Deli: Deli, mükellef değildir. Delirdiği zaman içerisinde terk ettiği o namazı kaza etmesi —ihtilafsız olarak— zorunlu değildir; eğer namaz vakti içerisinde ayılmış olursa başka. Şu halde o, buluğa eren çocuğun durumu gibidir.
Baygın: Baygın kişiye gelince; onun hükmü ise uyuyan kişinin hükmü gibidir. Namaz ve oruç gibi kaza edilmesi vacip sayılan farzlardan bir şeyi geçirmesi durumunda, bunlar kendisinden düşmezler. Çünkü sahabenin ameli ve sözü bu yöndedir; onlara muhalefet eden de olmamıştır. Dolayısıyla bu, bir icma haline dönüşmüştür.
İmam Malik ve İmam Şafii şöyle demiştir: Baygın kimse sadece vaktin bir bölümünde ayılmış olursa, o namazı kaza eder.
Ebu Hanife ise şöyle demiştir: Şayet beş vakit süreyle baygın kalmış olursa, onları kaza eder. Bundan fazla baygın kalırsa, her halükarda farz namazları kaza etmesi kendisinden sakıt olur. Çünkü bu, tekrar kapsamına girmiş olur ve tıpkı deli gibi (o namazların) kazası sakıt olur.
Bayılmakla orucun farziyetinin düşmemiş olacağı, bayılan üzerinde velayet hakkının etki etmeyeceği, bu yönüyle uykuya benzediği; deliye ise kıyaslanamayacağı ifade edilmiştir. Çünkü delilik genellikle uzun süre devam eder, ondan kalem (sorumluluk) kaldırılmış olur, kendisine oruç da gerekli olmaz ve bayılmanın tersine ona velayet hakkı etki eder. Bunun yanında beş vakit namazın düşmesinde etki etmeyen şeyin, daha fazlası hakkında da etki etmeyeceği ve uyku hükmü gibi olmuş olacağı şeklinde cevap verilmiştir.