İsmâil b. Abdullah bize rivayet etti; dedi ki: Mâlik bana, Ömer b. Ubeydullah’ın azatlısı Ebü’n-Nadr’den; Ubeyd’den (yani İbn Huneyn’den); Ebû Saîd el-Hudrî’den rivayet etti:
Allah’ın elçisi minbere oturdu ve şöyle dedi:
“Allah bir kulunu, dilerse ona dünyanın süsünden (nimetlerinden) dilediğini vermek ile kendi katında olanı seçmek arasında serbest bıraktı; o da Allah’ın katında olanı seçti.”
Bunun üzerine Ebû Bekir ağladı ve şöyle dedi:
“Analarımızı babalarımızı senin uğrunda feda ederiz!”
Biz onun bu hâline şaşırdık. İnsanlar da şöyle dediler:
“Şu yaşlıya bakın! Allah’ın elçisi, Allah’ın bir kulunu dünyanın süsünden dilediğini vermek ile Allah’ın katında olanı seçmek arasında serbest bıraktığını haber veriyor; o ise ‘Analarımızı babalarımızı senin uğrunda feda ederiz!’ diyor.”
Meğer seçilen kul, Allah’ın elçisinin kendisiymiş; Ebû Bekir de bunu en iyi bilenimizmiş. Sonra Allah’ın elçisi şöyle dedi:
“Arkadaşlığı ve malı hususunda bana insanların en çok iyilik yapanı Ebû Bekir’dir. Ümmetimden kendime bir dost edinecek olsaydım, Ebû Bekir’i dost edinirdim; fakat İslam kardeşliği (vardır). Mescidde Ebû Bekir’in kapısı dışında hiçbir kapı açık kalmayacaktır.”