"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Abese 17

Kahrolası insan, ne kadar da nankördür!

Diyanet Vakfı
Kahrolası insan! Ne inkarcıdır!

Kurtubi Tefsiri
Kahrolası o İnsan! Ne kadar da nankördür o!

“Kahrolası o İnsan! Ne kadar da nankördür o!” âyetindeki:

“Kahrolası”; ona lanet edildi, anlamındadır. Azâb olundu, diye de açıklanmıştır, însan’dan kasıt kâfirdir,

el-A’meş, Mücahid’den şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Kahrolası o insan” âyetin geçtiği her yerde kastedilen kâfirdir.

ed-Dahhak, İbn Abbâs’tan şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Ayet Ebû Leheb’in oğlu Utbe hakkında inmiştir. Önce îman etmişti, fakat

“Yemin olsun yıldıza…”(en-Necm, 53/1) âyeti nazil olunca, irtidad etti ve: “en-Necm” dışında Kur’ân’ın tümüne îman ettim, dedi. Şanı yüce Allah da onun hakkında:

“Kahrolası o insan” âyetini indirdi. Yani Utbe, Kur’ân’ı inkâr ettiğinden dolayı Utbe’ye lanet edildi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) da ona beddua ederek: “Allah’ım, sen ona el-Ğadıra arslanını musallat et” dedi. Hemen Şam’a doğru bir ticaret maksadı ile çıkıp gitti. el-Ğadıra denilen yere varınca, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın bedduasını hatırladı. Beraberindekilere eğer canlı olarak sabahı ederse bin dinar vermeyi vaadetti. Bunun üzerine onu arkadaşların ortasına aldılar, eşyalarını etrafında dizdiler. Onlar bu halde iken arslan geldi. Eşyalara yaklaşınca atıldı ve hemen Utbe’nin üzerine çıktı, onu paramparça etti. Babası ise onun için ağlamış, ağıt yakmış ve şöyle demişti: Muhammed, her ne dediyse mutlaka oluyor.

Ebû Salih, İbn Abbâs’lan:

“Ne kadar da nankördür o!” âyetini: Onu nankörlüğe iten ne oldu, diye açıkladığını rivâyet etmiştir.

Buradaki:

“Ne kadar da” lâfzının teaccüb (hayret ve şaşkınlık) için olduğu da söylenmiştir (mealde olduğu gibi). Araplar, bir şeye hayret edecek olurlarsa: Allah kahretsin onu, ne kadar da güzeldir, Allah rezil etsin onu ne kadar da zalimdir! demek adetleridir. Âyetin anlamı şudur: Bundan sonra sözünü edeceğimiz bütün bu hususlara rağmen insanın kâfir (ve nankör) olmasına hayret ediniz.

Şöyle de açıklanmıştır: Yüce Allah’ın kendisine iyiliklerinin çokluğunu bilmesine rağmen Allah’ı inkar etmeye, nimetlerine karşı nankörlük etmeye ne itti onu? Bu da teaccüb anlamını ifade eder.

İbn Cüreyc dedi ki: Onun küfrü (ve nankörlüğü) ne kadar da ileridir, demektir.

Buradaki;

“Ne” lâfzının soru edatı olduğu da söylenmiştir. Yani, onu küfre (ve nankörlüğe) iten nedir? Buna göre bu, azar anlamını ihtiva eden bir sorudur. Bu edatın hem teaccüb anlamını ifade etme, hem de

“Ne” anlamını ifade etme İhtimali vardır. O takdirde de soru edatı olur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/abese-16/,https://kutsalayet.de/abese-18/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız