Bir kimse bir evi sattığında, iç avluyu satmamış sayılır, her ne kadar o odaya açılan bir kapı olsa bile. İçteki odayı da satmamıştır, çatı katını da satmamıştır, eğer on karış yüksekliğinde bir korkuluğu yoksa. Rabbi Yehuda şöyle der: Eğer bir kapı şekli varsa, on karış yüksekliğinde olmasa bile satılmış sayılmaz.
Kuyu ve havuzu da satmamıştır, derinlik ve yükseklik yazılmış olsa bile. Rabbi Akiva şöyle der: Satıcı kendisi için bir yol satın almak zorundadır. Bilginler ise onun bir yol satın almak zorunda olmadığını söyler. Ancak Rabbi Akiva, açıkça “şunlar hariç” demişse, o zaman yol satın almak zorunda olmadığını kabul eder. Satıcı bunları başkasına sattıysa, Rabbi Akiva, artık yol satın almak zorunda olmadığını söyler. Bilginler ise yol satın almak zorunda olduğunu savunur.
Evini satan kişi, kapıyı satmış sayılır fakat anahtarı satmamıştır. Sabit havanı satmış sayılır ama taşınabilir olanı değil. Tahıl silosunu satmış sayılır ama zeytin presini, ocakları veya fırını satmamıştır. Eğer açıkça “bu ve içindeki her şey” demişse, hepsi satılmış sayılır.
Avluyu satan kişi evleri, kuyuları, havuzları ve mağaraları satmış sayılır ama taşınabilir malları satmış sayılmaz. Eğer “bu ve içindekiler” diye belirtmişse, hepsi satılmış sayılır. Her hâlükârda, avluda bulunan hamam ya da zeytin sıkma evi satılmış sayılmaz. Rabbi Eliezer şöyle der: Avlusunu satan, yalnızca onun içindeki hava alanını satmıştır.
Zeytin pres evini satan kişi, ezme taşını, olukları ve yeni taşları satmış sayılır ama tortulu olan taşları, dönen çarkı veya büyük kirişi satmamıştır. “Bu ve içindekiler” diye belirtmişse, hepsi satılmış sayılır. Rabbi Eliezer şöyle der: Zeytin pres evini satan kişi, kirişi de satmış sayılır.
Hamamı satan kişi, tahtaları, oturakları ve perdeleri satmamıştır. “Bu ve içindekiler” diye belirtmişse, hepsi satılmış sayılır. Her durumda, su depoları ve odun ambarları satılmış sayılmaz.
Bir şehri satan kişi evleri, kuyuları, havuzları, mağaraları, hamamları, güvercinlikleri, zeytin pres evlerini ve sulama evlerini satmış sayılır ama taşınabilir malları satmamıştır. Eğer “bu ve içindekiler” diye belirtmişse, hatta içinde hayvanlar ve köleler bile varsa, hepsi satılmış sayılır. Rabban Şimon ben Gamliel şöyle der: Şehri satan kişi, sinagogu da satmış sayılır.
Tarlayı satan kişi, onun için gerekli olan taşları, bağdaki kazıkları, yere bağlı olan ekinleri, çitin küçük parçasını, çamursuz bir kulübeyi, aşılanmamış bir keçiboynuzu ağacını ve kesilmemiş bir incir ağacını da satmış sayılır.
Ama tarla için gerekli olmayan taşları, bağdaki kullanılmayan kazıkları, yerden sökülmüş ekinleri satmamıştır. “Bu ve içindekiler” demişse, hepsi satılmış sayılır. Her durumda büyük bir çit parçası, çamurla sıvanmış bir kulübe, aşılanmış keçiboynuzu ve budanmış incir ağacı satılmamıştır. Kuyu, şarap presi veya güvercinlik de ister yıkık ister ayakta olsun satılmış sayılmaz. Rabbi Akiva’ya göre, satıcı bir yol satın almak zorundadır. Bilginler ise böyle bir zorunluluk olmadığını söyler. Rabbi Akiva, “şunlar hariç” demişse, yol satın almak zorunda olmadığını kabul eder. Eğer başkasına satılmışsa, Rabbi Akiva, yol satın alınması gerekmediğini söylerken bilginler satın alınması gerektiğini savunur.
Bu hükümler satış durumları içindir. Ama bir kimse hediye verirse, hepsini vermiş olur. Kardeşler bir tarlayı paylaşmışlarsa, her şeye ortak olmuş sayılırlar. Kim bir yabancının malına sahip çıkarsa, yalnızca tarlaya değil, her şeye sahip çıkmış sayılır. Kim bir tarlayı adarsa, her şeyi adamış olur. Rabbi Şimon şöyle der: Kim bir tarlayı adarsa, sadece aşılanmış keçiboynuz ağacını ve budanmış incir ağacını adamış olur.