Bir zamanlar (Hicrî 1289 / Milâdî 1872) Osmanlı Devleti, Yezidilerden daha önce alınan verginin yerine asker vermelerini istedi. Bunun üzerine onlar da askerlik yapmalarına engel olduğunu söyledikleri dinî hükümleri hükümete sundular. Bunların tamamı dinî nitelikte olup kendilerine göre yerine getirilmesi zorunlu yükümlülüklerdir.
1- Yezidi dinine göre mezhebimize mensup olan büyük-küçük, erkek-kadın herkes, yılda üç defa Melek Tavûs’u ziyaret etmek zorundadır.
Birinci ziyaret, Rûmî takvime göre Nisan ayının başından sonuna kadar;
ikinci ziyaret, Eylül ayının başından sonuna kadar;
üçüncü ziyaret ise Kasım ayının başından sonuna kadar yapılmalıdır.
Kim Melek Tavûs’un suretini bu zamanlarda ziyaret etmezse kâfir sayılır.
2- Mezhebimize mensup olan herkes, Rûmî takvime göre Eylül ayının on beşinci günü ile yirminci günü arasında yılda bir defa Hazret-i Şeyh Adî b. Müsâfir’i (Allah sırrını takdis etsin) ziyaret etmek zorundadır. Bunu yapmayan dinimize göre kâfir sayılır.
3- Mezhebimize mensup olan herkes her gün güneş doğarken doğduğu yere gitmelidir. O sırada orada Müslüman, Hristiyan veya başka bir din mensubu bulunmamalıdır. Bunu yapmayan kâfir sayılır.
4- Mezhebimize mensup olan herkes her gün ahiret kardeşinin, yani Mehdi’nin hizmetkârının elini, ayrıca kendi şeyhinin veya pirinin elini öpmek zorundadır. Bunu yapmayan kâfir sayılır.
5- Dinimize göre Müslümanların sabah namazında “Eûzü billâhi…” diye başlamaları katlanılamaz bir şeydir. İçimizden biri bunu duyarsa, bunu söyleyen kişiyi öldürmeli ve ardından kendisini de öldürmelidir. Aksi takdirde kâfir olur.
6- Mezhebimizden biri ölmek üzere olduğunda yanında ahiret kardeşi ile şeyhi veya piri ve kavvallardan biri bulunmalı ve ona şu üç cümleyi söylemelidir:
“Ey yolları yüce olan Melek Tavûs’un kulu! Bizim ibadet ettiğimiz Melek Tavûs’un dini üzere öl; onun dininden başka bir din üzere ölme. Eğer biri sana Müslümanlığa, Hristiyanlığa, Yahudiliğe veya başka bir dine ait bir şey söylerse ona inanma ve onu takip etme. Eğer bizim ibadet ettiğimiz Melek Tavûs’un dininden başka bir dine inanır ve onu izlersen kâfir olarak ölürsün.”
Bu sözler söylenmezse o kişi kâfir sayılır.
7- Şeyh Adî’nin bereketi denilen bir şeyimiz vardır. Bu, Hazret-i Şeyh Adî’nin (Allah sırrını takdis etsin) türbesinden alınan topraktır. Mezhebimize mensup olan herkes cebinde bundan bir miktar bulundurmalı ve her sabah ondan yemelidir. Bunu bilerek yapmazsa kâfir olur. Aynı şekilde ölüm anında bu topraktan yanında bilerek bulundurmazsa kâfir olarak ölür.
8- Oruç tutmak isteyen mezhebimiz mensubu, bunu kendi bulunduğu yerde tutmalıdır; başka bir yerde tutamaz. Oruç tuttuğu günün sabahı şeyhinin ve pirinin evine giderek oruca orada başlamalıdır. İftar edeceği zaman da yine onların evine gidip şeyhin veya pirin kutsal şarabından iki veya üç kadeh içerek orucunu açmalıdır. Bu şaraptan içmezse orucu kabul edilmez ve kâfir sayılır.
9- Mezhebimizden biri başka bir yere gidip orada bir yıl kalır, sonra memleketine dönerse karısı artık ona haram olur. Bizden hiç kimse ona yeniden eş vermez. Eğer biri ona eş verirse o da kâfir sayılır.
10- Dördüncü maddede belirtildiği gibi her Yezidinin bir ahiret kardeşi bulunduğu gibi bir de ahiret kız kardeşi vardır. İçimizden biri kendisine yeni bir gömlek yaptırdığında, gömleğin yakasını ahiret kız kardeşinin kendi eliyle açması gerekir. Eğer o açmaz da kişi o gömleği giyerse kâfir sayılır.
11-Mezhebimizden biri yeni bir gömlek veya elbise yaptırırsa, bunu Hazret-i Şeyh Adî’nin türbesinde bulunan kutsal suyla vaftiz ettirmeden giyemez. Vaftiz edilmeden giyerse kâfir olur.
12- Açık siyah renkte elbise giymemiz yasaktır. Müslüman, Hristiyan, Yahudi veya başka bir din mensubunun tarağını kullanamayız. Aynı şekilde, bize ait olmayan bir usturanın Hazret-i Şeyh Adî’nin türbesindeki kutsal suyla yıkanmadıkça onunla başımızı tıraş edemeyiz. O suyla yıkandıktan sonra kullanılması helâldir. Yıkanmadan kullanılırsa kâfir oluruz.
13- Hiçbir Yezidi, Müslümanların tuvaletini kullanamaz; Müslümanların evinde yıkanamaz; Müslümanların kaşığıyla yemek yiyemez; Müslümanların veya başka bir din mensubunun kullandığı kaptan su içemez. Bunları yapan kâfir sayılır.
14- Yiyecekler konusunda bizimle diğer din mensupları arasında büyük fark vardır. Biz et ve balık yemez, kabak, bamya, fasulye, lahana ve marul tüketmeyiz. Hatta marul ekilmiş bir yerde bile oturamayız. Bu ve benzeri sebeplerden dolayı askerlik hizmeti yapamayız.
Bu dilekçeyi imzalayanlar şunlardır:
Yezidi topluluğunun başı ve Şeyhan Emiri: Hüseyin
Şeyhan bölgesindeki Yezidilerin dinî şeyhi: Şeyh Nasır
Mam Reşân köyünün piri: Pir Süleyman
Muskân köyü muhtarı: Murad
Hatârah köyü muhtarı: Eyyûb
Beibân köyü muhtarı: Hüseyin
Dahḳan köyü muhtarı: Hasan
Huzrân köyü muhtarı: Nu’mô
Bâkasra köyü muhtarı: Ali
Bâaşîka köyü muhtarı: Jamô
Hôşaba köyü muhtarı: İlyas
Krepaḥin köyü muhtarı: Sağd
Kabâreh köyü muhtarı: Koçak
Kasô köyü muhtarı
Sinâ köyü muhtarı: Abdô
Ayn Sifnî köyü muhtarı: Gurgô
Kasr İzzeddin köyü muhtarı
Heirô köyü muhtarı
Kibertô köyü muhtarı: Tâhir
Ve diğerleri.
Yukarıda adları geçen kişiler, söz konusu dilekçeyi imzalayanlardır. Burada dilekçeden yalnızca bazı bölümler aktarılmıştır.
Sonuç olarak bu dilekçeyi hükümete sunduktan sonra askerlik hizmetinden muaf tutulmuşlar; bunun yerine Hristiyanlar gibi nakdî vergi ödemeye devam etmişlerdir.