Mekkî b. İbrahim bize rivayet etti; İbn Cüreyc’den. (İbn Cüreyc) dedi ki: Atâ dedi ki: Câbir dedi ki…
Ebû Abdullah dedi ki: Muhammed b. Bekr de şöyle dedi: İbn Cüreyc bize rivayet etti. (İbn Cüreyc) dedi ki: Atâ bana haber verdi; Câbir b. Abdullah’ı, yanında birtakım insanlar varken işittim. (Câbir) dedi ki:
Allah’ın Elçisi’nin ashabı olarak hacca yalnızca hac niyetiyle telbiye getirdik; yanımızda umre yoktu.
Peygamber, Zilhicce’nin dördüncü sabahı geldi. Mekke’ye gelince Peygamber bize ihramdan çıkmamızı emretti ve:
“İhramdan çıkın ve kadınlarla (eşlerinizle) birlikte olun.” dedi.
Atâ dedi ki: Câbir dedi ki:
Bunu onlara kesin bir zorunluluk olarak dayatmadı; sadece helal kıldı.
Ona, bizim şöyle dediğimiz ulaştı: “Arefe’ye aramızda beş gün kalmışken bize eşlerimize dönüp ihramdan çıkmamızı emrediyor; sonra Arefe’ye (gidince) erkeklik organlarımızdan mezi damlar halde mi gideceğiz?”
Câbir elini şöyle yapar, hareket ettirerek anlatırdı.
Bunun üzerine Allah’ın Elçisi ayağa kalktı ve şöyle dedi:
“Şüphesiz biliyorsunuz ki ben, Allah’tan en çok sakınanınızım; en doğru sözlünüzüm ve en iyinizim. Kurbanlığım olmasaydı, sizin çıktığınız gibi ben de ihramdan çıkardım. O halde siz de çıkın. Eğer işimin başını sonunu bilseydim (sonradan öğrendiğim bu bilgiyi önceden bilseydim), kurban getirmezdim.”
Biz de ihramdan çıktık; dinledik ve itaat ettik.