"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ruhbanlık Sınıfları – Ezidilik

Yezidi mezhebinin dinî hiyerarşisi dört kademeden oluşur.

En üstte bulunan baş şeyh, mezhebin patriğidir. Topluluğun bütün dinî işlerini yönetir ve ibadetlere önderlik eder. Aynı zamanda dinlerinin baş yorumcusu, en yüksek dinî hâkim ve kutsal bir kişidir. Evi, önem bakımından yalnızca Şeyh Adî’nin mabedinden sonra gelen kutsal bir mekân sayılır. Emirlerine mutlaka uyulması gerekir.

En güçlü yetkisi aforoz etme hakkıdır. Din adamlarından oluşan bir mahkemeye başkanlık eder. Bu mahkeme dinî suçlar, evlilikle ilgili meseleler ve din adamları arasındaki anlaşmazlıklar hakkında hüküm verir.

Görevi babadan oğula geçen kalıtsal bir makamdır. Ancak en büyük oğul bu göreve layık görülmezse, yerine başka bir oğlunu halef olarak tayin edebilir.

Baş şeyhin Şeyh Adî’nin soyundan geldiğine inanılır. Hastalıkları iyileştirme, hayvanları ve ürünleri bereketlendirme gibi doğaüstü güçlere sahip olduğu kabul edilir.

Yılda iki kez çevredeki köyleri dolaşarak bağış toplar. Daha uzak bölgelere ise bu amaçla kavallarını gönderir. Zaman zaman topluluğun ileri gelenlerinin nikâh törenlerine katılır. Bazen cenaze törenlerine de başkanlık eder. Ancak cenaze merasimleri çoğunlukla kavallar ve şeyhler tarafından yürütülür.

Baş şeyh siyah sarık ve beyaz elbiseler giyer.

Baş şeyhin dışında Yezidilerin çok sayıda başka şeyhi de vardır. Her birinin sorumluluğunda belirli bir bölge bulunur. Yılda iki kez kendi cemaatini ziyaret ederek gönüllü bağışlarını toplar.

Bir cemaat üyesi şeyhini memnun etmezse, dinî önderi tarafından aforoz edilir. Böyle bir kişiyle artık kimse konuşmaz ve onunla aynı sofraya oturmaz.

Bu şeyhlerden her birinin kendine özgü birtakım olağanüstü güçlere sahip olduğuna inanılır. Örneğin bazılarının su üzerine dua edip bu suyu evin köşelerine serpiştirerek akrepleri uzaklaştırabildiği söylenir.

Bunlar arasında Şeyh Deklî adı verilen biri de vardır. Bu ad “Horozların Şeyhi” anlamına gelir. Görevi köy köy dolaşarak tavuk toplamaktır.

Bu şeyhlerden birçoğu sürekli olarak Şeyh Adî’nin türbesinde ikamet eder.

Hiyerarşide şeyhlerden sonra pirler gelir. “Pir” kelimesi Farsçada “ihtiyar, yaşlı adam” anlamına gelir. Pirler kırmızı sarık ve siyah elbiseler giyerler.

Onlardan sonra kavallar gelir. Bu kelime Arapçada güzel konuşan, hatip anlamına gelir.

En son sırada ise Arapçada “fakir” anlamındaki fakirler bulunur. Bunlar Yezidi ruhban sınıfının en alt kademesini oluştururlar.

Din adamlarının bütün dereceleri toplumda büyük saygı görür. Kendileri ve evleri dokunulmaz kabul edilir. Toplantılarda öncelik hakkına sahiptirler. Özellikle şeyhler ve pirler, herkesin çekindiği aforoz yetkisini ellerinde bulundururlar.

Bunların dışında Yezidilerin emir adı verilen dünyevî bir liderleri de vardır. Bu makam da babadan oğula geçen kalıtsal bir görevdir ve yalnızca tek bir aileye aittir.

Emirin Yezid’in soyundan geldiğine inanılır. Yezidiler üzerinde dinî liderden sonra gelen ikinci derecede bir otoriteye sahiptir. Aynı zamanda mezhebi ile Osmanlı Devleti arasında aracılık yapar.

Topluluğun kurallarına uymayan bir üyeyi cemaatten çıkarma yetkisi de emire aittir.

Emirin emrinde elli kadar kaval bulunur. Bunlar her yıl Yezidilerin yaşadığı bölgeleri dolaşarak onun adına para toplarlar.

Toplanan paranın yarısı Şeyh Adî’nin türbesinin giderleri için ayrılır. Kalan yarının bir bölümü emire verilir, diğer bölümü ise kavallar arasında eşit şekilde paylaştırılır.

Kitabın yazıldığı dönemde görevde bulunan emirin adı Ali olup Baadre’de ikamet etmektedir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız