Cennet halkı ateş halkına seslenir: Rabbimizin bize vaat ettiğini gerçek olarak bulduk; siz de Rabbinizin size vaat ettiğini gerçek olarak buldunuz mu? Onlar: Evet, derler. Bunun üzerine aralarında bir seslenici: Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun, diye seslenir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve nada ashabul cenneti ashaben nar (cennet halkı ateş halkına seslenir) en kad vecedna ma veadena rabbuna hakka (Rabbimizin bize vaat ettiğini gerçek bulduk) fe hel vecedtum ma veade rabbukum hakka (siz de Rabbinizin vaat ettiğini gerçek buldunuz mu) kalu naam (evet derler) fe ezzene muezzinun beynehum (arada bir seslenen seslenir) en lanetullahi alez zalimin (Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir)
Mukatil Tefsiri
Cennet ehli ateş ehline: Rabbimizin dünyada bize vadettiği hayır ve sevabı gerçek olarak bulduk; siz de Rabbinizin dünyada size vadettiği azabı gerçek olarak buldunuz mu? diye seslenirler. Onlar: Evet, derler. Bunun üzerine aralarında bir seslenici, yani Mâlik: Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun, diye seslenir; yani Allah’ın azabı müşriklerin üzerine olsun.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Cennet halkı cennete girdikten sonra ateş halkına seslenerek: Ey ateş halkı! Rabbimizin dünyada elçilerinin diliyle, kendisine ve elçilerine iman edip O’na itaat edenlere vaat ettiği sevapla ilgili olarak bize vaat ettiğini gerçek olarak bulduk; siz de Rabbinizin elçilerinin diliyle, kendisini inkâr eden ve O’na karşı gelenlere vaat ettiği azabı gerçek olarak buldunuz mu? derler. Ateş halkı da onlara: Evet, Rabbimizin vaat ettiğini gerçek olarak bulduk, diye cevap verir. Nitekim bana Muhammed b. Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Bize Ahmed b. Mufaddal rivayet etti, dedi ki: Bize Esbât, Süddî’den Cennet halkı ateş halkına seslenir: Rabbimizin bize vaat ettiğini gerçek olarak bulduk; siz de Rabbinizin size vaat ettiğini gerçek olarak buldunuz mu? Onlar: Evet, derler sözü hakkında rivayet etti. Süddî şöyle dedi: Cennet halkı kendilerine vaat edilen sevabı, ateş halkı da kendilerine vaat edilen azabı bulmuştur. Bana Muhammed b. Sa‘d rivayet etti, dedi ki: Bana babam rivayet etti, dedi ki: Bana amcam rivayet etti, dedi ki: Bana babam, kendi babasından, o da İbn Abbas’tan Cennet halkı ateş halkına seslenir: Rabbimizin bize vaat ettiğini gerçek olarak bulduk; siz de Rabbinizin size vaat ettiğini gerçek olarak buldunuz mu? sözü hakkında rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi: Allah cennet halkına, insanların bildiği veya bilmediği her türlü nimet, ikram ve hayrı vaat etmiş; ateş halkına da insanların bildiği veya bilmediği her türlü rezillik ve azabı vaat etmiştir. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur: Ve buna benzer daha başka çiftler vardır (Sâd 58). Bunun üzerine cennet halkı ateş halkına: Rabbimizin bize vaat ettiğini gerçek olarak bulduk; siz de Rabbinizin size vaat ettiğini gerçek olarak buldunuz mu? diye seslenir. Onlar: Evet, derler; yani rezillik, aşağılanma ve azaptan vaat edilen şeyi bulduklarını söylerler. Cennet halkı da: Biz de Rabbimizin bize vaat ettiği nimet ve ikramı gerçek olarak bulduk, derler.
Bunun üzerine aralarında bir seslenici: Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun, diye seslenir. Kıraat âlimleri Onlar: Evet, derler ifadesindeki evet kelimesinin okunuşunda ihtilaf etmiştir. Medine, Kûfe ve Basra kıraat âlimlerinin geneli bunu ayn harfini üstün okuyarak naam şeklinde okumuştur. Kûfelilerden bazılarının ise ayn harfini esreli okuyarak naim şeklinde okuduğu rivayet edilmiştir. Buna Beni Kelb’den şu beyit delil getirilmiştir: Ondan kesin bir şekilde naim sözü geldiğinde bu evettir; ondan ne belki gelir ne de muhtemeldir sözü. Ebû Cafer dedi ki: Bana göre doğru kıraat ayn harfini üstün okuyarak naam şeklindedir; çünkü şehirlerin kıraat âlimleri arasında yaygın olan kıraat budur ve Arapların meşhur dili de böyledir. Aralarında bir seslenici seslenir sözüyle, aralarında bir çağıranın çağırdığı ve bir bildiricinin bildirdiği kastedilmektedir. Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun sözü ise Allah’ın gazabının, öfkesinin ve cezasının kendisini inkâr edenlerin üzerine olması demektir. Daha önce, doğrudan nakledilen söz olmamakla birlikte nakle benzeyen sözlerle birlikte gelen en edatının Araplar tarafından bazen şeddeli okunup fiilin onun üzerinde amel ettirildiğini, bazen de hafifletilip yine fiilin onun üzerinde amel ettirildiğini ve kendisinden sonra gelen isim üzerindeki amelinin kaldırıldığını açıklamıştık; burada tekrar etmeye gerek yoktur. Durum böyle olduğuna göre en edatının şeddeli veya hafif okunması arasında anlam bakımından fark yoktur; okuyucu hangisiyle okursa okusun sözün anlamı birdir ve ikisi de şehirlerin kıraatinde meşhur iki kıraattir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…