Onları doğru yola çağırsanız işitmezler. Onların sana bakar gibi olduklarını görürsün; hâlbuki görmezler.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve in ted’uhum ilel huda la yesmeu (onları doğru yola çağırsanız işitmezler) ve terahum yenzurune ileyk (onları sana bakıyor sanırsın) ve hum la yubsırun (oysa görmezler)
Mukatil Tefsiri
Sonra Peygambere şöyle buyurdu: “Onları doğru yola çağırsan”; yani Mekke kâfirlerini, “doğru yolu işitmezler. Onları sana bakıyor görürsün, hâlbuki onlar doğru yolu görmezler.”
Taberi Tefsiri
Yüce Allah, Peygamberi Muhammed’e şöyle buyuruyor: Müşriklere de ki: Ey müşrikler, tanrılarınızı doğru yola, yani doğruluk ve düzgünlüğe çağırsanız, çağrınızı işitmezler.
“Onların sana bakar gibi olduklarını görürsün; hâlbuki görmezler” sözü ise Allah’ın Peygamberine hitabıdır. Yani: Ey Muhammed, onların tanrılarının sana yönelmiş, sana bakıyor gibi olduklarını görürsün; fakat onlar görmezler.
Bu sebeple ifade tekil hitapla gelmiştir. Eğer Peygambere müşriklere hitap etmesi emredilmiş olsaydı, “Onların size baktıklarını görürsünüz” denilirdi.
Bu konuda Süddî’den şu rivayet edilmiştir: Muhammed b. Hüseyin bana anlattı; Ahmed b. Mufaddal bize anlattı; Esbât, Süddî’den nakletti. Süddî, “Onları doğru yola çağırsanız işitmezler. Onların sana baktıklarını görürsün; hâlbuki görmezler” sözü hakkında, “Bunlar müşriklerdir” dedi.
Süddî’nin bu sözüyle “Bunlar müşriklerdir” derken, Allah’ın “Onları doğru yola çağırsanız işitmezler” sözünü kastetmiş olması mümkündür.
Mücâhid ise bu konuda şöyle demiştir: Müsenna bana anlattı; Ebû Huzeyfe bize anlattı; Şibl, İbn Ebî Necîh aracılığıyla Mücâhid’den nakletti. Mücâhid, “Onların sana baktıklarını görürsün; hâlbuki görmezler” sözü hakkında, “Onları çağırdığın doğru yolu görmezler” dedi.
Mücâhid, sözün anlamını, “Müşriklerin sana baktıklarını görürsün; fakat onlar görmezler” şeklinde anlamış görünmektedir. Bu da mümkün bir açıklamadır. Ancak sözün akışı tanrılar hakkında verilen haber bağlamında olduğundan, onların niteliğini anlatması daha uygundur.
Ebû Cafer der ki: Eğer biri, “Onların sana baktıklarını görürsün; hâlbuki görmezler” sözünün anlamı nedir? Bir şeyin başka bir şeye bakması fakat onu görmemesi mümkün müdür? diye sorarsa, şöyle denilir:
Araplar, bir şey başka bir şeyin karşısında bulunduğunda veya onun hizasında olduğunda, “O, şuna bakıyor” derler. “Falancanın evi benim evime bakıyor” denilir; bununla onun karşısında bulunduğu kastedilir.
Araplardan şu söz de nakledilmiştir: “Şu ve şu yere geldiğinde dağ sana bakarsa sağa veya sola dön.” Yani dağ karşına çıktığında ve senin hizanda bulunduğunda.
Ebû Ubeyd’den bana nakledildiğine göre Kisâî şöyle demiştir: “Duvar, onu görebileceğin kadar sana yakın olduğunda ‘duvar sana bakıyor’ denilir.”
Şair de şöyle demiştir:
Benî Temîm’in ülkesi,
yahut Benî Sabâh’ın ülkesi karşı karşıya geldiğinde.
Burada bitkilerin ve otların birbirinin karşısında bulunması ve hizalanması kastedilmektedir.
Buna göre sözün anlamı şöyledir: Ey Muhammed, putlara tapan bu müşriklerin tanrılarının senin karşında ve senin hizanda durduklarını görürsün; fakat onlar seni görmezler. Çünkü onların görecek gözleri yoktur.
“Onların sana baktıklarını görürsün” denilmiş, “Onları görürsün” şeklinde dişil çoğul kullanılmamıştır. Çünkü bu putlar insan suretinde biçimlendirilmiş şekillerdi.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…