"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Cin 3

Şüphesiz Rabbimizin şanı yücedir. O ne bir eş edinmiştir ne de bir çocuk.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve ennehu (ve şüphesiz O), teala (yücedir) ceddu rabbina (Rabbimizin şanı). Mettehaze (edinmemiştir) sahibeten (bir eş) ve la veleda (ve bir çocuk).

Mukatil Tefsiri
“Şüphesiz Rabbimizin şanı yücedir.” Yani O’nun zikri ve azameti yücelmiştir.

“O ne bir eş edinmiştir.” Yani bir kadın.

“Ne de bir çocuk”

Taberi Tefsiri
“Rabbimizin şanı yücedir” sözü hakkında tefsir ehli ihtilaf etmiştir. Bazıları bunun anlamının: “Biz ona iman ettik, Rabbimize hiçbir kimseyi ortak koşmayacağız ve Rabbimizin emrinin, otoritesinin ve kudretinin yüce olduğuna iman ettik” olduğunu söylemişlerdir. İbn Abbas bu ayet hakkında: “Onun fiili, emri ve kudreti yücedir” demiştir. Başka bir rivayette İbn Abbas: “Rabbimizin emri yücedir” demiştir. Katâde: “Rabbimizin emri” demiştir. Süddî de: “Rabbimizin emri” demiştir. İbn Zeyd ise: “Rabbimizin emri, kendisine eş ve çocuk isnat edilmesinden yücedir” demiş ve şu ayeti okumuştur: “De ki: O Allah birdir. Allah sameddir. Doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na denk değildir.” (İhlâs 1-4). Ardından: “Böyle bir şey O’nun hakkında mümkün değildir” demiştir.

Başkaları ise bununla Rabbimizin celâlinin ve zikrinin kastedildiğini söylemişlerdir. İkrime: “Rabbimizin celâli” demiştir. Mücâhid: “Rabbimizin celâli” demiştir. İkrime’den bir başka rivayette de: “Rabbimizin celâli” denilmiştir. Katâde ise: “Onun celâli, azameti ve emri yücedir” demiştir. Başka bir rivayette Katâde: “Rabbimizin emri yücedir, azameti büyüktür” demiştir.

Başka bir grup ise bununla Rabbimizin zenginliğinin kastedildiğini söylemiştir. Hasan-ı Basrî: “Rabbimizin zenginliği” demiştir. Süleyman et-Teymî yoluyla Hasan’dan da aynı görüş nakledilmiştir. Ebû Recâ yoluyla Hasan’dan da: “Rabbimizin zenginliği” rivayet edilmiştir. Hasan ve İkrime’den gelen bir rivayette ise bunlardan biri: “Onun zenginliği”, diğeri: “Onun azameti” demiştir.

Bir başka görüşe göre burada büyükbaba anlamındaki “ced” kastedilmiştir. Bu görüş sahipleri bunun cahil cinlerin sözlerinden biri olduğunu söylemişlerdir. Ebû Ca‘fer şöyle demiştir: “Bu, cahil cinlerin sözlerinden bir sözdür.”

Başkaları ise bununla Allah’ın zikrinin kastedildiğini söylemişlerdir. Mücâhid: “Onun zikri” demiştir.

Bize göre doğruya en yakın görüş, bununla Rabbimizin azametinin, kudretinin ve otoritesinin yüceliğinin kastedildiğini söyleyenlerin görüşüdür. Çünkü Arap dilinde “ced” kelimesinin iki anlamı vardır. Birincisi, büyükbaba anlamındaki “ced”dir. Bu anlamın burada kastedilmesi mümkün değildir. Çünkü Allah’ın bu sıfatlarla nitelendirdiği bu cin topluluğu: “Biz ona iman ettik ve Rabbimize hiçbir kimseyi ortak koşmayacağız” demiştir. Allah’ın çocuğu, dedesi, baba tarafından veya anne tarafından bir atası olduğunu söyleyen kimsenin müşrik olduğunda şüphe yoktur. İkinci anlam ise pay, nasip ve talih anlamındaki “ced”dir. Araplar: “Falancanın bu işte ceddi vardır” derler; yani bu işte payı ve nasibi vardır. Farsçada buna “baht” denir. İnşallah bu cin topluluğunun: “Rabbimizin şanı yücedir” sözleriyle kastettikleri anlam budur. Onlar, Rabbimizin mülkten, otoriteden, kudretten ve azametten olan payının çok yüce olduğunu kastetmişlerdir. Bu sebeple O’nun ne bir eşi ne de bir çocuğu olabilir. Çünkü eş edinmek ancak şehvetin zorladığı zayıf ve aciz kimselere mahsustur. Çocuk sahibi olmak da insanı birleşmeye sevk eden bir arzunun sonucudur. Bu yüzden cin topluluğu: “Rabbimizin mülkü, otoritesi, kudreti ve azameti öylesine yücedir ki yaratılmışların zayıflığı gibi bir zayıflıkla nitelenemez; onları eş edinmeye veya çocuk sahibi olmaya sevk eden ihtiyaçlardan uzaktır” demişlerdir. Bunun doğruluğunu Allah’ın onların şu sözünü nakletmesi göstermektedir: “Şüphesiz Rabbimizin şanı yücedir. O ne bir eş edinmiştir ne de bir çocuk.”

“O ne bir eş edinmiştir.” Yani bir zevce.

“Ne de bir çocuk.”

Kıraat âlimleri “Şüphesiz Rabbimizin şanı yücedir” ifadesinin okunışı hakkında ihtilaf etmişlerdir. Ebû Ca‘fer ve diğer altı yerde fetha ile okumuştur. Bunlar arasında şu ifadeler de vardır: “Şüphesiz cinlerden bir topluluk dinledi”, “Mescitler Allah’ındır”, “Bizim beyinsizimiz söylüyordu”, “İnsanlardan birtakım adamlar vardı”, “Allah’ın kulu kalktığında” ve “Eğer onlar yol üzerinde dosdoğru gitmiş olsalardı.” Nâfi‘ ise bunların çoğunu kesre ile, yalnız üç yeri fetha ile okumuştur: “De ki: Bana vahyedildi ki cinlerden bir topluluk dinledi”, “Eğer onlar yol üzerinde dosdoğru gitmiş olsalardı” ve “Mescitler Allah’ındır.” Kûfe kıraat âlimleri, Âsım hariç, Necm Suresi’nin sonu ile Cin Suresi’nin başındaki ifadelerin çoğunu fetha ile okumuşlardır. Ancak “Biz hayranlık verici bir Kur’an dinledik” ve “Ben ancak Rabbime dua ederim” ifadelerinden itibaren kesre ile okumuşlardır. Âsım ise bunların tamamını kesre ile okuyup yalnız “Mescitler Allah’ındır” ifadesini fetha ile okumuştur. Ebû Amr da tamamını kesre ile okuyup “Eğer onlar yol üzerinde dosdoğru gitmiş olsalardı” ifadesini ve sonrasını fetha ile okumuştur. Fetha ile okuyanlar bütün bu ifadeleri “Biz ona iman ettik” sözüne bağlamış ve “bunların hepsine iman ettik” anlamını kastetmişlerdir. Ferrâ da bunu açıklamış, Arap dilinden örnekler vermiş ve bu okuyuşun dil bakımından mümkün olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak müellif, vahiy olan yerlerde fetha ile, cinlerin sözü olan yerlerde ise kesre ile okumanın Arap dili bakımından daha açık ve anlam bakımından daha güçlü olduğunu tercih etmiş, bununla birlikte diğer kıraatlerin de sahih ve kabul edilebilir olduğunu belirtmiştir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/cin-2/,https://kutsalayet.de/cin-4/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız