Hüseyin b. Muhammed → Muallâ b. Muhammed → Ahmed b. Muhammed → Muhammed b. Ali b. Nu‘mân → Sandal → Ebu Üsâme → Ebu Abdullah.
Ebu Abdullah şöyle buyurdu: Hasan b. Ali bir yıl yürüyerek Mekke’ye çıktı; ayakları şişti. Mevlâlarından biri ona, “Binseydin bu şişlik senden dinerdi” dedi. O, “Hayır; şu menzile vardığımızda seni yanında yağ bulunan siyah bir adam karşılayacak. Ondan satın al ve onunla pazarlık etme” buyurdu. Mevlâsı ona, “Babam anam sana feda olsun, bu ilacı satan kimsenin bulunduğu bir menzile gelmedik” dedi. O da şöyle buyurdu: Evet, o menzilin önünde, senin karşındadır. Bir mil yürüdüler; bir de baktılar ki siyah adam oradadır. Hasan mevlâsına, “Adamın yanına git, ondan yağı al ve parasını ver” buyurdu. Siyah adam, “Ey genç! Bu yağı kimin için istiyorsun?” dedi. O, “Hasan b. Ali için” dedi. Siyah adam, “Beni ona götür” dedi. Gitti ve onu Hasan’ın yanına soktu. Adam ona şöyle dedi: Babam anam sana feda olsun; senin buna ihtiyaç duyduğunu bilmiyordum. Bunu görüyor musun? Ben bunun için ücret alacak değilim; ben ancak senin mevlânım. Fakat Allah’a dua et de bana sizi Ehl-i Beyt’i seven, düzgün yaratılışlı bir erkek çocuk versin; çünkü ailemi doğum sancısı içinde bıraktım. Hasan ona şöyle buyurdu: Evine git; Allah sana düzgün yaratılışlı bir erkek çocuk bağışladı ve o bizim Şiâmızdandır.