Eğer bir çocuk, deli yahut bir sefih, lukata bir eşya bulacak olurlarsa, gelen hadislerin genel ifadesine göre onların elinde de lukata hükmü sabit olur. Buna göre ellerinde iken – haddi aşma ve kasıt olmaksızın – bu eşya telef olursa, bunu tazmin etmezler. Çünkü onu alma hakları olduğu için almışlardır. Ama ifrata kaçarak bu eşya telef olursa, o zaman mallarından bu tazmin edilir.
Velisi şayet bu buluntu eşyasını bilecek olursa onu kendisi alır; çünkü bunlar söz konusu eşyayı emanet olarak taşıyamazlar ve muhafaza da edemezler. Öyleyse velisi bunları onların ellerine terk edecek olursa, (telef olması durumunda) onları tazmin de eder; zira çocuğun hakkına taalluk eden şeyleri muhafaza etmekle kendisi yükümlü kılınmıştır. Burada da çocuğun hakkında bizzat taalluk etmiştir. Buna göre çocuğun eline buluntu eşyası terk edilecek olursa, onu zayi etmiş sayılır. Velisi, o eşyayı elinden almasıyla onu ilan da etmiş olacaktır. Halbuki onu bulan çocuk, ilan etme salahiyetine sahip olanlardan değildir.
İlan süresi bittiğinde de artık o eşya, onu bulanın mülküne dahil olur. Çünkü mülkün sebebi, şartıyla tamamlanmış oldu; dolayısıyla ona ait bir mülk olarak sabit olmuş oldu. Sanki bir avı yakalamasına benzer. Bu görüş, Şafii mezhebine aittir. Konu hakkında gelen hadislerin genel manası bunu ifade etmektedir.