"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ali İmran 128

Bu işten sana hiçbir şey düşmez. Allah ya onların tevbesini kabul eder yahut onları azaplandırır. Çünkü onlar zalimdirler.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Leyse leke mine l-emri şey’un (bu işten sana bir şey düşmez) ev yetube aleyhim (ya da onların tövbesini kabul eder) ev yuazzibehum (ya da onları azaplandırır) fe-innehum zalimun (çünkü onlar zalimdir)

Mukatil Tefsiri
“Bu işten sana hiçbir şey düşmez.” Ey Muhammed! Bunun sebebi şuydu: Suffe ehli olan fakir sahabilerden yetmiş kişi vardı. Bunlar yiyecek bulduklarında doyuncaya kadar yer, artanını da sadaka olarak verirlerdi. Daha sonra sevap umarak savaşa çıktılar. Benî Süleym kabilesinden Usayye ve Zekvân adlı iki toplulukla savaşmak üzere gittiler. Onlarla çarpıştılar ve bu yetmiş kişinin tamamı öldürüldü.

Bu durum, onların öldürülmesi sebebiyle Peygamber’e ve ashabına çok ağır geldi. Bunun üzerine Peygamber sabah namazlarında kırk gün boyunca onların aleyhine beddua etti.

Bunun üzerine Allah şu ayeti indirdi:

“Bu işten sana hiçbir şey düşmez.”

Yani onların hükmü senin elinde değildir.

“Yahut onların tevbesini kabul eder.”

Yani onları kendi dinine hidayet eder.

“Yahut onlara azap eder.”

Yani küfürleri sebebiyle onlara azap eder.

“Çünkü onlar zalimdirler.”

Yani zulmeden kimselerdir.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah bununla şöyle buyurmaktadır:

Allah size Bedir’de yardım etti; inkâr edenlerden bir kısmını yok etmek, onları perişan etmek, yahut onlara tevbe nasip etmek veya onları azaplandırmak için. Çünkü onlar zalimdirler. Bu konuda senin hiçbir tasarrufun yoktur.

Allah’ın:

“Yahut onların tevbesini kabul eder.” (Âl-i İmrân 128)

buyruğu, şu ifadeye atfedilmiştir:

“Yahut onları perişan etmek.” (Âl-i İmrân 127)

Bunun şu anlamda olması da mümkündür:

“Onların tevbe etmelerine kadar bu işten sana hiçbir şey düşmez.”

Bu durumda “tevbe eder” fiili, “hatta” anlamındaki “ev (أو)” ile mansup olur.

Ancak ilk görüş daha doğrudur. Çünkü yaratılmışların işi, kâfirlerin tevbesinden önce de sonra da yaratıcılarından başkasına ait değildir.

Allah’ın:

“Bu işten sana hiçbir şey düşmez.” (Âl-i İmrân 128)

buyruğunun anlamı şudur:

Ey Muhammed! Kullarım hakkında sana düşen tek şey, onlar arasında emrimi uygulaman ve benim emrime bağlı kalmandır. Onların işi bana aittir. Hüküm yalnız benim elimdedir. Dilediğim kimse hakkında hüküm veririm. Bana isyan eden, emrime karşı gelen ve beni inkâr eden kimselerden dilediğimin tevbesini kabul ederim; dilediğime de azap ederim. Bu azap dünyada öldürme ve helâk edici cezalar şeklinde olabileceği gibi, ahirette kâfirler için hazırladığım azap şeklinde de olabilir.

İbn Humeyd rivayet etti; Seleme, İbn İshak’tan nakletti:

Sonra Allah, Muhammed’e şöyle buyurdu:

“Bu işten sana hiçbir şey düşmez. Allah ya onların tevbesini kabul eder yahut onları azaplandırır. Çünkü onlar zalimdirler.” (Âl-i İmrân 128)

Yani:

Kullarım hakkında hüküm vermek sana ait değildir. Senin görevin yalnızca sana emrettiğim şeyi yerine getirmektir. Dilersem rahmetimle onların tevbesini kabul ederim, dilersem günahları sebebiyle onlara azap ederim. Çünkü onlar bana isyan ederek bunu hak etmişlerdir.

Rivayet edildiğine göre Allah bu ayeti, Uhud günü müşriklerin Peygamber’e verdikleri zarar üzerine indirmiştir. Peygamber onların hidayete gelmesinden ümidini keser gibi olmuş ve şöyle demiştir:

“Peygamberlerine bunu yapan bir topluluk nasıl kurtuluşa erebilir?”

Bu konuda rivayetler şöyledir:

Humeyd b. Mes‘ade rivayet etti; Bişr b. Müfaddal, Humeyd’den, o da Enes’ten rivayet etti:

Uhud günü Peygamber’in ön dişi kırılmış, yüzü yaralanmıştı. Yüzündeki kanı silerken şöyle diyordu:

“Kendilerini Rablerine çağıran peygamberlerini kana bulayan bir topluluk nasıl kurtuluşa erebilir?”

Bunun üzerine şu ayet indirildi:

“Bu işten sana hiçbir şey düşmez. Allah ya onların tevbesini kabul eder yahut onları azaplandırır. Çünkü onlar zalimdirler.” (Âl-i İmrân 128)

İbn Beşşâr da İbn Ebî Adiyy’den, o da Humeyd’den, o da Enes’ten aynı rivayeti nakletmiştir.

Yahyâ b. Talha rivayet etti; Ebû Bekir b. Ayyâş, Humeyd et-Tavîl’den, o da Enes b. Mâlik’ten nakletti:

Peygamber’in alnı yarılıp ön dişi kırılınca şöyle buyurdu:

“Peygamberlerine bunu yapan bir kavim kurtuluşa eremez.”

Bunun üzerine Allah ona vahyetti:

“Bu işten sana hiçbir şey düşmez. Allah ya onların tevbesini kabul eder yahut onları azaplandırır. Çünkü onlar zalimdirler.” (Âl-i İmrân 128)

Hasan el-Basrî’den rivayet edildiğine göre Peygamber Uhud günü şöyle buyurmuştur:

“Kendisini Allah’a çağırdığı halde yüzünü kana bulayan bir kavim nasıl kurtuluşa erebilir?”

Bunun üzerine aynı ayet indirildi.

Katâde şöyle demiştir:

Bu ayet Uhud günü nazil oldu. Allah’ın Peygamberi yüzünden yaralanmış ve dişlerinden biri kırılmıştı. Ebû Huzeyfe’nin azatlısı Sâlim yüzündeki kanı yıkarken Peygamber şöyle diyordu:

“Rablerine çağırdığı halde peygamberlerinin yüzünü kana bulayan bir kavim nasıl kurtuluşa erebilir?”

Bunun üzerine Allah:

“Bu işten sana hiçbir şey düşmez…” (Âl-i İmrân 128)

ayetini indirdi.

Rebî‘ b. Enes şöyle demiştir:

Peygamber’in yüzü yaralanıp dişi kırılınca müşriklere beddua etmeyi düşündü ve şöyle dedi:

“Peygamberlerinin yüzünü kana bulayan bir topluluk nasıl kurtuluşa erebilir? O onları Allah’a çağırırken onlar onu şeytana çağırıyor; o onları hidayete çağırırken onlar onu sapıklığa çağırıyor; o onları cennete çağırırken onlar onu ateşe çağırıyorlar.”

Bunun üzerine Allah:

“Bu işten sana hiçbir şey düşmez. Allah ya onların tevbesini kabul eder yahut onları azaplandırır.” (Âl-i İmrân 128)

ayetini indirdi. Bunun üzerine Peygamber onlara beddua etmekten vazgeçti.

Hasan’dan gelen bir rivayette şöyle denilmektedir:

Ebû Süfyân, Bedir’de müşriklerin uğradığı yenilginin öfkesiyle Uhud’a geldi ve Müslümanlarla şiddetli bir savaş yaptı. Müslümanlardan Bedir’de esir alınanların sayısına denk kişiler öldürüldü. Bunun üzerine Peygamber öfkenin de etkisiyle şöyle dedi:

“Kendilerini İslam’a çağırdığı halde peygamberlerinin yüzünü kana bulayan bir kavim nasıl kurtuluşa erebilir?”

Allah da şu ayeti indirdi:

“Bu işten sana hiçbir şey düşmez…” (Âl-i İmrân 128)

Katâde ayrıca rivayet etmiştir:

Peygamber’in dişini kıran ve yüzünü yaralayan kişi Utbe b. Ebî Vakkâs idi. Peygamber onun hakkında şöyle dua etti:

“Allah’ım! Üzerinden bir yıl geçmeden onu kâfir olarak öldür.”

Gerçekten de üzerinden bir yıl geçmeden kâfir olarak öldü.

İbn Abbas’tan gelen rivayette de Peygamber’in kaşının yarıldığı ve dişinin kırıldığı, Sâlim’in yüzündeki kanı yıkadığı sırada:

“Kendilerini Allah’a çağırdığı halde peygamberlerinin yüzünü kana bulayan bir kavim nasıl kurtuluşa erebilir?”

dediği ve bunun üzerine:

“Bu işten sana hiçbir şey düşmez.” (Âl-i İmrân 128)

ayetinin indirildiği nakledilmiştir.

Bazı âlimler ise ayetin, Peygamber’in belirli kimselere beddua etmesi üzerine indiğini söylemişlerdir.

İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre Resûlullah bazı kimselere beddua ediyordu. Bunun üzerine Allah:

“Bu işten sana hiçbir şey düşmez. Allah ya onların tevbesini kabul eder yahut onları azaplandırır. Çünkü onlar zalimdirler.” (Âl-i İmrân 128)

ayetini indirdi. Daha sonra Allah onları İslam’a hidayet etti.

Yine İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre Peygamber şöyle dua etmişti:

“Allah’ım! Ebû Süfyân’a lanet et. Allah’ım! Hâris b. Hişâm’a lanet et. Allah’ım! Safvân b. Ümeyye’ye lanet et.”

Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:

“Bu işten sana hiçbir şey düşmez. Allah ya onların tevbesini kabul eder yahut onları azaplandırır. Çünkü onlar zalimdirler.” (Âl-i İmrân 128)

Ebû Hureyre’den gelen rivayette ise Resûlullah sabah namazında şöyle dua ederdi:

“Allah’ım! Velîd b. Velîd’i, Seleme b. Hişâm’ı, Ayyâş b. Ebî Rebîa’yı ve Müslümanlardan zayıf bırakılmış olanları kurtar. Allah’ım! Mudar kabilesini şiddetle yakala ve onların üzerine Yusuf yılları gibi kıtlık yılları gönder. Allah’ım! Lihyân, Ri‘l, Zekvân ve Usayye’ye lanet et; onlar Allah’a ve Resûlüne isyan ettiler.”

Daha sonra:

“Bu işten sana hiçbir şey düşmez. Allah ya onların tevbesini kabul eder yahut onları azaplandırır. Çünkü onlar zalimdirler.” (Âl-i İmrân 128)

ayeti nazil olunca bu duayı terk ettiği nakledilmiştir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ali-imran-127/,https://kutsalayet.de/ali-imran-129/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız