Andolsun ki, Allah resulüne gördüğü rüyayı doğru olarak gösterdi. Allah dilerse, mutlaka Mescid-i Haram’a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş veya kısaltmış olarak korkusuzca gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bildi ve bundan önce size yakın bir fetih verdi.
Diyanet Vakfı
Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Harama gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.
Kurtubi Tefsiri
Yemin olsun Allah, Rasûlüne gösterdiği rüyayı hak ile tasdik etmiştir. Elbette -ve Allah’ın izni ile- Mescid-i Haram’a korkusuzca, emniyetle, başlarınızı traş ettirmişler ve kısaltmışlar olarak gireceksinizdir. Sizin bilmediğinizi bilip ondan önce yakın bir fetih nasib etmiştir.
Katade dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) rüyasında bu şekilde Mekke’ye gireceğini görmüştü. Hudeybiye’de Kureyşlilerle barış yapınca münafıklar şüpheye düştüler. Nihayet Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke’ye gireceğini söyledi. Yüce Allah da:
“Yemin olsun Allah Rasûlüne gösterdiği rüyayı hak ile tasdik etmiştir”
âyetini indirerek onlara bir başka senede Mekke’ye gireceklerini ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın rüyasının gerçek olduğunu bildirdi.
Denildiğine göre; “rüya belli bir vakit ile sınırlı değildir. O girecektir” diyen kişi Ebû Bekir’dir. Yine rivâyet edildiğine göre bu rüya Hudeybiye’de görülmüştü. Peygamberlerin rüyası da bir haktır. Rüya peygamberlere vahiy şekillerinden birisidir.
“Elbette -ve Allah’ın izni ile- Mescidi Haram’a… gireceksinizdir.” Bu gelecek yıl gireceksiniz, demektir.
İbn Keysan dedi ki: Bu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a rüyasında söylenmiş sözlerin ifadesidir. Rüyasında ona adeten görülen şekliyle hitab edildi. Yüce Allah Rasûlü hakkında bu sözleri böylece söylediğini haber verdi. İşte bundan dolayı istisnada bulundu. (İnşaallah, Allah’ın izni ile, dedi.) Yüce Allah’ın emrettiği şekilde edebe uygun bir ifade kullandı. Çünkü yüce Allah:
“Sakın hiçbir şey hakkında: Ben bunu mutlaka yarın yapacağım, deme! Meğer ki Allah dilemiş ola (inşaallah yapacağım de).” (el-Kehf, 18/23)
Burada bildiği bir hususta istisna yapması, insanlar bilmedikleri hususlarda istisna yapmaları içindir diye açıklanmıştır ki, bu açıklama Sa’leb’e aittir.
Bir başka açıklamaya göre yüce Allah Hudeybiye’de kendisi ile birlikte bulunan kimselerden bir kısmının canını alacağım biliyordu. İşte bu husus dolayısıyla istisna yapılmıştır. Bu açıklamayı el-Hüseyn b. el-Fadl yapmıştır.
Bir başka açıklamaya göre buradaki istisna yüce Allah’ın:
“Emniyetle” âyetindendır ve bu kullara adet üzere yapılan hitab ile ilgilidir.
“Allah’ın izni ile (inşaallah)” âyetinin, Allah size oraya girmeyi emredecek olursa… anlamında olduğu da söylenmiştir. Allah size bu işi kolaylaştırırsa anlamındadır diye de açıklanmıştır. Bir açıklamaya göre
“İnşaallah: Allah’ın izni ile” Allah’ın dilediği şekilde anlamındadır.
Ebû Ubeyde dedi ki: Buradaki: “Zaman” anlamındadır. Allah’ın dilediği zaman demek olur. Bu da yüce Allah’ın
“Allah’tan korkun, faizden arta kalanı da bırakın. Eğer mü’minler iseniz” (el-Bakara, 2/278) âyetine benzemektedir. Buradaki:
“Eğer… iseniz” âyeti: ” Madem…siniz” demektir.
Ancak bunun böyle olması uzak bir ihtimaldir. Zira ; mazi fiilde kullanılır, ise muzari fiil ile kullanılır. Burada sözü edilen giriş, gelecekte olacaktır. Onlara Mescid-i Haram’a gireceklerini vaadetmiş ve bunu kendisinin dilemesi şartına bağlamıştır. Bu ise Hudeybiye yılında olmuştu. Peygamber de bunu ashabına haber vermiş, onlar da bu işe sevinmişlerdi. Daha sonra onların ümit ettikleri yılda bu iş olmayıp, sonraya kalınca bundan rahatsız oldular, bu iş onlara ağır geldi. Peygamber de müşriklerle barış yapıp geri döndü, Ertesi sene yüce Allah Mekke’ye girmelerine izin verdi ve:
“Yemin olsun Allah Rasûlüne gösterdiği rüyayı bak ile tasdik etmiştir” diye buyurdu. Rüyada kendisine:
“Elbette -ve Allah’ın izni ile- Mescid-i Haram’a… gireceksinizdîr” denilmiş yüce Allah da kitab-ı keriminde rüyada peygamber efendimize söylenenleri bize nakletmiş bulunmaktadır. O halde bazılarının ileri sürdükleri gibi; istisna şüpheye delalet ettiğinden dolayı burada da şüphenin varlığı sözkonusu olmaz. Çünkü yüce Allah şüphe etmez. Esasen: “Elbette… gireceksinizdir” tahkik ifade eder, şüphe nasıl olabilir ki? O halde buradaki: “…se (ki mealde… ile diye karşılanmıştır)”; “Zaman (dilediği zaman)” anlamındadır.
Düşmanlardan yana
“Emniyetle başlarınızı traş ettirmişler ve kısaltmışlar olarak gireceksinizdir.” Hem başları traş etmek, hem kısaltmak erkekler için sözkonusudur. İşte bundan dolayı âyette müzekker kip, müennes kip yerine (tağlib yoluyla) kullanılmıştır. Traş olmak daha efdaldir. Kadınlar hakkında ise sadece saçların kısaltılması sözkonusudur. Buna dair açıklamalar daha önceden el-Bakara Sûresi’nde (2/196. âyet; “Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin” bölümü ile ilgili 5. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. Sahih’te yer alan rivâyette: Muaviye, Merve tepesi üzerinde Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in saçlarını bir makas ile kısaltmıştır Buhârî, II, 617; Müslim, II, 913; Ebû Davud, II, 159, 1Ö0; Nemi, V, 244, 245; Müsned, IV, 95, 96, 97, 98, 102. denilmektedir. Ancak bu hacda değil, umrede olmuştur. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yaptığı haccında saçlarını traş ettirmişti.
“Korkusuzca” âyeti
“traş ettirmişler ve kısaltmışlar olarak” anlamındaki lâfızlardan haldir. Korkmayanlar olarak, takdirindedir.
“Sizin bilmediğinizi bilip…” Yani yüce Allah Mekke’ye girişi erteletmekteki hayır ve faydaları sizin bilmediğiniz şekilde bilmiştir. Şöyle ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Hudeybiye’den geri döndüğünde oradan Hayber’e gitti ve Hayber’i fethetti. Hayber’deki malları alıp döndü. O yılda bulunandan kat kat fazlası güç, silah, araç ve gereci elde etti. Böylece Mekke’ye o yılda sahib olunan güç ve gerecin kat kat fazlası hazırlanmış olarak Mekke’ye yürüdü.
el-Kelbî dedi ki: Yani O, Mekke’ye bir sene sonra gireceğinizi biliyordu, siz ise bilmiyordunuz.
Bir başka açıklamaya göre O, Mekke’de sizin varlıklarını bilmediğiniz mü’min erkeklerle, mü’min kadınların var olduğunu biliyordu,
“…Ondan önce yakın bir fetih nasib etmiştir.” Yani Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın rüyasında gördüğünden Önce Hayber’in fethini nasib etmiştir, Bu açıklamayı İbn Zeyd ve ed-Dahhak yapmıştır. Bunun Mekke fethi olduğu da söylenmiştir. Mücahid dedi ki: Bundan kasıt Hudeybiye barışıdır. Müfessirlerin çoğu da böyle demiştir.
ez-Zührî dedi ki: Yüce Allah, İslâm’da Hudeybiye barışından daha büyük hiçbir fetih gerçekleştirmiş değildir. Çünkü (o zamana kadar) insanlar karşı karşıya geldiler mi savaş oluyordu. Barış gerçekleşince savaş ağırlıklarını bıraktı, insanlar birbirlerine karşı güven duymaya başladılar. Bir araya geldiler, karşılıklı konuştular ve tartıştılar. Aklı bir şeylere eren kiminle İslâm konuşuldu ise, mutlaka İslâm’a girdi. O iki yıl arasında İslama bundan önce İslâm’a girmiş olanlar kadar hatta daha fazlası girdi. Bu hususun doğruluğunu şu göstermektedir: Hudeybiye gününde hicretin altıncı yılında 1400 kişi idiler, Hudeybiye’den sonra ise sekizinci yılda onbin kişi idiler,