Mescidde oturması halinde kendi nefsi açısından bir musibete maruz kalacak olursa ya da malı çalınacak veya yanacak olursa, bu durumda itikafı terk edip dışarıya çıkabilir. Çünkü bu, cuma ve cemaat namazları gibi şeriatın aslen vacip saydığı bir emrin terk edilmesini mübah kılacak konulardan addedilir. Evla olan, bu gerekçeyle kendi nefsine vacip kıldığı o şeyi terk etmesinin mübah olduğudur.
Aynı şekilde bulunduğu yerde bir hastalık varsa yahut da orada kalması durumunda şiddetli bir sıkıntıya maruz kalacak olursa, o zaman oradan çıkabilir. Baş ağrısı ve diş ağrısı gibi hafif bir ağrı olursa şayet çıkması doğru değildir; çıkacak olursa, itikafı bozulur.
Şayet savaşmak herkese farz-ı ayn bir konuma gelecek olur ya da düşman (İslam topraklarına kadar) gelmiş ve taşkınlık çıkarmasından korkulacak olursa, itikafta olanların da katılmasına ihtiyaç duyulması halinde, itikaftakilerin dışarı çıkması gerekli olur. Çünkü durum artık farz-ı ayn konumuna gelmiş demektir. Dolayısıyla da cuma namazında olduğu gibi dışarı çıkması gereklidir.
Dışarı çıkar, sonra özür kaybolacak olursa bakarız: Şayet bu itikaf nafile ise o kişi muhayyerdir. Şayet vacip ise itikafına geri döner ve itikafından geçenlerin üzerine onu bina eder. Bir de adak üç durumdan hali değildir:
Peşpeşe ve belirli günlerde olmaksızın itikaf yapmayı adamak. Bunun kazasını yapmak gerekli değildir, belki de geride kalanları tamamlayabilir. Ancak ilk olarak çıktığı o günden olmak üzere o günün itikafına başlar. Kefaret ödemesi de yoktur. Çünkü bir yönüyle itikafta kalmaya adakta bulunmuştur ki, sanki dışarıya hiç çıkmamış kimse gibi, bir kefaret ödemesi gerekli değildir.
Ramazan ayı gibi belirli günlerde itikaf yapmayı adamak. Terk edilmesi sebebiyle kaza ve vaktinde adanmış bir şeyin terk edilmesi nedeniyle bir de yemin kefareti vermesi gerekir. Bunun yanında kefaret ödenmeyeceği de muhtemeldir.
Peşpeşe günlerde itikaf yapmayı adamak. Böyle bir itikaf adağında, buna bina etmesi, kaza etmesi ya da kefaret ödemesinde muhayyerdir. Bir de baştan başlaması durumunda, kefaret vermeksizin bunu icra etmesinde de muhayyerdir. Çünkü o adanmış olan şeyi bu şekilde yerine getirmiş demektir; dolayısıyla da kefaret ödemesi gerekli değildir.