Eman konusunun kimler hakkında geçerli ve sahih olacağına dair açıklamalar geçmişti.
Ama eman’ın niteliğine gelecek olursak; Şeriat’e göre eman’ın icra edilmesi iki lafızla gerçekleşir: “Sana eman için izin verdim.” ve “Sana eman verdim.” şeklinde.
Yüce Allah şöyle buyurdu:
“Ve eğer müşriklerden biri senden aman dilerse, Allah’ın kelamını işitip dinleyinceye kadar ona aman ver…” (Tevbe Suresi: 6)
Nitekim Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de:
“Senin eman verdiğin gibi, biz de eman verdik.” şeklinde buyurmuştur.
Şöyle de buyurmuştur:
“Her kim Ebu Süfyan’ın evine girecek olursa, o emniyettedir (kendisine eman verilmiş kimsedir).”
Yine bu anlamda:
“Korkma, sakınmana gerek yok, sana korku yoktur, sana bir beis yoktur…” gibi ifadeler de kullanmış olsa, bunlar da eman’a izin veren ifadelerden sayılır.
el-Muvaffak der ki: Tüm bunlarda bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.
Bir Müslüman, düşmanların göreceği şekilde eman vermeye işaret ederek:
“Bununla sana eman verdiğimi kastettim.” dese, bu da eman sayılır.
Şayet: “Bununla emanı kastetmedim.” dese, söz onun vereceği söze göre gerçekleşir; çünkü neyi kastettiğini o daha iyi bilir.
Şayet kafirler, onun bu eman işaretine göre kalelerinden çıksalar, öldürülmeleri caiz olmaz; ancak onlar güven içinde kalacakları bir yere ulaştırılırlar.
Şayet bu Müslüman ölse yahut kaybolsa yine onlar, güven içinde kalacakları bir yere ulaştırılırlar.
Bunu, İmam Malik ve İmam Şafii söylemiştir.