Bir grup ravi, Ahmed b. Muhammed’den; o da Bekr b. Muhammed’den, o da Ca‘ferî’den nakletti. Dedi ki:
Ebû’l-Hasan bana şöyle buyurdu:
“Seni neden Abdurrahman b. Ya‘kūb’un yanında gördüm?”
Ben:
“O benim dayımdır.” dedim.
Buyurdu:
“O Allah hakkında çok büyük sözler söylüyor; Allah’ı nitelemeye kalkıyor, hâlbuki Allah nitelendirilemez. Ya onunla oturup bizi bırakacaksın ya da bizimle oturup onu bırakacaksın.”
Ben:
“O istediğini söylesin; ben onun söylediklerini söylemediğim sürece bana ne zararı olur?” dedim.
Ebû’l-Hasan şöyle buyurdu:
“Onun üzerine bir azabın inip de hepinizin ona uğramasından korkmuyor musun? Musa’nın arkadaşlarından olup babası Firavun’un taraftarlarından olan kişinin haberini bilmiyor musun? Firavun’un atlıları Musa’yı takip ettiğinde o kişi babasını öğüt vererek Musa’ya katmak için geride kaldı. Babası ise ona karşı çıkarak yoluna devam etti. Nihayet ikisi de denizin kenarına ulaştılar ve birlikte boğuldular. Sonra bu haber Musa’ya ulaştı. Musa:
‘O Allah’ın rahmeti içindedir. Fakat ilahî ceza indiği zaman günahkâra yakın olan kimseyi de koruyamaz.’
buyurdu.”