"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 1293

Hüseyin b. Muhammed el-Eş‘arî dedi ki: Ashabımızdan Abdullah b. Rezîn denilen bir şeyh bana anlattı. Dedi ki: Ben Medine’de, Resul’ün şehrinde mücavir olarak bulunuyordum. Ebu Cafer her gün zeval vaktinde mescide gelirdi; avluya iner, Resul’e gider, ona selam verir, sonra Fatıma’nın evine dönerdi. Ayakkabılarını çıkarır ve kalkıp namaz kılardı. Şeytan bana vesvese verdi ve “O indiği zaman git de bastığı topraktan al” dedi. O gün bunu yapmak için onu bekleyerek oturdum. Zeval vakti olunca kendi merkebi üzerinde geldi; her zamanki indiği yere inmedi, mescidin kapısındaki kayanın üzerine kadar gelip oraya indi. Sonra içeri girdi, Resul’e selam verdi. Sonra namaz kıldığı yere döndü. Bunu birkaç gün yaptı. Ben de, “Ayakkabılarını çıkardığında gidip ayaklarıyla bastığı çakıllardan alırım” dedim. Ertesi gün zeval vaktinde geldi, kayanın üzerine indi; sonra içeri girip Resul’e selam verdi. Ardından namaz kıldığı yere geldi ve ayakkabılarıyla namaz kıldı; onları çıkarmadı. Bunu birkaç gün yaptı.

İçimden, “Burada bana imkân olmadı; fakat hamamın kapısına giderim, o hamama girince bastığı topraktan alırım” dedim. Girdiği hamamı sordum. Bana, Bakî‘de Talha evladından bir adama ait bir hamama girdiği söylendi. Hamama girdiği günü öğrendim, hamamın kapısına gittim ve Talhî’nin yanına oturup onunla konuşmaya başladım; ben de onun gelişini bekliyordum. Talhî bana, “Hamama girmek istiyorsan kalk gir; çünkü bir süre sonra bu sana mümkün olmaz” dedi. Ben, “Niçin?” dedim. “Çünkü İbnü’r-Rıza hamama girmek istiyor” dedi. Ben, “İbnü’r-Rıza kimdir?” dedim. “Muhammed ailesinden, salah ve vera sahibi bir adamdır” dedi. Ona, “Onunla birlikte başkasının hamama girmesi caiz olmaz mı?” dedim. “Geldiği zaman hamamı onun için boşaltırız” dedi.

Ben bu hâldeyken o geldi; yanında kendi gulamları vardı. Önünde hasır taşıyan bir gulam vardı; onu soyunma yerine soktu ve yaydı. O gelip selam verdi, merkebi üzerinde hücreye girdi; soyunma yerine girdi ve hasırın üzerine indi. Talhî’ye, “Salah ve vera ile nitelediğin kişi bu mudur?” dedim. O, “Ey adam, vallahi bunu bugünden başka asla yapmamıştı” dedi. İçimden, “Bu benim işimdendir; bunu ben kendi başıma getirdim” dedim. Sonra, “Çıkıncaya kadar onu bekleyeyim; belki çıkınca istediğime ulaşırım” dedim. Çıkıp giyinince merkebin getirilmesini istedi. Merkep soyunma yerine sokuldu; hasırın üzerinden bindi ve çıktı. İçimden, “Vallahi ona eziyet ettim; bir daha dönmeyeceğim ve ondan istediğim şeyi asla istemeyeceğim” dedim. Buna kesin karar verdim.

O gün zeval vakti olunca merkebi üzerinde geldi ve avluda her zaman indiği yere indi. İçeri girdi, Resul’e selam verdi. Sonra Fatıma’nın evinde namaz kıldığı yere geldi, ayakkabılarını çıkardı ve kalkıp namaz kıldı.

https://kutsalayet.de/kafi-1292/,https://kutsalayet.de/kafi-1294/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız