"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Fecr 7

Sütunlar sahibi İrem’e.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
İreme (İrem’e) zati (sahibi olan) el-imad (sütunlar)

Mukatil Tefsiri
İrem, Âd kavminden bir kabilenin adıdır. “Sütunlar sahibi” ifadesi onların uzun boylu oluşlarını anlatmaktadır. Çöllerde ve kumluk bölgelerde bulunan büyük sütunlara benzetilmişlerdir. Onlardan birinin boyu on sekiz arşın, bir rivayete göre ise on iki arşındı. En büyük sütunlar gibi göğe doğru yükseliyorlardı.

Taberi Tefsiri
Müfessirler “İrem” hakkında farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bazıları bunun bir şehir adı olduğunu söylemiştir. Bu görüşü benimseyenlerden bir kısmı İrem’in İskenderiye olduğunu söylemiştir. Kurazî’den gelen rivayette “İrem, sütunlar sahibi İskenderiye’dir” denilmiştir.

Başkaları ise İrem’in Şam olduğunu söylemiştir. Mukbirî’den gelen rivayette “Âd, İrem, sütunlar sahibi; yani Şam’dır” denilmektedir.

Mücahid ise İrem’in bir ümmet olduğunu söylemiştir. Başka bir rivayetinde ise “eski ve kadim” anlamına geldiğini ifade etmiştir.

Katâde’ye göre İrem, Âd kavminden bir kabiledir ve Âd hükümdarlığının merkezini oluşturan topluluktur. Yine Katâde, onların Âd’ın atası olan İrem’e nispet edildiğini söylemiştir.

İbn İshak da bunun nesep adı olduğunu söylemiş ve şöyle açıklamıştır: Âd, İrem b. Avs b. Sâm b. Nuh’un soyundandır.

İbn Abbas ve Dahhâk’tan gelen başka rivayetlerde ise “İrem” kelimesinin “helâk olmuş” anlamında kullanıldığı belirtilmiştir. Arapların “Ürime Benû Fülân” yani “Falancaların oğulları helâk oldu” şeklindeki kullanımına dikkat çekmişlerdir.

Taberî’ye göre en doğru görüş, İrem’in Âd kavmine mensup bir kabilenin adı olmasıdır. Çünkü kıraatlerde “Âd’ın İrem’i” şeklinde izafet yapılmamış, doğrudan “Âd, İrem” şeklinde okunmuştur. Eğer bir şehir veya bir ata adı olsaydı izafetle okunması beklenirdi. Bu sebeple Taberî, Katâde’nin görüşünü tercih ederek İrem’in Âd’dan bir kabile olduğunu söylemektedir.

“Zâtü’l-imâd” yani “sütunlar sahibi” ifadesi hakkında da farklı görüşler vardır. İbn Abbas, bunun onların boylarının uzunluğunu anlattığını söylemiş ve “boyları sütunlar gibiydi” demiştir. Mücahid de onların göğe yükselen cüsselere sahip olduklarını ifade etmiştir.

Başka müfessirler ise onların göçebe bir topluluk olduklarını, çadır direkleriyle dolaştıklarını söylemişlerdir. Mücahid, “Onlar sürekli hareket eden, direk sahipleri olan bir kavimdi” demiştir. Katâde de “Yerleşik değillerdi, göçebe idiler” şeklinde açıklamıştır.

İbn Zeyd ise bunun büyük yapılar ve sütunlarla ilgili olduğunu söylemiş, Âd kavminin Ahkaf bölgesinde büyük yapılar inşa ettiğini ifade etmiştir.

Dahhâk ise “sütunlar sahibi” ifadesini onların kuvvet ve şiddeti olarak açıklamıştır.

Taberî’ye göre ayetin zahirine en uygun görüş, onların direkli çadırlarda yaşayan göçebe bir kavim oldukları yönündeki görüştür. Çünkü Arap dilinde “imâd” denildiğinde ilk akla gelen şey çadır direkleri ve sütunlardır. Kur’an’ın tefsirinde de mümkün olduğu sürece kelimeler en yaygın anlamlarına hamledilir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/fecr-6/,https://kutsalayet.de/fecr-8/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız