Firavun ve Semûd.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fir’avne (Firavun’un) ve (ve) semud (Semûd’un)
Mukatil Tefsiri
Sen Firavun kavmine Allah’ın ne yaptığını biliyorsun. Onlar Musa’yı ve İsrailoğullarını takip etmek üzere yola çıktılar. Sayıları bir milyon beş yüz bin idi. Allah onları ecelleriyle birlikte denize sürdü ve hepsini boğdu. Onlar hakkında bana kim karşı çıkabilir?
Semûd ise Salih’in kavmidir. Deveyi kestiler ve Salih’i yalanladılar. Sonra yurtlarında üç gün daha yaşadılar. Ardından azap geldi. Cumartesi sabahı güneş doğarken azap onları yakaladı.
“Rableri günahları yüzünden onların üzerine helâk edici azabı indirdi.” (Şems 14)
Bu helâki gerçekleştiren Cebrâil idi. Bir çığlık attı ve evleri üzerlerine çöktü. Evleri kabirlerinin üzerine dümdüz oldu. Çünkü helâkin kesinleştiğini anlayınca evlerinde kabirler kazmışlar, mür ve sabır ile tahnit olmuşlardı. Böylece evleri kabirlerinin üzerine dümdüz oldu.
İşte:
“O bunun sonucundan korkmaz.” (Şems 15)
ayetinin anlamı budur.
Ey Mekke halkı! Siz de sakının. Çünkü ben yüce ve gerçek olanım; benim üstümde hiçbir kimse yoktur.
Taberi Tefsiri
Burada kastedilen, Firavun ve onun kavmi ile Semûd kavmidir. Firavun’un adı zikredilmekle yetinilmiş, orduları ve ona tâbi olanlar ayrıca anılmamıştır. Çünkü o, ordusunun başı ve önderiydi.
Sözün anlamı şöyledir: Firavun ve kavminin, ayrıca Semûd’un haberi sana geldi mi?
“Firavun” kelimesi, “ordular” kelimesinin açıklaması ve tercümesi olarak getirilmiştir. Arapça’da bu kullanım sebebiyle i‘rab bakımından farklı değerlendirilmiştir. Semûd ise özel isim olması sebebiyle çekime girmemektedir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…