Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve iza kuriel kuranu (Kur’an okunduğunda) festemiu lehu (onu dinleyin) ve ensitu (ve susun) leallekum turhamun (umulur ki merhamet edilirsiniz)
Mukatil Tefsiri
Kur’an okunduğunda onu dinlemenin ve susmanın emredildiği, bunun rahmete vesile olacağı bildirilmiştir.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah, kendisine iman eden ve kitabını tasdik eden, Kur’an’ın kendileri için hidayet ve rahmet olduğu müminlere şöyle buyurmaktadır: Ey müminler, size Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin. Yani ayetlerini anlayabilmeniz, öğütlerinden ibret alabilmeniz için kulak verin; onu kavrayıp üzerinde düşünebilmeniz için susun ve dinleyin. Kur’an okunurken boş sözlerle meşgul olmayın ki onu anlayabilesiniz. “Umulur ki size merhamet edilir” sözüyle de, Rabbinizin Kur’an’ın öğütleriyle öğüt almanız, ibretlerinden ders çıkarmanız ve Rabbinizin onda size açıkladığı farzları uygulamanız sebebiyle size merhamet etmesi kastedilmektedir.
Daha sonra tefsir ehli, Allah’ın Kur’an okunduğunda dinlemeyi ve susmayı emrettiği durumun hangisi olduğu konusunda ihtilaf etmiştir. Bazıları bunun, namaz kılan kimsenin kendisine uyduğu imamın arkasında bulunduğu ve imamın kıraatini işittiği durum olduğunu söylemiştir. Onlara göre imamın arkasındaki kimsenin onun kıraatini dinlemesi gerekir ve bu ayet bunun hakkında inmiştir.
Bu görüşü söyleyenlerin rivayetleri şöyledir:
Ebû Küreyb bize anlattı; dedi ki: Ebû Bekir b. Ayyâş bize Âsım’dan, o Müseyyeb b. Râfi‘den nakletti. Müseyyeb şöyle dedi: Abdullah şöyle derdi: Namazda birbirimize selam verirdik; “Falancaya selam, falancaya selam” derdik. Bunun üzerine Kur’an’da, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” (A‘râf 204) ayeti geldi.
Ebû Küreyb bize anlattı; dedi ki: Hafs b. Gıyâs bize İbrahim el-Hecrî’den, o Ebû Iyâz’dan, o da Ebû Hüreyre’den nakletti. Ebû Hüreyre şöyle dedi: İnsanlar namazda konuşuyorlardı. Bu ayet ve diğer ayet inince kendilerine susmaları emredildi.
Ebû Sâib bana anlattı; dedi ki: Hafs bize Eş‘as’tan, o Zührî’den nakletti. Zührî şöyle dedi: Bu ayet, Allah’ın Elçisi ne zaman bir şey okusa onunla birlikte aynı şeyi okuyan Ensar’dan bir genç hakkında indi. Bunun üzerine, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” (A‘râf 204) ayeti indirildi.
Ebû Küreyb bize anlattı; dedi ki: Muhâribî bize Dâvûd b. Ebî Hind’den, o Beşîr b. Câbir’den nakletti. Beşîr şöyle dedi: İbn Mes‘ûd namaz kıldı ve bazı kimselerin imamla birlikte okuduklarını işitti. Namazdan ayrılınca şöyle dedi: Artık anlayacağınız zaman gelmedi mi? Artık aklınızı kullanacağınız zaman gelmedi mi? Allah’ın size emrettiği gibi, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun.” (A‘râf 204)
Humeyd b. Mes‘ade bize anlattı; dedi ki: Bişr b. Mufaddal bize Cerîrî’den, o Talha b. Ubeydullah b. Kürîz’den nakletti. Talha şöyle dedi: Ubeyd b. Umeyr ile Atâ b. Ebî Rebâh’ın, kıssa anlatan kişi anlatırken kendi aralarında konuştuklarını gördüm. Onlara, “Öğüdü dinleyip vaat edilen sevabı kazanmak istemiyor musunuz?” dedim. Bana baktılar, sonra konuşmaya devam ettiler. Bunu tekrar söyledim; yine bana baktılar ve konuşmaya devam ettiler. Üçüncü kez söyleyince bana baktılar ve, “Bu yalnızca namaz hakkındadır: ‘Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun.’” dediler.
Abbâs b. Velîd bana anlattı; dedi ki: Babam bana haber verdi; dedi ki: Evzâî’yi şöyle derken işittim: Abdullah b. Âmir bize anlattı; dedi ki: Zeyd b. Eslem bana babasından, o da Ebû Hüreyre’den bu ayet hakkında nakletti. Ebû Hüreyre şöyle dedi: Bu ayet, Allah’ın Elçisi’nin arkasında namaz kılarken seslerini yükseltenler hakkında indirildi.
İbn Beşşâr bize anlattı; dedi ki: Abdurrahman bize anlattı; dedi ki: Süfyân bize Ebû Hâşim İsmail b. Kesîr’den, o da Mücâhid’den “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” sözü hakkında nakletti. Mücâhid, “Namazda” dedi.
İbn Müsennâ bize anlattı; dedi ki: Abdurrahman b. Mehdî bize bir adamdan, o Katâde’den, o da Saîd b. Müseyyeb’den, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” ayeti hakkında nakletti. O da, “Namazda” dedi.
Ebû Küreyb bize anlattı; dedi ki: İbn İdrîs bize Leys’ten, o da Mücâhid’den nakletti. Mücâhid, “Namazda” dedi.
İbn Müsennâ bize anlattı; dedi ki: Muhammed b. Ca‘fer bize anlattı; dedi ki: Şu‘be bize anlattı; dedi ki: Humeyd el-A‘rec’i şöyle derken işittim: Mücâhid’i, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” ayeti hakkında, “Namazda” derken işittim.
Yine İbn Müsennâ bana anlattı; dedi ki: Abdüssamed bana anlattı; dedi ki: Şu‘be bize Humeyd’den, o da Mücâhid’den bunun benzerini nakletti.
İbn Vekî‘ bize anlattı; dedi ki: Cerîr ve İbn İdrîs bize Leys’ten, o da Mücâhid’den nakletti. Mücâhid şöyle dedi: “Farz namazda.”
Yine İbn Vekî‘ bize anlattı; dedi ki: Muhâribî bize Leys’ten, o Mücâhid’den; Haccâc, Kāsım b. Ebî Bezze’den, o Mücâhid’den; İbn Ebî Leylâ da Hakem’den, o da Saîd b. Cübeyr’den nakletti. Onlar, “Farz namazda” dediler.
Yine İbn Vekî‘ bize anlattı; dedi ki: Babam bize Süfyân’dan, o Ebû Hâşim’den, o da Mücâhid’den nakletti. O da, “Farz namazda” dedi.
Yine İbn Vekî‘ bize anlattı; dedi ki: Babam bize Süfyân’dan, o Leys’ten, o da Mücâhid’den bunun benzerini nakletti.
Yine İbn Vekî‘ bize anlattı; dedi ki: Muhâribî ve Ebû Hâlid bize Cüveybir’den, o da Dahhâk’tan nakletti. Dahhâk, “Farz namazda” dedi.
Yine İbn Vekî‘ bize anlattı; dedi ki: Cerîr ve İbn Fudayl bize Mugîre’den, o da İbrahim’den nakletti. İbrahim, “Farz namazda” dedi.
Bişr b. Muâz bize anlattı; dedi ki: Yezîd bize anlattı; dedi ki: Saîd bize Katâde’den, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” ayeti hakkında nakletti. Katâde şöyle dedi: Namaz ilk farz kılındığında insanlar namazlarında ihtiyaçları hakkında konuşuyorlardı. Bunun üzerine Allah, işittiğiniz şu ayeti indirdi: “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun.” (A‘râf 204)
Muhammed b. Abdüla‘lâ bize anlattı; dedi ki: Muhammed b. Sevr bize Ma‘mer’den, o Katâde’den nakletti. Katâde şöyle dedi: Bir adam onlar namazdayken gelir ve, “Kaç rekât kıldınız? Kaç rekât kaldı?” diye sorardı. Bunun üzerine Allah, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” (A‘râf 204) ayetini indirdi.
Bir başkası ise şöyle dedi: Cennet ve cehennemden söz edildiğini işittiklerinde namazda seslerini yükseltiyorlardı. Bunun üzerine Allah, “Kur’an okunduğu zaman…” ayetini indirdi.
İbn Vekî‘ bize anlattı; dedi ki: Ebû Hâlid ve Muhâribî bize Eş‘as’tan, o da Zührî’den nakletti. Zührî şöyle dedi: Peygamber okuyordu, bir adam da onunla birlikte okuyordu. Bunun üzerine, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” (A‘râf 204) ayeti indirildi.
Yine İbn Vekî‘ bize anlattı; dedi ki: Ebû Hâlid el-Ahmer bize Hecrî’den, o Ebû Iyâz’dan, o da Ebû Hüreyre’den nakletti. Ebû Hüreyre şöyle dedi: İnsanlar namazda konuşuyorlardı. “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” ayeti inince bunun namaz hakkında olduğu bildirildi.
Yine İbn Vekî‘ bize anlattı; dedi ki: Babam bize Hureys’ten, o da Âmir’den nakletti. Âmir, “Farz namazda” dedi.
Muhammed b. Hüseyin bana anlattı; dedi ki: Ahmed b. Mufaddal bize anlattı; dedi ki: Esbât bize Süddî’den, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” ayeti hakkında nakletti. Süddî şöyle dedi: “Namazda okunduğu zaman.”
Müsennâ bana anlattı; dedi ki: Ebû Sâlih bize anlattı; dedi ki: Muâviye bize Ali’den, o da İbn Abbâs’tan, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin” ayeti hakkında nakletti. İbn Abbâs şöyle dedi: “Yani farz namazda.”
Hasan b. Yahyâ bize anlattı; dedi ki: Abdürrezzâk bize haber verdi; dedi ki: Sevrî bize Ebû Hâşim’den, o da Mücâhid’den “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin” ayeti hakkında nakletti. Mücâhid şöyle dedi: “Bu namazdadır.”
Abdürrezzâk dedi ki: Sevrî bize Leys’ten, o da Mücâhid’den nakletti. Mücâhid, imam korku bildiren veya rahmet bildiren bir ayete geldiğinde arkasındakilerden birinin bir şey söylemesini hoş görmezdi. “Susmak gerekir” derdi.
Yine Sevrî bize Leys’ten, o Mücâhid’den nakletti. Mücâhid şöyle dedi: “Bir kimse namaz dışında Kur’an okurken konuşmakta sakınca yoktur.”
Yûnus bana anlattı; dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi; dedi ki: İbn Zeyd, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin” ayeti hakkında şöyle dedi: “Bu, imam namaza kalktığı zamandır; onu dinleyin ve susun.”
Müsennâ bana anlattı; dedi ki: Süveyd bize anlattı; dedi ki: İbn Mübârek bize Yûnus’tan, o da Zührî’den nakletti. Zührî şöyle dedi: İmamın sesli okuduğu namazlarda onun arkasında bulunan kişi Kur’an okumaz. İmamın kıraati onlara yeter; sesi kendilerine ulaşmasa bile böyledir. Fakat imamın sesli okumadığı namazlarda kendi içlerinden sessizce okurlar. İmamın sesli okuduğu yerde ise arkasındaki hiç kimsenin ne gizlice ne de açıktan onunla birlikte okuması doğru değildir. Allah şöyle buyurmuştur: “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” (A‘râf 204)
Müsennâ bana anlattı; dedi ki: Süveyd bize anlattı; dedi ki: İbn Mübârek bize İbn Lehîa’dan, o İbn Hübeyre’den, o da İbn Abbâs’tan nakletti. İbn Abbâs, “Rabbini içinden, yalvararak ve korkarak an.” (A‘râf 205) ayeti hakkında şöyle derdi: “Bu farz namaz hakkındadır. Bunun dışındaki kıssa anlatımı veya Kur’an okuma ise nafiledir.” Allah’ın Elçisi bir farz namazda Kur’an okudu, arkadaşları da onun arkasından okudular ve onun kıraatini karıştırdılar. Bunun üzerine, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin” (A‘râf 204) ayeti indirildi. Bu, farz namaz hakkındadır.
Başkaları ise bu ayetle, cuma hutbesinde Kur’an okunduğu zaman imamı susarak dinlemenin emredildiğini söylemiştir.
Bu görüşü söyleyenlerin rivayetleri şöyledir:
Temîm b. Müntasır bize anlattı; dedi ki: İshak el-Ezrak bize Şerîk’ten, o Saîd b. Mesrûk’tan, o da Mücâhid’den, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” ayeti hakkında nakletti. Mücâhid şöyle dedi: “Cuma günü imamı susarak dinlemektir.”
İbn Vekî‘ bize anlattı; dedi ki: Ebû Hâlid ve İbn Ebî Utbe bize Avvâm’dan, o da Mücâhid’den nakletti. Mücâhid, “Cuma hutbesinde” dedi.
Başkaları ise bunun hem namazda hem de hutbede susup dinlemek anlamına geldiğini söylemiştir.
Bu görüşü söyleyenlerin rivayetleri şöyledir:
İbn Müsennâ bana anlattı; dedi ki: Muhammed b. Ca‘fer bize anlattı; dedi ki: Şu‘be bize Mansûr’dan nakletti. Mansûr şöyle dedi: İbrahim b. Ebî Hamza’yı, Mücâhid’i “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” ayeti hakkında şöyle derken işittiğini anlatırken duydum: “Namazda ve cuma günü hutbede.”
İbn Humeyd bize anlattı; dedi ki: Hârûn bize Anbese’den, o Câbir’den, o da Atâ’dan nakletti. Atâ şöyle dedi: İki yerde susmak vaciptir: Bir kimse namaz kılarken Kur’an okuduğunda ve imam hutbe okuduğunda.
İbn Vekî‘ bize anlattı; dedi ki: Babam bize Süfyân’dan, o Câbir’den, o da Mücâhid’den nakletti. Mücâhid, “Kur’an okunduğu zaman susmak vaciptir” dedi ve şöyle devam etti: “İki yerde vaciptir: Namazda imam okurken ve cuma günü imam hutbe okurken.”
Kāsım bize anlattı; dedi ki: Hüseyin bize anlattı; dedi ki: Hüşeym, Hasan’ı şöyle derken işiten birinden bize haber verdi: “Farz namazda ve öğüt verildiği sırada.”
Hasan b. Yahyâ bize anlattı; dedi ki: Abdürrezzâk bize haber verdi; dedi ki: Sevrî bize Câbir’den, o da Mücâhid’den nakletti. Mücâhid şöyle dedi: “İki yerde susmak vaciptir: Namazda ve cuma günü.”
Müsennâ bana anlattı; dedi ki: Süveyd bize anlattı; dedi ki: İbn Mübârek bize Bakıyye b. Velîd’den nakletti. Bakıyye şöyle dedi: Sâbit b. Aclân’ı, Saîd b. Cübeyr’i “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” ayeti hakkında şöyle derken işittiğini anlatırken duydum: “Kurban Bayramı günü, Ramazan Bayramı günü, cuma günü ve imamın namazda sesli okuduğu yerlerde susmak gerekir.”
Müsennâ bana anlattı; dedi ki: Amr b. Hammâd bize anlattı; dedi ki: Hüşeym bize Rebî‘ b. Sabîh’ten, o da Hasan’dan nakletti. Hasan şöyle dedi: “Namazda ve öğüt sırasında.”
İbn Berkî bize anlattı; dedi ki: İbn Ebî Meryem bize anlattı; dedi ki: Yahyâ b. Eyyûb bana İbn Cüreyc’den, o Atâ b. Ebî Rebâh’tan nakletti. Atâ şöyle dedi: Cuma günü susmanın vacip olduğunu Yüce Allah’ın şu sözü gösterir: “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” (A‘râf 204) Namazda da hüküm aynıdır.
Ebû Cafer der ki: Bu görüşler içinde doğruya en yakın olanı, imam namazda Kur’an okuduğunda onun arkasında kendisine uyan ve kıraatini işiten kimselerin Kur’an’ı dinleyip susmakla emredildiğini ve bunun hutbede de geçerli olduğunu söyleyen görüştür. Bunu doğruya daha yakın görmemizin sebebi, Allah’ın Elçisi’nden sahih olarak, “İmam okuduğunda susun” sözünün rivayet edilmiş olmasıdır. Ayrıca cuma kendisine farz olan ve imamın hutbesini işiten kimsenin hutbeyi dinleyip susması gerektiği konusunda genel bir ittifak vardır ve Allah’ın Elçisi’nden bunu emreden rivayetler peş peşe gelmiştir.
Kur’an okuyan bir kimseyi dinleyip susmanın zorunlu olduğu başka bir zaman yoktur; bu zorunluluk yalnızca bu iki durumda söz konusudur. Bunlardan biri olan, kişinin kendisine uyduğu imamın arkasında bulunması durumu hakkında görüş ayrılığı olmakla birlikte, Allah’ın Elçisi’nden “İmam okuduğunda susun” sözü sahih olarak gelmiştir. Bu sebeple imamın arkasında ona uyan ve onun kıraatini işiten kimsenin, Kur’an ayetinin genel ve açık anlamı ile Allah’ın Elçisi’nden gelen rivayet gereğince, imamın kıraatini susarak dinlemesi vaciptir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…