"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ali İmran 69

Kitap ehlinden bir grup sizi saptırmayı istedi. Oysa onlar ancak kendilerini saptırırlar ve farkında değillerdir.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Veddet taifetun min ehli l-kitabi lev yudillunekum (kitap ehlinden bir grup sizi saptırmak ister) ve ma yudillune illa enfusehum (ama sadece kendilerini saptırırlar) ve ma yeş‘urun (farkında değiller)

Mukatil Tefsiri
“Kitap ehlinden bir topluluk sizi saptırmayı arzu etti”; yani sizi İslâm dininden döndürmek istediler. “Oysa onlar yalnızca kendilerini saptırırlar”; yani yalnızca kendilerini dinden döndürürler. “Fakat farkında olmazlar”; yani aslında kendi nefislerini helâke sürüklediklerini anlamazlar.

Bu ayet Ammâr b. Yâsir ile Huzeyfe b. Yemân hakkında nazil oldu. Yahudiler onlarla tartışmış ve onları kendi dinlerine çağırmışlardı. Şöyle demişlerdi: “Bizim dinimiz sizin dininizden daha hayırlıdır; biz sizden daha doğru yol üzerindeyiz.” Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: “Kitap ehlinden bir topluluk sizi saptırmayı arzu etti…” ayetin sonuna kadar.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın: “İster ki” buyruğunun anlamı “temenni etti, arzuladı” demektir. “Kitap ehlinden bir topluluk” ifadesiyle ise Tevrat ehli Yahudiler ve İncil ehli Hristiyanlar kastedilmektedir. Onlar, müminleri İslam’dan çevirmeyi, onları içinde bulundukları hidayetten çıkarıp kendi küfürlerine döndürmeyi arzuluyorlardı. Böylece onları helake sürüklemek istiyorlardı.

Buradaki “saptırmak” anlamındaki ifade, “helake sürüklemek” manasındadır. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur:

“Toprakta kaybolup gittikten sonra mı yeniden yaratılacağız?” (Secde 10)

Yani: “Helak olduktan sonra mı?” demektir.

Ahtal da Cerîr’i hicvederken şöyle demiştir:

“Sen, bulanık ve köpüklü bir dalganın içindeki çer çöp gibiydin; sel seni sürükledi de helak olup gittin.”

Buradaki “dalâl” kelimesi “helak olmak” anlamındadır.

Nâbiğa ez-Zübyânî de şöyle demiştir:

“Onu açık bir göz önünde helak ettiler.”

Yani “öldürdüler, yok ettiler” demektir.

Allah’ın: “Oysa onlar kendilerinden başkasını saptırmazlar” buyruğunun anlamı şudur: Müminleri dinlerinden çevirmeye çalışmalarıyla gerçekte kendilerinden başkasını helake sürüklemezler. Burada “kendileri” ifadesiyle onların taraftarları ve kendi dinlerinden olan kimseler kastedilmektedir. Çünkü onlar bu davranışlarıyla Allah’ın gazabını ve lanetini hak etmiş, böylece hem kendilerini hem de peşlerinden gidenleri helake sürüklemişlerdir.

Bunun sebebi, Allah’a küfretmeleri, kitaplarında Muhammed’e iman edip onu tasdik etmeleri yönünde alınmış olan ahdi bozmaları ve onun peygamberliğini inkâr etmeleridir.

Ardından Yüce Allah, onların müminleri saptırma çabalarının aslında kendi aleyhlerine olduğunu bilmediklerini haber vererek şöyle buyurmuştur:

“Fakat farkında olmazlar.”

Yani onlar, müminleri saptırmaya çalışırken gerçekte yalnızca kendilerini helake sürüklediklerini bilmezler. “Şuurunda olmazlar” ifadesi de “bilmezler, fark etmezler” anlamındadır.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/ali-imran-68/,https://kutsalayet.de/ali-imran-70/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız