Genel olarak Yezidiler çalışkan bir topluluktur; ancak ticaretle uğraşmazlar. Bunun nedeni, her türlü ticaretin hile ve yalana yol açtığına, bunun da sonunda Melek Tavus’a, yani şeytana lanet etmeye kadar varabileceğine inanmalarıdır.
Başlıca geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır.
Sincar’da yaşayan ve bölgenin nüfusunun büyük bölümünü oluşturan Yezidiler; incir, üzüm gibi meyvelerin yanı sıra badem ve çeşitli sert kabuklu yemişler yetiştirirler. Cebel Sincar, özellikle inciriyle ün kazanmıştır.
Rusya topraklarında yaşayan Yezidiler ise, Hindistan’daki süpürgeci kastına benzer biçimde daha çok düşük statülü ve ağır hizmet işlerinde çalışırlar.
Buna karşılık Rıdvan ve Midyat bölgelerinde yaşayanların ev hırsızlığı ve yol kesicilik yaptıkları söylenir. Bu yüzden bulundukları bölgelerde korku salan kimseler olarak tanınırlar.
Yezidiler şehirlere pek seyrek giderler. Gittiklerinde ise kendilerine özgü özelliklerini mümkün olduğunca gizlemeye çalışırlar. Çünkü Hristiyanlar ve Müslümanlar onlarla alay etmeyi eğlence saymaktadır.
Bir Yezidiyi aralarında gördüklerinde, yere etrafını çevreleyen bir daire çizerler. Yezidi de batıl inancı gereği, biri gelip bu daireyi bozmadıkça dışarı çıkamayacağına inanır.
Ayrıca onu rahatsız etmek için yüksek sesle:
“Na’lat Şeytan!” (“Şeytan’a lanet olsun!”)
diye bağırırlar.
Bunun yanında şehir halkı, hor gördükleri bu “şeytanperestlerin” yaşadığı yerlere yaklaşmaktan da kaçınır.
Bu nedenle Yezidilerin çevrelerinde yaşayan diğer topluluklarla ilişkileri oldukça sınırlıdır.