Kutsal kitaplar, Kitâbü’l-Cilve yani Vahiy Kitabı ile Mushaf-ı Reş yani Kara Kitap’tan oluşur. Bu kitaba Kara Kitap denmesinin sebebi, onda Rabbin Kara Dağ üzerine inişinden söz edilmesidir. El-Cilve, Şeyh Adî’nin kendisine nispet edilir ve buna göre miladi on ikinci yüzyıla ait olmalıdır. Kısa bir giriş ve beş küçük bölümden oluşur. Her bölümde Adî konuşan kişi olarak gösterilir. Önsözde Şeyh, dünyanın yaratılışından önce Melek Tavus ile birlikte var olduğunu ve tanrısı Tavus tarafından Yezidi topluluğunu hakikat konusunda eğitmek için gönderildiğini söyler. Birinci bölümde her yerde hazır bulunma ve her şeye gücü yetme iddiasında bulunur; ikinci bölümde kendisine itaat edenleri ödüllendirme ve karşı gelenleri cezalandırma gücüne sahip olduğunu söyler; üçüncü bölümde yeryüzünün hazinelerine sahip olduğunu bildirir; dördüncü bölümde takipçilerini dışarıdakilerin öğretilerine karşı uyarır; beşinci bölümde ise emirlerini korumalarını ve öğretilerini kendilerine aktaracak olan hizmetkârlarına itaat etmelerini emreder.
Muhtemelen on üçüncü yüzyıla tarihlenen Kara Kitap, Vahiy Kitabı’ndan daha hacimlidir; fakat bölümlere ayrılmamıştır. Yaratılış anlatısıyla başlar: Tanrı işini yedi günde, pazar gününden cumartesi gününe kadar tamamlar. Her gün bir melek veya kral yaratır. Pazar günü yaratılan Melek Tavus, hepsinin başı yapılır. Bundan sonra Fahrüddin gezegenleri, insanı ve hayvanları yaratır. Ardından Âdem ve Havva, onların ayartılması ve aralarındaki tartışma; baş meleklerin Yezidi krallığını kurmak için dünyaya gelişi; tufan; Yezid bin Muaviye’nin mucizevi doğumu; yiyecekler, Yeni Yıl ve evliliklerle ilgili bazı hükümler anlatılır.
Rahmân ve Rahîm olan Tanrı’nın adıyla!
Yüce Tanrı’nın yardımıyla ve O’nun yönlendirmesi altında, Yezidilerin tarihini, öğretilerini ve dinlerinin sırlarını, kendi bilgi ve rızalarıyla elimize ulaşan kitaplarında yer aldığı şekliyle yazıyoruz.
Muktedir Billah döneminde, Hallâc-ı Mansûr diye bilinen yün tarakçısı Mansûr el-Hallâc ve Geylânlı Şeyh Abdülkâdir yaşamaktaydı. Aynı dönemde Hakkâri Dağı’ndan, aslen Halep veya Baalbek bölgesinden gelen Şeyh Adî adında bir adam ortaya çıktı. Musul şehrine yaklaşık dokuz saat uzaklıkta bulunan Laliş Dağı’na geldi ve oraya yerleşti. Bazıları onun Harran halkından olduğunu ve Mervân bin Hakem ile akraba bulunduğunu söyler. Tam adı Şerefüddin Ebü’l-Fedâil Adî bin Müsâfir bin İsmail bin Mûsâ bin Mervân bin Hasan bin Mervân’dır. Hicri 558 yılında öldü. Mezarı hâlâ ziyaret edilmektedir; Musul köylerinden biri olan Baadre yakınındadır ve Musul’a on bir saat uzaklıktadır. Yezidiler, Şeyh Adî’nin müridleri olan kimselerin soyundan gelirler. Bazıları onların kökenini Yezid’e, bazıları ise Hasan el-Basrî’ye dayandırır.