Ortaklar, avluda bir bölme duvarı yapmak isterlerse, duvarı ortasına inşa ederler. Nerede ki uygulama taş, düzgün yontma taş, kalas veya tuğla ile duvar yapma şeklindeyse, onlar da bu şekilde yaparlar. Her şey bölgedeki yerel teamüle göre olur. Büyük taşlarla (gavvil) yapılırsa, her biri üçer tefah verir. Yontma taşla yapılırsa, her biri iki buçuk tefah verir. Kalasla yapılırsa, her biri ikişer tefah verir. Tuğla ile yapılırsa, her biri bir buçuk tefah verir. Bu nedenle duvar yıkılırsa, hem yer hem taşlar ikisine aittir.
Aynı şekilde, bir bahçede teamül duvar yapmaksa, kişi buna zorlanır. Ancak ova arazide (bik’a) duvar yapılmazsa, zorlanmaz. Fakat kişi isterse kendi alanına çekilerek yapar ve dışa doğru yüzünü kaplar. Bu nedenle duvar yıkılırsa, yer ve taşlar ona aittir. Eğer ikisinin bilgisi dahilinde yapıldıysa, duvarı ortalarına yaparlar ve her iki yandan dış yüz kaplaması yapılır. Bu durumda duvar yıkıldığında, yer ve taşlar ikisine aittir.
Bir kişi, komşusunun üç tarafından alanını çevirirse ve ilk, ikinci ve üçüncü kenarları çitle çevirirse, komşusu zorlanmaz. Rabbi Yosi şöyle der: Eğer dördüncü kenarı da çevirmişse, tüm masraf ona yüklenir.
Avlu duvarı yıkılmışsa, kişi dört arşına kadar onarmak zorundadır. Dört arşın verdiği varsayılır, aksi ispat edilene kadar. Dört arşından fazlası için ise zorlanmaz. Eğer ona dayalı başka bir duvar varsa, tavan yapılmamış olsa dahi, tüm duvar bedeli üzerine yüklenir. Aksi ispat edilene kadar, vermediği kabul edilir.
Kişi, avluya kapı ve kapı aralığı (kemer) yapmak zorunda bırakılabilir. Rabban Şimon ben Gamliel şöyle der: Tüm avlular böyle yapmaya uygun değildir. Aynı şekilde kişi şehir için sur, kapılar ve kilit yapmaya da zorlanabilir. Rabban Şimon ben Gamliel şöyle der: Tüm şehirler sura uygun değildir. Bir kişi şehirde ne kadar kalırsa şehir halkı sayılır? On iki ay. Ama orada bir konut almışsa, hemen şehir halkı gibi sayılır.
Bir avlu bölünmez, ta ki her bir kişiye dört arşın düşene kadar. Tarla ise, her birine dokuz kab düşene kadar bölünmez. Rabbi Yehuda şöyle der: Dokuz yarım kab olmalıdır. Bahçe ise, her birine yarım kab düşene kadar bölünmez. Rabbi Akiva şöyle der: Bir çeyrek seah kadar olmalıdır.
Salon, antre, güvercinlik, örtü, hamam ya da yağ evi bölünmez, ta ki her biri için yeterli alan kalana kadar. Genel kural şudur: Eğer bir alan bölünebilir ve adı aynı kalırsa, bölünür. Aksi takdirde bölünmez. Bu sadece taraflardan biri istemediği zamandır. Ancak ikisi de istiyorsa, daha az ölçüde olsa bile bölünebilir. Ama Kutsal Yazılar söz konusuysa, ikisi de istese dahi bölünmez.