Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed b. Îsâ’dan, o da Ali b. Hakem’den, o da Mâlik b. Atıyye’den, o da Yûnus b. Ammâr’dan rivayet etti.
Yûnus b. Ammâr şöyle dedi: Ebû Abdullah’a, “Yüzümde ortaya çıkan şu rahatsızlık hakkında insanlar, ‘Allah buna ihtiyacı olan bir kulunu böyle bir hastalıkla imtihan etmez’ diyorlar” dedim. Bunun üzerine bana şöyle buyurdu: “Firavun hanedanından olan müminin parmakları büzülmüş ve çekilmişti. O, ellerini uzatarak şöyle derdi: ‘Ey kavmim! Gönderilmiş elçilere uyun.’ (Yâsîn 20-21)” Sonra bana şöyle buyurdu: “Gecenin son üçte birinin başlangıcında abdest al ve kıldığın namaza dur. İlk iki rekâtın son secdesinde secde hâlindeyken şöyle de:
‘Ey yüce olan! Ey büyük olan! Ey çok merhametli! Ey çok esirgeyen! Ey duaları işiten! Ey hayırları veren! Muhammed’e ve Muhammed’in ailesine rahmet et. Bana dünya ve ahiretin hayrından, senin layık gördüğünü ver. Dünya ve ahiretin şerrinden de, senin uygun gördüğün şekilde beni koru. Bu ağrıyı da benden gider’ diyerek rahatsızlığını isimlendir. ‘Çünkü bu beni öfkelendirdi, üzdü ve bana sıkıntı verdi.’ Duada ısrarcı ol.”
Yûnus b. Ammâr şöyle dedi: Kûfe’ye ulaşmadan önce Allah bu rahatsızlığın tamamını benden giderdi.