Sayıları nispeten az, büyük ölçüde cahil ve neredeyse hiçbir yazılı edebiyata sahip olmamalarına rağmen, Yezid’in takipçileri onları bir mezhep olarak bir arada tutan ve diğer bütün dinî topluluklardan ayıran, açıkça belirlenmiş inanç esaslarına sahiptir. Onlar iki temel inancı benimserler. Birincisi, birinci dereceden ilah olan Tanrı’ya; ikincisi ise, tek bir varlık içinde üç kişiden oluştuğunu düşündükleri ikinci dereceden ilaha inanırlar. Bu ikinci ilah Melek Tavus, Şeyh Adî ve Yezid’den meydana gelir.
Günümüzde Yezidiler arasında bulunan Tanrı anlayışının, her ne kadar belirsiz olsa da, İslamî veya Hristiyan kaynaklardan mı geldiğini, yoksa Tanrı ile daha alt düzeydeki ilahların yan yana tapınıldığı ilkel bir dinî aşamadan mı kaynaklandığını belirlemek kolay değildir.
Bununla birlikte açık olan bir nokta vardır: Yezidilerin Tanrı anlayışı, kökenini ilahî vahyin sözcüsü olarak konuşan ve geleneksel dinden bilinçli biçimde ayrılan büyük bir din kurucusunun öğretilerine dayandıran herhangi bir “vahiy dini”nin etkisi altında görünmemektedir.
Yezidilerin Tanrı tasavvuru, düşünsel bir sorgulamanın ürünü olmaktan çok, zihinlerinde kalan bir izlenim gibidir. Bu nedenle, her ne kadar sade görünse de, tanımlanması kolay değildir. Yunan felsefesinde öne çıkan; Tanrı’yı kendi içinde mutlak ve eksiksiz var olan, değişmeyen, zaman ve mekânın dışında bulunan bir varlık olarak gören anlayış, Yezidi teolojisinde bilinmemektedir. Aynı şekilde Yahudilikteki Yehova’nın teokratik anlayışı da bu mezhebin inancına yabancıdır.
Bunun gibi, İslam’ın Tanrı’yı mutlak hâkim ve egemen olarak gören anlayışı ile Hristiyanlığın Tanrı’yı Mesih karakterinde tasavvur eden kendine özgü anlayışı da Şeytanperestlerin dininde bulunmaz. Oysa bizler Yüce Varlığı çoğu zaman bu geleneksel kavramlarla düşünmeye alışmışızdır.
Bununla birlikte Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’dan izler taşıdığı söylenebilecek bir unsur vardır: kişisel bir Tanrı’ya inanılması. Ancak Yezidiliğe göre bu Tanrı yalnızca evrenin yaratıcısıdır; onun idaresini ve devamını sağlayan değildir. Evrenin yönetimi bu inanç sistemine göre yedi ilaha bırakılmıştır.
Diğer dinlerden kalmış bir unsur olarak değerlendirilebilecek bir başka düşünce de aşkın (müteâl) Tanrı anlayışıdır. Ancak bu noktada da Şeytanperestlerin aşkınlık anlayışı diğer dinlerdekinden farklıdır. Onlara göre Yüce Tanrı dünyadan tamamen çekilmiş, dünya işlerine karışmayı bırakmıştır. Yalnızca yılda bir kez, yeni yıl gününde tahtına oturur, ilahları huzuruna çağırır ve yeryüzüne inecek olan ilaha yetkiyi teslim eder.
Kısacası, Yezidilerin kişisel Tanrı anlayışı son derece aşkın ve durağandır. Bu yönüyle kısmen Platon’un mutlak varlık anlayışını andırmaktadır.
Yezidiler Tanrı’ya Kürtçe Xwedê (Khuda) adını verirler ve onun kendisini üç farklı biçimde tecelli ettirdiğine inanırlar: kuş suretinde Melek Tavus, yaşlı bir adam suretinde Şeyh Adî, genç bir adam suretinde ise Yezid. Görünüşe göre Tanrı’ya doğrudan dua etmez ve ona doğrudan kurban sunmazlar.