Hüseyin b. Muhammed, Muallâ b. Muhammed’den; o da Ali b. Mirdâs’tan rivayet etti. Ali b. Mirdâs şöyle dedi: Bize Safvân b. Yahyâ ve Hasan b. Mahbûb, Ebû Eyyûb’dan; o da Ebû Hâlid el-Kâbulî’den rivayet etti. Ebû Hâlid şöyle dedi: Ebû Ca‘fer’e Allah Azze ve Celle’nin: “Allah’a, Resulüne ve indirdiğimiz nura iman edin” sözü hakkında sordum (Teğâbün 8). Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Ey Ebû Hâlid! Allah’a yemin olsun ki nur, kıyamet gününe kadar Muhammed ailesinden olan imamlardır. Allah’a yemin olsun ki onlar Allah’ın indirdiği nurdur; Allah’a yemin olsun ki onlar göklerde ve yerde Allah’ın nurudur. Allah’a yemin olsun ey Ebû Hâlid! İmamın müminlerin kalplerindeki nuru, gündüz parlayan güneşten daha aydınlıktır. Allah’a yemin olsun ki onlar müminlerin kalplerini nurlandırırlar. Allah Azze ve Celle dilediği kimseden onların nurunu perdeler de o kimselerin kalpleri kararır. Allah’a yemin olsun ey Ebû Hâlid! Bir kul, Allah kalbini temizlemedikçe bizi sevmez ve velâyetimizi kabul etmez; Allah da bir kulun kalbini, bize teslim olmadıkça ve bize barış içinde bulunmadıkça temizlemez. Kul bize teslim olup barış içinde olduğunda Allah onu çetin hesaptan korur ve kıyamet gününün en büyük korkusundan emin kılar.”