Onlar ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler: ‘Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın. Seni tenzih ederiz. Bizi ateş azabından koru.’ derler.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ellezine yezkurune llaha kıyamen ve kuuden ve ala cunubihim (Allah’ı ayakta otururken ve yanları üzerine yatarken anarlar) ve yetefekkerune fi halki s-semavati vel-ard (göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler) rabbena ma halakta haza batilan (Rabbimiz bunu boşuna yaratmadın) subhaneke fe-kina azabe n-nar (seni tenzih ederiz bizi ateş azabından koru)
Mukatil Tefsiri
Allah Teâlâ akıl sahiplerini vasıflandırarak onların her hâlde Allah’ı andıklarını bildirmektedir. Ayakta iken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler. Bunun yanında göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde derin derin düşünürler. Bu tefekkürün sonunda Allah’ın yarattığı hiçbir şeyin boşuna ve amaçsız olmadığını anlarlar ve: “Rabbimiz! Sen bunları boş yere yaratmadın; bunları hikmetsiz ve gayesiz yaratmış olamazsın. Bunları belirli bir hikmet ve maksat için yarattın. Seni her türlü eksiklikten tenzih ederiz. Bizi cehennem azabından koru.” diye dua ederler.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın şu sözü: “Allah’ı ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken anarlar”, “akıl sahipleri”nin sıfatıdır. “Onlar” ifadesi, “akıl sahipleri” ifadesine bağlıdır.
Ayetin anlamı şudur: Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişmesinde; Allah’ı ayakta, otururken ve yanları üzerine yatarken anan akıl sahipleri için ibretler vardır. Bununla, namazlarında ayakta dururken, teşehhütlerinde otururken, namaz dışında bulundukları hâllerde ve yanları üzerine yatmış olarak Allah’ı anmaları kastedilmektedir.
İbn Cüreyc bu ayet hakkında şöyle demiştir: “Bu, namazda ve namaz dışında Allah’ı zikretmek ve Kur’an okumaktır.”
Katâde de şöyle demiştir: “Ey Âdemoğlu! Bunlar senin bütün hâllerindir. Yanın üzere yatarken de Allah’ı an. Bu, Allah tarafından bir kolaylık ve hafifletmedir.”
Eğer denilirse ki: “Ayakta durmak ve oturmak isim olduğu hâlde, ‘yanları üzerine’ ifadesi neden bunlara atfedilmiştir?” Cevap olarak denilir ki: Bu ifade anlam bakımından isim yerindedir. Manası, “yanları üzerine yatmış olarak” veya “uzanmış olarak” demektir. Bu sebeple ayakta durma ve oturmaya atfedilmesi güzeldir. Nitekim şu ayette de böyledir:
“İnsana bir sıkıntı dokunduğunda, yan yatarken, otururken veya ayaktayken bize dua eder.” (Yûnus 12)
Burada da “yanı üzerine” ifadesinin anlamı “yatmış olarak” olduğundan, ardından “otururken” ve “ayaktayken” ifadeleri getirilmiştir. Bu ayette de durum aynıdır.
“Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler” sözü ise, onların bu yaratılışı meydana getirenin sanatını tefekkür ettikleri anlamına gelir. Böylece bunun ancak benzeri olmayan, her şeyin sahibi ve rızık vericisi, her şeyin yaratıcısı ve yöneticisi olan; her şeye gücü yeten, zengin eden ve fakirleştiren, yücelten ve alçaltan, dirilten ve öldüren, mutluluğu ve bedbahtlığı veren Allah tarafından yapılabileceğini bilirler.
“Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın. Seni tenzih ederiz. Bizi ateş azabından koru.”
Yüce Allah bununla, onların göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünüp şöyle dediklerini kastetmektedir: “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın.” Burada “diyerek” ifadesi zikredilmemiştir; çünkü sözün akışı buna delalet etmektedir.
“Sen bunu boş yere yaratmadın” demek, “Bu yaratılışı anlamsız, boş ve oyun olsun diye yaratmadın. Onu ancak büyük bir amaç için; sevap, ceza, hesap ve karşılık için yarattın.” demektir.
Ayette “bunu” denilmiş, “bunları” denilmemiştir. Çünkü burada gökler ve yerde bulunan bütün yaratılmışlar kastedilmektedir. Buna delil de ardından gelen şu duadır: “Bizi ateş azabından koru.”
Onların Rablerinden cehennem azabından korunmayı istemeleri bunu göstermektedir. Eğer burada yalnızca gökler ve yer kastedilmiş olsaydı, hemen ardından gelen “Bizi ateş azabından koru” sözünün anlamı açık olmazdı. Çünkü gökler ve yer, yaratıcının varlığına delildir; sevap ve cezaya değil. Sevap ve cezaya delil olan şey emir ve yasaklardır.
Yüce Allah bu ayette akıl sahiplerini şöyle tasvir etmektedir: Onlar emredilen ve yasaklanan kulları görünce, “Rabbimiz! Bunları boş yere ve anlamsız olarak yaratmadın. Seni tenzih ederiz.” derler. Yani Allah’ı, herhangi bir işi boş yere yapmaktan tenzih ederler. Bilirler ki O, kulları büyük bir iş için yaratmıştır; sonuç ya cennet ya da ateştir.
Sonra Rablerine yönelerek, kendilerini ateş azabından korumasını, isyan eden ve emrine karşı gelenlerden kılmamasını isterler ki cehennem ehli olmasınlar.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…