Ali b. İbrahim, babasından, o İbn Ebî Umeyr’den, o Ömer b. Uzeyne’den, o Zürâre’den nakletti. Zürâre şöyle dedi: Ebu Cafer’e Allah’ın: “Kalpleri ısındırılanlar…” sözü hakkında sordum. Buyurdu ki: “Bunlar Allah’ı birleyen, Allah’tan başka tapılanları terk eden, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik eden kimselerdir; ancak Muhammed’in getirdiklerinin bir kısmı hakkında şüphe içindedirler. Bu sebeple Allah, Peygamberine onları mal ve bağışlarla kendisine yaklaştırmasını emretti ki İslamları güzelleşsin, girdikleri ve kabul ettikleri din üzerinde sağlam dursunlar. Allah’ın Elçisi Huneyn günü Kureyş’in ve diğer Mudar kabilelerinin ileri gelenlerini bu şekilde kendisine yaklaştırdı. Bunlar arasında Ebu Süfyan b. Harb, Uyeyne b. Hısn el-Fezârî ve benzerleri vardı.”
Devamında Zürâre şöyle dedi: Ensar bundan dolayı öfkelendi ve Sa‘d b. Ubâde’nin yanında toplandı. Sa‘d onları Ci‘râne’de Allah’ın Elçisi’nin yanına götürdü ve: “Ey Allah’ın Elçisi, konuşmama izin verir misin?” dedi. Peygamber: “Evet.” buyurdu. Bunun üzerine Sa‘d şöyle dedi: “Eğer bu mallardan kavmine verdiğin pay Allah tarafından indirilmiş bir hüküm ise razı olduk; değilse razı olmadık.” Zürâre dedi ki: Ebu Cafer’in şöyle dediğini işittim: Bunun üzerine Allah’ın Elçisi: “Ey Ensar topluluğu! Hepiniz lideriniz Sa‘d’ın görüşünde misiniz?” buyurdu. Onlar: “Liderimiz Allah ve Resulüdür.” dediler. Üçüncü kez sorunca: “Biz de onun görüşündeyiz.” dediler. Zürâre dedi ki: Ebu Cafer’in şöyle dediğini işittim: “Bunun üzerine Allah onların nurunu söndürdü ve Kur’an’da kalpleri ısındırılanlar için bir pay belirledi.”