"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Araf 7

Onlara mutlaka bir bilgi üzere anlatacağız; biz onlardan habersiz değildik.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe lenekussanne aleyhim bi ilmin (onlara bilgi ile mutlaka anlatacağız) ve ma kunna gaibin (ve biz gaip değildik)

Mukatil Tefsiri
Elbette onlara amellerini bir bilgi üzere anlatacağız; biz onların amellerinden, yani dünyada onlardan habersiz değildik.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Elçilere ve kendilerine elçi gönderdiklerimize, dünyada kendilerine emrettiğim ve kendilerini yasakladığım hususlarda yaptıklarını kesin bir bilgiyle mutlaka haber vereceğiz; biz onlardan ve yapmakta oldukları fiillerinden habersiz değildik. Eğer biri: Allah, onların amellerini ve fiillerini bir bilgi üzere kendilerine anlatacağını haber verdiği hâlde elçilere ve kendilerine elçi gönderilenlere nasıl soru sorar? derse şöyle denilir: Yüce Allah’ın onlara sorması, doğruyu öğrenmek için sorulan bir soru veya kendisinin bilmediği bir şeyi onlardan öğrenmek için sorulan bir soru değildir; aksine bu, anlamı haber verme olan bir kınama ve ikrar ettirme sorusudur. Nitekim bir adam başka bir adama: Ben sana iyilik etmedim mi de sen bana kötülük ettin? Seninle bağımı sürdürmedim mi de sen bağını kestin? der. Allah’ın kendilerine elçi gönderilenlere soru sorması da böyledir; onlara: Elçilerim size apaçık delillerle gelmediler mi? Bana küfredip benden başkasına ibadet edenleri bugün vereceğim azabım ve cezamla uyarmaları için size uyarıcılar göndermedim mi? der. Nitekim şanı yüce olan Allah, o gün onlara şöyle diyeceğini haber vermiştir: Ey Âdemoğulları! Size, şeytana ibadet etmeyin, çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır; bana ibadet edin, dosdoğru yol budur, diye ahit vermedim mi? (Yâsîn 60-61). Bunun gibi zahiri soru şeklinde olan, fakat anlamı haber verme ve anlatma olan sözler de vardır; bununla birlikte bunlar kınama ve ikrar ettirme mahiyetindedir. Elçilere yöneltilen ve anlatma ile haber verme mahiyetinde olan soruya gelince, müşrik ümmetlere kıyamet günü soru sorulup kendilerine: İçinizden size Rabbinizin ayetlerini okuyan elçiler gelmedi mi? (Zümer 71) denildiğinde onların birçoğu bunu inkâr ederek: Bize ne bir müjdeleyici ne de bir uyarıcı geldi, derler. Bunun üzerine elçilere: Kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tebliğ ettiniz mi? yahut: Kendisiyle gönderildiğiniz şeyi bunlara tebliğ etmediniz mi? denilir; Allah’ın Elçisinden gelen haberde bildirildiği gibi. Şanı yüce olan Allah, Peygamberimiz Muhammed’in ümmetine de şöyle buyurmuştur: İşte böylece sizi orta bir ümmet yaptık ki insanlara şahitler olasınız ve Elçi de size şahit olsun (Bakara 143). Bütün bunlar Allah’ın elçilere, kendilerine gönderildikleri ümmetler aleyhine onları şahit tutmak amacıyla sorması; kendilerine elçi gönderilenlere ise ikrar ettirme ve kınama amacıyla sormasıdır ve bunların tamamı anlatma ve haber verme anlamındadır. Allah’ın kullarına soru sorması hususunda kendisinden nefyedilen soru ise, soruyu soranın bilmediği, kendisine soru sorulanın ise bildiği bir hususta doğruyu öğrenmek ve kesin bilgi edinmek amacıyla sorulan, böylece soruyu soranın kendisine soru sorulandan o şeyin bilgisini öğrenmesini sağlayan sorudur. Allah’ın böyle bir şeyle nitelenmesi câiz değildir; çünkü O, şeyleri var olmalarından önce, var oldukları sırada ve var olduktan sonra bilendir. Şanı yüce olan Allah’ın kendisinden nefyettiği soru da budur; Nitekim şöyle buyurmuştur: O gün ne insana ne de cine günahı sorulur (Rahmân 39) ve Suçlulara günahları sorulmaz (Kasas 78). Yani onların hiçbirine kesin bilgi edinmek amacıyla, kendisine soru sorulan kimseden bunun bilgisini öğrenmek için soru sorulmaz; çünkü Allah bütün bunları ve bunların dışındaki her şeyi bilendir. Bunun anlamı hakkında rivayet edilen haberi başka bir yerde daha önce zikrettik ve burada tekrar etmeyi uygun görmedik. İbn Abbâs’tan, Onlara mutlaka bir bilgi üzere anlatacağız sözünün anlamı hakkında, amel kitaplarının onların amellerini kendilerine karşı dile getireceğini söylediği rivayet edilmiştir. Bu görüş haktan uzak değildir; ancak Allah’ın Elçisinden sahih olarak gelen haberde şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Sizden hiçbir kimse yoktur ki kıyamet günü Rabbi onunla konuşmasın; onunla Rabbi arasında hiçbir tercüman bulunmayacaktır. Rabbi ona: Şu şeyi yaptığın günü ve şu şeyi yaptığın günü hatırlıyor musun? diyecek ve dünyada yaptıklarını kendisine hatırlatıncaya kadar böyle devam edecektir. Allah’ın Elçisinin haberine teslim olmak, başkasının sözüne teslim olmaktan daha evlâdır.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/araf-6/,https://kutsalayet.de/araf-8/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız