De ki: “Allah’tan başka çağırdığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Yeryüzünde neyi yarattıklarını bana gösterin. Yoksa göklerde onların bir ortaklığı mı var? Yoksa onlara bir kitap verdik de onlar ondan bir delil üzere midirler?” Hayır! Zalimler birbirine ancak aldatıcı sözler vaat eder.
Diyanet Vakfı
De ki: Allahı bırakıp da taptığınız, ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana! Onlar yerdeki hangi şeyi yarattılar! Yoksa onların göklerde mi bir ortaklıkları var! Yahut biz onlara, (bu hususta) bir kitap mı verdik de onlar, o kitaptaki bir delile dayanıyorlar? Hayır! O zalimler birbirlerine, aldatmadan başka bir şey vadetmiyorlar.
Kurtubi Tefsiri
De ki: “Allah’tan gayrı ibadet ettiğiniz ortaklarınızı gördünüz mü? Yerden ne yarattılar? Bana gösterin. Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı vardır? Yoksa Biz onlara bir kitab verdik de kendileri ondan apaçık bir delil üzerinde midirler? Halbuki zâlimler birbirlerine aldatmaktan başka bir vaadde bulunmazlar.”
“De ki: Allah’tan gayrı ibadet ettiğiniz ortaklarınızı gördünüz mü?” âyetindeki
“ortaklarınızı” anlamındaki lâfız
“gördünüz mü?” fiili ile nasbedilmiştir. Merfu okunması câiz değildir. Ancak Sîbeveyh’e göre; “Ben Zeyd’in kimin babası olduğunu bildim” sözünde ref câiz olabilir. Çünkü bu durumda “Zeyd” mana itibariyle hakkında soru sorulan kimsedir. Eğer: “Ne dersin, sence Zeyd kimin babasıdır?” denilecek olursa, sadece ref hali caizdir. Aralarındaki farka gelince: Bunun anlamı: Bana onun hakkında haber ver, şeklindedir. İşte burada bu âyetin anlamı da şudur: Siz bana Allah’tan gayrı çağırdığınız ortaklarınız hakkında haber verin. Siz onlara göklerin yaratılışında bir ortaklıkları olduğu için mi yoksa yerden herhangi bir şeyi yarattıkları için mi ibadet ediyorsunuz?
“Yoksa Biz onlara bir kitab verdik.” Yani onların yanında ortaklıklarına dair indirmiş olduğumuz bir kitab mı vardır?
Bu ifadede yüce Allah’tan başkasına ibadet edenlerin tutumları reddedilmektedir. Çünkü onlar herhangi bir kitapta yüce Allah’ın kendisinden başkasına ibadet edilmesini emrettiğine dair bir şey bulamazlar.
“…de kendileri ondan apaçık bir delil üzerinde midirler?” âyetindeki
“Apaçık bir delil üzerinde” lâfzını İbn Kesîr, Ebû Amr, Hamza ve Âsım’dan rivâyetle Hafs, tekil olarak okumuşlar, diğerleri ise çoğul olarak okumuşlardır. Her ikisi de anlam itibariyle birbirine yakındır, ancak çoğul kıraati daha uygundur. Zira tekil ile okuyanların kıraatinin büyük çoğunluğun kıraatine muhalefet etmiş olma ihtimali yahut da; “Talha bana geldi” deyip “te” harfi üzerinde vakıf yapanların kullanışı gibi olabilir. Ancak böyle bir kullanım çok az ve istisnai bir şekildir. Bu açıklamayı en-Nehhâs yapmıştır. Ebû Hatim ve Ebû Ubeyd ise şöyle demişlerdir: Çoğul ile okuyuş, hatta uygunluğu dolayısıyla daha uygundur. Çünkü Osman (radıyallahü anh)’ın Mushaf’ında; “Apaçık deliller” şeklinde “elif” ve “te” iledir.
“Halbuki zâlimler birbirlerine aldatmaktan başka bir vaadde bulunmazlar.” Yani onların vaadleri aldatan batıllardan ibarettir. Bu ise ileri gelenlerin aşağı mertebede olanlara söyledikleri: Bunlar sizin ilâhlarınızdır, size fayda verir ve sizi yakınlaştırır şeklindeki sözleridir. Şeytan bu hususları müşriklere vaadeder diye açıklandığı gibi, onlara karşı zafer kazanacaklarına dair vaadde bulunmuştur, diye de açıklanmıştır.