"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Enam 14

De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, kendisi rızık verdiği halde rızıklandırılmayan Allah’tan başkasını mı veli edineyim? De ki: Bana teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma denildi.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Kul (de ki) e gayrallahi (Allah’tan başkasını mı) ettehizu (edineyim) veliyyen (dost) fatıris semavati (gökleri yaratan) vel ardı (ve yeri) ve huve yut’imu (ve O yedirir) ve la yut’am (ve yedirilmez) kul (de ki) inni (şüphesiz ben) umirtu (emrolundum) en ekune (olmaya) evvele men esleme (teslim olanların ilki) ve la tekunenne (ve sakın olma) minel müşrikin (müşriklerden)

Mukatil Tefsiri
Kureyş kâfirleri Hz. Muhammed’e şöyle dediler: “Seni bize getirdiğin bu dine yönelten nedir? Baban Abdullah’ın, deden Abdülmuttalib’in ve kavminin ileri gelenlerinin dini olan Lât, Uzzâ ve Menât’a dön. Eğer seni buna sevk eden sebep fakirlikse, aramızda para toplayıp seni zengin ederiz.”

Bunun üzerine Allah Teâlâ şu âyeti indirdi:

“Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’tan başkasını mı dost edineceğim?” Allah, yarattıklarıyla kendi birliğini göstermektedir.

“O, yedirir fakat kendisi yedirilmez.” Yani bütün kullarını rızıklandıran O’dur; fakat kendisi kimsenin rızkına muhtaç değildir. Bu ifade, müşriklerin: “Sana mallarımızdan verelim.” sözlerine de bir cevaptır.

“Bana teslim olanların ilki olmam emredildi.” Yani Mekke halkı içinde tevhidi kabul eden ve ihlâsla Allah’a teslim olan ilk kişi olmam emredildi.

“Sakın müşriklerden olma!” buyruğu ise müşriklerin Resûlullah’ı atalarının dinine döndürme girişimlerine karşı bir uyarıdır.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah, peygamberi Muhammed’e şöyle buyurmaktadır: Ey Muhammed! Rablerine putları ve heykelleri denk tutan, senin Rabbine tevhidi yalnızca tahsis etmene karşı çıkan ve seni ilahlara ve putlara ibadete çağıran bu müşriklere de ki: Yüce Allah’tan başka bir şeyi mi veli edineyim de başıma gelen sıkıntı ve hadiselerde ondan yardım isteyip ona dayanayım? Nitekim Muhammed b. Hüseyin bana rivayet etti, dedi ki: Ahmed b. Mufaddal bize rivayet etti, dedi ki: Esbât, Süddî’den Allah’tan başkasını mı veli edineyim sözü hakkında şöyle rivayet etti: Veli, onların velayetini kabul ettikleri ve rabliğini ikrar ettikleri kimsedir. Gökleri ve yeri yoktan var eden ifadesinin anlamı ise şudur: Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’tan başka bir şeyi mi veli edineyim? Buradaki gökleri ve yeri yoktan var eden ifadesi Allah’ın sıfatı ve niteliğidir; bu sebeple kendisinden önceki Allah lafzına bağlı olarak gelmiştir. Gökleri ve yeri yoktan var eden sözüyle onların ilk defa var edeni, onları başlatanı ve yaratanı kastedilmektedir. Nitekim İbn Vekî‘ bize rivayet etti, dedi ki: Yahyâ b. Saîd el-Kattân bize Süfyân’dan, o İbrahim b. Muhâcir’den, o da Mücâhid’den rivayet etti; Mücâhid şöyle dedi: İbn Abbâs’ı şöyle derken işittim: Gökleri ve yeri yoktan var eden ifadesinin ne anlama geldiğini bilmiyordum; nihayet bir kuyu hakkında anlaşmazlığa düşmüş iki bedevî yanıma geldi. Onlardan biri diğerine, onu ben ilk defa açtım, dedi; yani onu ilk defa ben başlattım. Muhammed b. Hüseyin bize rivayet etti, dedi ki: Ahmed b. Mufaddal bize rivayet etti, dedi ki: Esbât, Süddî’den Gökleri ve yeri yoktan var eden sözü hakkında şöyle rivayet etti: Göklerin ve yerin yaratıcısı demektir. Hasan b. Yahyâ bize rivayet etti, dedi ki: Abdürrezzâk bize haber verdi, dedi ki: Ma‘mer, Katâde’den Gökleri ve yeri yoktan var eden sözü hakkında şöyle rivayet etti: Göklerin ve yerin yaratıcısı demektir. Bu kökten, Allah onları ilk defa yarattı ve meydana getirdi denilir. Yüce Allah’ın Orada herhangi bir çatlak görüyor musun sözü de buradandır; burada çatlaklar ve yarıklar kastedilmektedir. Çok çatlağı bulunan kılıç için de çatlaklı kılıç denilir ve bu onda bir kusur sayılır. Antere’nin şu sözü de bundandır: Kılıcım akîka taşı gibidir, o benim yanımdaki silahımdır; onda ne körelme vardır ne de çatlak. Devenin azı dişi eti yarıp dışarı çıktığında da aynı kökten gelen bir ifade kullanılır. Yüce Allah’ın Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacaklar sözü de buradandır; yani yarılıp parçalanacaklar demektir. (Şûrâ 5) Kendisi rızık verdiği halde rızıklandırılmayan sözüne gelince, bunun anlamı şudur: O, yaratılmışlarına rızık verir, fakat kendisine rızık verilmez. Nitekim Muhammed b. Hüseyin bana rivayet etti, dedi ki: Ahmed b. Mufaddal bize rivayet etti, dedi ki: Esbât, Süddî’den Kendisi rızık verdiği halde rızıklandırılmayan sözü hakkında şöyle rivayet etti: Rızık verir, fakat kendisine rızık verilmez. Bazılarından bunun O, yaratılmışlarına yemek yedirir, kendisi ise yemek yemez şeklinde yorumlandığı da nakledilmiştir; fakat bu okuyuşun azlığı sebebiyle bu yoruma itibar edilmez. Yüce Allah’ın De ki: Bana teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma denildi sözünün teviline gelince, Yüce Allah peygamberi Muhammed’e şöyle buyurmaktadır: Ey Muhammed! Seni Allah’ın dışında birtakım ilahları veliler edinmeye çağıran ve onlara ibadet etmeye teşvik eden kimselere de ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, bana ve başkalarına rızık veren, fakat kendisine hiç kimsenin rızık vermediği Allah’tan başka, O’nun kulu, mülkü ve yaratılmışı olan bir şeyi mi veli edineyim? Onlara ayrıca de ki: Rabbim bana teslim olanların ilki olmamı emretti; yani yaşadığım çağın ve zamanın insanları arasında kullukla O’na ilk boyun eğen, O’nun emrine ve yasağına karşı alçalan ve O’na teslim olan kimse olmamı emretti. Sakın müşriklerden olma sözü ise şu anlama gelir: Bana, Allah’a ilahları ve denkleri ortak koşan müşriklerden olma denildi. Burada emredildim ifadesi bana denildi ifadesinin yerine kullanılmıştır; çünkü emredildim sözünün anlamı bana denildi demektir. Buna göre söz adeta şöyle kurulmuştur: De ki: Bana, teslim olanların ilki ol ve sakın müşriklerden olma denildi. Emir bir söz olduğu bilindiğinden, ayrıca bana denildi ifadesini zikretmeye gerek görülmemiş ve yalnızca emir zikredilmekle yetinilmiştir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/enam-13/,https://kutsalayet.de/enam-15/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız