kavmi ve diğer bazı toplumların inkârları sebebiyle helak edildikleri hatırlatılır. Bu kıssalar, Allah’ın elçilerini yalanlayan toplumların sonunda ilahi cezayla karşılaştıklarını göstermek için aktarılır.
Furkân Suresi’nin en dikkat çekici bölümlerinden biri son ayetlerdir. Burada “Rahmân’ın kulları” olarak nitelenen gerçek müminlerin özellikleri sıralanır. Onların yeryüzünde tevazu ile yürüdükleri, cahiller kendilerine sataştığında güzel sözlerle karşılık verdikleri, gecelerini ibadetle geçirdikleri, israftan ve cimrilikten uzak oldukları, Allah’a ortak koşmadıkları, haksız yere cana kıymadıkları, zina etmedikleri, yalandan uzak durdukları ve boş sözlerle karşılaştıklarında vakarlarını korudukları belirtilir.
Ayrıca bu müminlerin, eşlerinin ve çocuklarının kendileri için göz aydınlığı olmasını istedikleri ve Allah’tan kendilerini takva sahiplerine önder kılmasını diledikleri anlatılır. Bu özelliklere sahip olanların cennetin yüksek makamlarıyla ödüllendirilecekleri müjdelenir.
Sure, insanların dua ve kulluklarının Allah katındaki değerine dikkat çekilerek sona erer. Allah’a yönelmeyen ve O’na kulluk etmeyen kimselerin yaptıklarının kendilerine fayda sağlamayacağı belirtilir.
Genel olarak Furkân Suresi, Kur’an’ın hak ile batılı ayıran ilahi bir rehber olduğunu vurgulayan, müşriklerin itirazlarını cevaplandıran, Allah’ın kudret delillerini hatırlatan, ahiret sorumluluğunu açıklayan ve özellikle “Rahmân’ın kulları”nın örnek ahlakını ortaya koyan son derece kapsamlı ve etkileyici bir suredir.