Yûsuf b. Mûsâ bana rivayet etti.
Cerîr bize rivayet etti.
el-A‘meş’ten; o da Ebû Sâlih’ten; o da Ebû Saîd’den nakletti. Ebû Saîd dedi ki:
Allah’ın elçisi şöyle buyurdu:
“Allah ‘Ey Âdem!’ der. Âdem: ‘Buyur, emrine amadeyim; hayır senin elindedir’ der.
Allah: ‘Ateş birliğini çıkar!’ der.
Âdem: ‘Ateş birliği nedir?’ der.
Allah: ‘Her binden dokuz yüz doksan dokuz’ der.”
İşte o gün küçüğün saçı ağarır; her hamile yükünü bırakır; insanları sarhoş görürsün, hâlbuki sarhoş değillerdir; fakat Allah’ın azabı çok şiddetlidir.
Bu onlara ağır geldi. “Ey Allah’ın elçisi, o (kurtulacak) kişi hangimiz?” dediler.
O da şöyle buyurdu:
“Müjdeleyin! Çünkü Ye’cûc ve Me’cûc’dan bin (kişiye karşılık) sizden bir kişi (olur).”
Sonra dedi ki:
“Canım elinde olan (Allah) adına yemin ederim ki, cennet ehlinin üçte biri olmanızı umuyorum.”
Biz Allah’a hamd ettik ve tekbir getirdik. Sonra şöyle buyurdu:
“Canım elinde olan (Allah) adına yemin ederim ki, cennet ehlinin yarısı olmanızı umuyorum. Sizin ümmetler içindeki misaliniz, siyah öküzün derisindeki beyaz kıl tanesi gibi; yahut eşeğin kolundaki benek gibi (azlık)tır.”